1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Terör nedir?
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Terör nedir?

A+A-

En kısa tanımıyla terör gayrı meşru siyaset biçimidir. Savaş da siyasettir ancak savaşın meşru türü olabildiği gibi gayrı meşru türü de olabilir. Haklı ve adil sebeplere dayandığında savaş meşrudur. İnsanların savaşa başvurmalarının sebebi, pozitif siyasetle yani müzakere ve muahede yoluyla elde edemedikleri sonucu güç kullanarak elde etme çalışmalarıdır ki buna “negatif siyaset” denir.

Savaşı meşru olmaktan çıkaran iki sebepten biri haklı bir gerekçe olmaksızın toprak işgali, kaynak temini, ganimet veya politik tahakküm kurma amaçlı olması. Bunun tipik örneği Amerika'nın Irak'ı işgal etmesidir. Diğeri orantısız güç kullanılması, sivillerin ve yerleşim birimlerinin hedef seçilmesidir. Bu konuda da İsrail ve Amerika tipik örneklerdir. Bir gücün hasmına karşı savaşırken sivilleri hedef alması onu “terörist” yapar.

Buna göre şu veya bu amaçla, şu veya bu örgütün veya devletin masum sivilleri hedef alması terördür. Bir güç kullanımı veya saldırının amacı dini, etnik, mezhebi, sınıfsal, bölgesel, iktisadi, sosyal, ulusal vs. olabilir. Masum siviller hedef alınıyorsa güç kullanan teröristtir. Teröre başvuranın Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Budist veya laik-seküler olması onun eylemini meşrulaştırmaz, hafifletmez. Bahusus Müslüman'ın terörle arasının somut olarak açık olması kaziye-i muhkemedir. Zira savaşın hukukunu en bariz biçimde belirleyen İslam olmuştur. Efendimiz (s.a.), komutanlarını savaşa gönderdiği zaman onlara kadınlara, çocuklara, körlere, akıl hastalarına, felçli ve kötürümlere, bir köşede ibadet eden din adamı rahiplere ve çok sarhoş olanlara dokunulmaması talimatını vermiştir. (Şevkani, Neylü'l-evtar, 8/71 vd.) Savaşla ilgisi olmayan çiftçi, tüccar ve işçiler de öldürülemezler. (İbü'l-Arabi, Ahkamü'l-Kur'an, I/106.)  Kısaca bugün adına “sivil” dediğimiz insanlar ve topluluklar savaş kapsamının dışındadır.

Bu talimatlar savaş hukukunun değişmez çerçevesini çizer. Buna rağmen Müslümanlar veya “İslami örgütler” sivilleri hedef alan eylemlere imza atıyorlarsa, bunların yaptıkları terördür. Her ne sebeple olursa olsun bir Sünni'nin bir Şii türbesine, bir Şii'nin bir Sünni'nin mescidine veya kalabalıkların olduğu pazar yerine, bir gösteri alanına saldırı düzenlemesinin zerre miktarı meşruiyeti yoktur.

Bazı selefiler onlarca ve yüzlerce insanın hayatına son veren “intihar saldırıları”nı tecviz etmiş, düşmana etkili zarar vereceği düşüncesiyle bu saldırılara “istişhad” adını vermişlerdir. Masum sivilleri hedef alması bir yana, kişinin kendini patlatması yönüyle bu türden eylemler tecviz edilemez. “İstişhad” sonuç itibarıyla fiil kişinin üzerindeki patlayıcıları patlatıp “intihar” etmesidir, intihar da haramdır. İntihar saldırıları yıkıcı etkiler doğurup siyasi sonuç elde edilmesine yarasa bile fıkhi açıdan caiz değildirler. Aşağıda aktaracağımız hadis son derece açıklayıcıdır:

Bir sefer sırasında komutan Abdullah ibn Huzafe, çekiştiği askerlere “Odun toplayıp ateş yakın ve kendinizi içine atın” diye emir verince, askerler “Biz ateşten korunmak için İslam'a girdik, şimdi kendimizi ateşe mi atalım?” dediler, emre itaat etmediler. Durum kendisine arz edildiğinde Hz. Peygamber (s.a.) şöyle buyurdu: “Eğer kendilerini ateşe atsalardı bir daha içinden çıkamazlardı. İtaat ancak ma'ruf (meşru) şeyde olur.” (Buhari, Ahkam, 4; Müslim, İmare, 8)

Bu çerçeveden baktığımızda, daha önce Reyhanlı'da 53, bu hafta Suruç'ta 32 kişinin hayatına mal olan intihar saldırıları birer terör eylemidir. İntihar eylemlerini ilk yapanlar 2009 yılına kadar Sri Lanka'da bağımsızlık mücadelesi veren Tamil gerillaları oldu, maalesef İslami örgütler bu eylem biçimlerini onlardan öğrendiler. Suriye, Irak ve başka İslam beldelerinde her gün intihar eylemleri düzenlenmektedir. Bu eylemi etiketi “İslami” olsun olmasın, kim düzenlemişse Allah katında ağır suç işlemiştir. Bunun yanında “misilleme” gerekçesiyle Ceylanpınar'da –ki PKK bu cinayetleri üstlenmiş bulunuyor- evlerinde yatan iki polisin öldürülmesi, Diyarbakır'da veya başka yerlerde trafik polislerinin infaz edilmesi de terördür.

İç ve dış oyun kurucu odakların tuzağına düşmemek için “bana fayda sağlayan terörle bana zarar veren terör” ayırımı yapmadan, teröre “terör” olması hasebiyle ortak tavır almak mecburiyetindeyiz. Aksi halde Iraklaşabilir, Suriyeleşebiliriz!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.