1. YAZARLAR

  2. Ufuk Coşkun

  3. Tezgah çöktü! Çözüm sürecine davam…
Ufuk Coşkun

Ufuk Coşkun

SivilDüşünce
Yazarın Tüm Yazıları >

Tezgah çöktü! Çözüm sürecine davam…

A+A-

Üst Akıl’ın, sömürgeci ülkelerin emellerine hizmet eden kesimler aylardır gözlerimizin önünde terör örgütlerine yardım ve yataklık ediyor onları birer özgürlük fedaisi olarak takdim ediyordu. Yazarlarıyla, sanatçılarıyla, sivil örgütleriyle, siyasetçileriyle ve medya organlarıyla birlikte bir taraftan terör örgütünün yılmaz savunuculuğunu yaparlarken diğer taraftan da utanmadan Türkiye’yi terörist ülke olarak ilan ediyorlardı. Evet, bu kadar aleni, iğrenç ve haince bir tuzak kurmuşlardı. Gerek rahmetli savcımız Selim Kiraz’ın gerekse asker ve polislerimizin şehit edilmesinde terör örgütü mensuplarına yönelik yapılan yorum ve analizler ortadadır. Güvenlik güçlerinin terör örgütlerine yönelik başlattığı operasyonları bile diktatörce bir uygulama olarak gören bu kesimler tutuklananları da mağdur olarak göstermekten çekinmedi. Tezgah gayet açık ve netti. Yeni Türkiye’yi durdurmak, ülkenin bölgeye ve İslam ülkelerine dönük projelerini, anlaşmalarını kesintiye uğratmak ve kendi içinde barış ve huzur ortamını tesis etmesini engellemek için ne gerekiyorsa yapılacaktı. Kısacası hedef 2000 yıllık köklü devlet geleneğine ve medeniyet tecrübesine sahip bu ülkeyi asla ama asla uyandırmamaktı. Yeni Türkiye’den ve birliktelikten, demokrasi ve özgürlüklerden taviz vermeyen cesur insanlar ise terörist, kukla, satılmış, yandaş, arsız-hırsız ilan edilecekti.

7 Haziran seçimlerin hemen ardından bir gecede tedavülden kalkan “diktatör” suçlamasının yerine, Türkiye’nin terörist ülkeler listesine dahil edilmesine yönelik üretilen algı operasyonu aldı. Diktatör suçlaması tedavülden kalktı çünkü nasıl olduysa diktatörün tek partisi ciddi oy kaybına uğradı! Diktatörlük tutmayınca da bu sefer aylardır Türkiye DAEŞ’e yardım ve yataklık eden bir ülke olarak tanıtıldı. Elbette bu tür bir algı yönetimi kendilerine Üst Akıl tarafından verilmiş bir vazifeydi. Zira bin yılın Selahaddin Eyyübi’sini durdurmak için ne gerekiyorsa yapılmalıydı. Ne var ki Türkiye’yi bu denli hafife almalarının bedeli çok ağır oldu. İmparatorluk bakiyesi bir ülkeyi kolay lokma zannettiler. Netice itibariyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin DAEŞ mevzilerini başarılı bir şekilde vurmasıyla aylardır üretilen bu çirkin algı operasyonu da çöpe gitti. Lakin bu vakte kadar Türkiye’yi uluslararası kamuoyu önüne kasıtlı olarak itibarsızlaştıran, teröre destek veren bir ülke olarak gösteren kesimlerin ödeyeceği bir bedel olmalı. Yargı önünde mutlaka hesap vermelidirler. Diğer taraftan içinde MHP’nin de yer aldığı geniş bir kesim, çözüm süreciyle(onlara göre ihanet süreciydi bu) birlikte AK Parti’nin PKK ile anlaştığı, ülkeyi böldüğü, sattığı türünden ayrı bir algı operasyonu yürütüldü. Kuşkusuz bu algı da Türk Hava Kuvvetleri'ne ait F-16 uçaklarının PKK kamplarını vurmasıyla ve aynı zamanda içeride başlatılan operasyonlarla çürümüş oldu.

Gerçekte terör örgütlerine yardım ve yataklık edenler, ülkeyi kaosa ve çatışmalı ortama çekmek isteyenler, PKK’nın silah bırakmasını istemeyenler dolayısıyla şehit haberlerinin gelmesini dört gözle bekleyenler, DAEŞ’i bölgenin başına bela edenler kendileriydi. Bombaları patlattıktan sonra suçu başkasına atanlar da kendileriydi. Peki, neden? Neden Türkiye’ye dönük bu denli büyük bir tezgahın parçası ve uygulayıcı oldular?  Gayet basit. Çünkü köklü medeniyet birikimi ve devlet tecrübesiyle yola çıkan, tarihi ilim, irfan ve kültürel kodlarıyla ilk kez temas kuran bir Türkiye’nin hem bölgede hem de dünyada etkili bir aktör olmasını istemediler de ondan… Yıllardır Türkiye’yi kontrol altında tutarak bölgenin enerji kaynaklarını sömüren ülkeler ilk kez cesur, aklıselim, vizyon ve proje sahibi en önemlisi de yerli siyasetçilerle tanıştı da ondan. Türkiye ilk kez milli birlik ve kardeşlik projesiyle kadim halklarla tarihi ittifaklar kurmaya başladı da ondan. Kürtlerle ve diğer farklı kesimlerle tek yürek, tek güç olma yolunda emin adımlarla ilerliyordu da ondan… AB ülkeleri krizlerle boğuşurken Türkiye her geçen gün ekonomik büyüme kaydediyor da ondan. Bu yüzden Erdoğan diktatör, Türkiye terörist ülke ilan edilmek istendi.

Şimdi tezgah çöktü… AK Parti hükümeti tüm terör örgütleriyle topyekûn mücadele ediyor. Kararlılıkla, dik durarak ve ne yaptığını çok iyi bilerek.. Türkiye’yi geriletmek isteyen şebekenin tüm maskeleri düştü ve pek tabidir ki kimyaları da altüst oldu. “Türkiye eski Türkiye değildir” ifadesi öyle basit sıradan laf olsun diye üretilen sloganik bir ifade değildi. Bakınız Türkiye öyle bir yola girdi ki ve yüzyıl sonra öyle bir ruh yakaladı ki artık buradan asla geri dönüş olmayacak. İyi plan yapan Üst Akıl’ı çaresiz bırakacak kadar eli güçlü bir Türkiye var karşımızda. Bu vakitten sonra yapılacak iş belli. Devlet teröre karşı elbette vatandaşının emniyetini muhafaza edecektir. Ülke üzerinde oynanan oyunları boşa çıkartacak ve ileriye dönük projelerinden taviz vermeyecektir. Fakat en önemlisi çözüm sürecinden asla taviz verilmemelidir. Vicdanlı Kürtlerle Türklerin birlikteliği tesis edilmeli farklı kesimlere yönelik başlatılan demokratik atılımlar hız kesmeden devam etmelidir. Kısacası barış dolu, özgür ve demokratik bir ülkede yaşama imkanımızı hep birlikte tesis etmeliyiz. Kimse endişelenmesin bu çabanın ve gayretin sonu inşallah huzurlu, güzel bir Türkiye olacaktır..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.