1. YAZARLAR

  2. M. Şakirê Koçer

  3. Tek Allah İnancının Tarihsel Yankısı
M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

Tek Allah İnancının Tarihsel Yankısı

A+A-

Plutonius Hz İsa dinine tabi olan, Roma İmparatoru Hadriyanus döneminde yaşayan bir Romalıdır. Bir gün Roma nın batıl tanrılarının heykellerini kırıp döktüğü için tutuklanıp yargılanır. Kendisine Phıladelphıa(bu günkü Ürdün ün başkenti olan Amman) şehir meydanında haça gerilerek, ateşte yakılma cezası biçilerek zindana atılır. Zindanda, yarın sabah cezası uygulanacak olan Plutonius gece boyunca ağlayıp sızlanır ve Allah a dua eder. Zindanda olan başka bir İsevi ona sorar: '' Yoksa yakılmaktan ve ölmekten korkuyormusun ki bu kadar ağlayıp sızlıyor ve yakarıyorsun.'' Plutonius un ona verdiği cevap çok düşündürücüdür. '' Hayır, yakılmaktan ve ölmekten korkmuyorum.'' ve eline bir avuç toprak alarak, '' Bedenimiz topraktan yaratıldı, tekrar toprağa dönecek. Asıl ben ölmekten değil, tekrar dirileceğim için korkuyorum. Zira ben bu hak yola son bir yıldır mensubum. Ömrümün kadim olan kısmı delalette ve günahta geçti.'' ve ağlayarak '' Ben bunun hesabını Allah a nasıl veririm.'' dedi.  Plutonius sabahleyin haça gerilir ve henüz ateşte yakılmadan Hz İsa dan şu sözü nakleder.     '' Karanlıkta dile getirmekten çekindiğiniz bir hakikat, birgün aydınlıkta işitilecek ve gizli mekanlarda öğrendiğiniz bir inancı, birgün çatılardan haykıracaksınız." dedi ve ateşte yakıldı.
  
İşte tek Allah inancının tarihteki serencamı budur. İnsanlık tarihi boyunca en belirleyici çatışma bu alanda yaşandı. Denilebilirki, tarih bu çatışmadan meydana gelen vakıa nın ismidir. Hiçbir savaş, hiçbir kavga bu alanda yaşananın gibisi tarihe damgasını vurmamıştır. Gelen her peygamber, topluma aydınlık olarak, iman olarak, adalet olarak, ahlak olarak, özgürlük olarak, ilim olarak, bilim olarak, sanat olarak, medeniyet olarak, asalet, izzet, ve şeref olarak yansıdı. İnsanlık, tarihin derin karanlıklarından sıyrıldı. Beşer zemininden( ki bu zemin biyolojik olmasada, psikolojik ve davranış olarak hayvana benzeyen zemindir.) insanlık ve fazilet doruklarına bu acı ve ızdırap dolu mücadelelerin neticesinde yükseldi. Bedeviyetten ümrana doğru evrilmek bu kutsal kavganın eseridir. Hz Nuh un mücadelesini düşünün, Hz İbrahim in mancınıkla ateş ortasına fırlatılışını düşünün, Hz İsa nın korkunç trajedisini düşünün, peygamberimiz Hz Muhammed in (s) yoluna kurulan binbir ölüm köprülerini düşünün, Hz Ali nin istiğnasını, ibadetini, cehdini, cihadını ve serdengeçtiliğini düşünün, Kerbela yı ve halen devam eden matemini düşünün. 
 
İşte tarih böyle vucuda geldi. İnsan hafızası böyle oluştu. Hala güneş doğuyor ise, ay parlıyor ise, hayat ağacı kurumamışsa, insanlık iman, ahlak, adalet, vicdan, özgürlük ve akibet için tedirginlik ve dert taşıyor ise bunu bu adanmışlıktan ayrı düşünmek mümkün mü? Eğer insanlık kemalat cihetinde ilerleme katetmiş ise bu kolay mı oldu? Tek Allah a ve onun son dini olan İslam a mensup insanlık kafilesi olarak, müslümanlar olarak biz bu tarihi önümüze koymaz isek, bu tarih şuuruna varmaz isek, bu tarihsel hafızamızı tazelemez isek, bu adanmışlık kıvamına şartlanmaz isek, bütün bir tarihi cehaletin, karanlığın, zulm un ve zorbalığın en gelişmiş temsilcisi olan batı kültürü, toplum düzeni, zihniyeti ve ahlakı ile nasıl baş edeceğiz? Bu kadim insanlık düşmanının çok yönlü taaruzuna karşı ne tür stratejik ve taktik çareler geliştireceğiz? Kendimizi, halkımızı, milletimizi, ümmetimizi ve insanoğlunu, bu derinleşen, yaygınlaşan, tüm hayatı pençesine alan, insanlık barışını, insanın Allah ile, evren ile olan uyumunu tehdit eden bu tarihsel cehalete karşı köklü itirazımızı nasıl yükselteceğiz? Bu evrensel düşmana karşı tarih içinde ulaşmış olduğumuz merhaleye dayanarak, an için, kısa zaman, orta zaman, uzun zaman ve sonsuzluk ile ilintili mücadele projelerini geliştirmemiz olmazsa olmaz bir gerekliliktir. Bu projeler yüce ve nezih bir imanı, pak ve temiz bir zihniyeti, asil bir ahlakı, yüksek adalet duygusunu, iyi bir niyeti, cesur bir yüreği, yiğitçe bir adanmışlığı, keskin bir düşünce yeteneğini ve hepsinden öte Allah a inanmayı, Allah a saygıyı ve sevgiyi, Allah tan utanmayı ve ondan korkmayı gerektirir. 
 
Yoksa din bezirganlığı, renkten renge girmek, kuş dili edebiyatı, vaki siyaset ve politikalar, parçacı yaklaşımlar, yanlışları vr cürümleri gizlemeye yarayan şekilcilik( takke, tesbih, cübbe, takunya) ve benzeri takıntılar, sadece şeytanın uluslar arası toplumunca, devletlerince ve ordularınca karikatürize edilip gülünç duruma düşürülsünüz. Tilkiler kaplan postunu giyselerde kaplan olamazlar. Bu yüce davanın istikbale sağlam ve muhkem uzanması için nice Plutonius lara ihtiyaç duyulduğunu bir bilen olmayacak mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.