1. YAZARLAR

  2. Muhammed Taha Uğurlu

  3. TOPLUMSAL “VEBA”DA BİREYİN DURUMU
Muhammed Taha Uğurlu

Muhammed Taha Uğurlu

Yazarın Tüm Yazıları >

TOPLUMSAL “VEBA”DA BİREYİN DURUMU

A+A-

 

Varoluşçu felsefe ve edebiyatın önemli temsilcilerinden Albert Camus’un “Veba” adlı eseri, Oran şehrinde ortaya çıkan veba salgınının kişiler üzerindeki etkilerinin arka planında meydana gelen toplumsal çözülüşleri irdeliyor.

Roman, birden bire ortaya çıkan farelerin başta kimse tarafından önemsenmemesine rağmen daha sonraları yaşanan ölümlerle birlikte farelerin şehrin her tarafına yayılmalarıyla kitlesel ölümlerin başlaması ve bu ölümlerin insanlarda daha sonra etki yaratmaması yani duyarsızlaşmalarını konu edinir. Eserin bir alegorik okuması ise İkinci Dünya Savaşı’nda Hitler Almanya’sının Fransa’yı işgali, bunun üzerine Fransız halkının direnişi ve halkın iç yüzünü ortaya sermesi olarak görülür.

Ölüm esareti ile yaşam esareti arasında sıkışan bireyi anlatan eser, bir Ateizm propagandası olarak da görülüyor. Varoluşçu felsefenin temel düşüncesi sayılan “absürdizm” bu propagandanın en büyük dayanağı. Çünkü Varoluşçu anlayışa göre insan, Tanrı tarafından Dünya’ya atılmıştır. Bundan dolayı yaşam ve ölüm esareti içinde sıkışıp saçma yani absürt bir durum yaşamaktadır. Eser için kabul edilen bu genel görüşlerden sonra kendi çıkarımım şu şekilde olacaktır:

Romandaki veba hastalığı her şeyden evvel insanın bağlı olduğu yani esir olduğu yaşama darbe vuran ve insanın acziyetini simgeleyen bir hastalıktır. Bunu veba hastalığı iyice yayıldıktan sonra şehrin kapılarının kapatılması ve sokağa çıkma yasağı ilan edilmesiyle anlayabiliriz. Yani vebaya bulaşmayan insanlar(ölüm esaretiyle yüzleşmeyen insanlar), şehrin bir açık cezaevi haline dönüşmesiyle yaşam esaretine mahkum edilir.

Vebanın bulaştığı kişiler ise kendi bedenlerine mahkum edilerek acı çekmektedirler. Bu acıyı sadece onlar anlamaktadırlar. Dolayısıyla bu kişiler kendi çevrelerince ötekileştirilmiş olurlar. Öyle ki insanlar karantinaya alındıklarında bir zaman sonra sevdiklerinin yüzlerini bile hatırlamamaya başlarlar. İnsanları birbirine yabancılaştıran bu hastalık, hastalığın bulaşmadığı insanlar tarafından günlük rutin işlerini aksatan bir durum olarak görülür. Bu da insanların olağanüstü durumlar karşısında ne kadar duyarsızlaşabildiğinin göstergesidir(günümüzde olduğu gibi...)

Günümüze baktığımızda da birçok şeyin mesela; sosyal medya, futbol takımları, aşırı partizanlık, doymak bilmeyen para kazanma arzuları gibi durumların bizi esaret altına aldığını biliyoruz. Bu durumlardan haberdar olmamıza rağmen ve çok yakın çevremizdeki kişilere de doğrudan ya da dolaylı olarak zarar gelmesine rağmen eyleme geçmiyoruz. Eyleme geçme durumumuzu bize zarar gelene kadar erteliyoruz!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.