1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. 'Taze kan demokrasinin gereği'
'Taze kan demokrasinin gereği'

'Taze kan demokrasinin gereği'

Başbakan Binali Yıldırım, Olağanüstü kongre sürecinde takvimin her zaman değişebileceğini belirterek, kabine revizyonuna ilişkin, "Kan tazelemesi yapmak demokrasilerin gereğidir" dedi.

A+A-

 

Başbakan Binali Yıldırım Başbakanlık Çankaya Köşkü'nde Bloomberg International'a mülakat verdi.  Olağanüstü kongre sürecine ilişkin Yıldırım, "Ben daha önce olağanüstü kongre olmaz demedim. Kongre sürecini anlattım. Takvim her zaman değişebilir. Kan tazelemesi yapmak demokrasilerin gereğidir. İhtiyaç hasıl olduğunda bakanlarda da değişikliğe gidilebilir. Bunu sayın Cumhurbaşkanımızla bir istişare süreci içerisinde gerçekleştiririz"" dedi. Başbakan Yıldırım akşam saatlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan de bir görüşme yaptı. Yıldırım, basın mensuplarına topluy olarak yaptığı açıklamada ise AKPM'nin Türkiye kararı ve TSK'nın Irak ve Suriye'ye yönelik hava harekâtına ilişkin şunları söyledi: 

"Avrupa'da yükselen bu ırkçılığın etkisinde kalarak böyle kararlar alıyorlar"

"Bu karar şunu gösteriyor son zamanlarda Avrupa'da İslamafobi, ırkçılık Türkiye karşıtlığı gibi politikaların Avrupa Konseyi Parlamentosuna yansımasıdır. Uluslararası kuruluşlar maalesef Avrupa'da yükselen bu ırkçılığın etkisinde kalarak böyle kararlar alıyorlar. Bunlar bölgesel ve küresel barış için faydalı kararlar değil. Türkiye olarak biz bu kararı tamamen siyasi olarak görüyoruz. Türkiye'nin gerçekleri ile örtüşmüyor, hiç kimse Türkiye gibi 15 Temmuz travmasını yaşamadı. Yaşamadıkları için Türkiye'de neler oldu , Türk halkı hangi badirelerden geçti ve buna karşı Türkiye'nin alması gereken tedbirler nelerdi bunları maalesef zahmet edip derinliğine inceleme fırsatı bulmadılar, veya bu ihtiyacı duymadılar. Türkiye alınan karar ne olursa olsun demokrasisini güçlendirmeye , ülkesinin ve milletinin refahını ve güvenliğini korumaya devam edecek. Suriye'de Irak'ta bulunan yurtlarından edilmiş çaresiz insanların derdine derman olmaya devam edecek Türkiye bölgedeki barışın güvenliğin teminatı olmaya devam edecek. Bir gün gelecek ki onlarda bu aldıkları kararın ne kadar yanlış olduğuna kanaat getirecekler ve tekrar gözden geçirecekler. Bunun doğuracağı sonuçlara var, o sonuçları da hükümet olarak değerlendirmemizi yapacağız. Atmamız gereken adımlara da karar vereceğiz. Avrupa Birliği genellikle Avrupa Birliği Konseyi Parlamentosu ile yakın çalışıyor, verdiği kararları da referans kabul ediyor. Önümüzdeki günlerde Avrupa Birliği'ne bu kararın yansıması da görülecektir. Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz son zamanlarda olabilecek en olumsuz düzeye erişmiş gözüküyor. Bunun gelmesiyle de çok fazla bir değişiklik olmaz. Avrupa Birliği'nden istediğimiz ve beklediğimiz şey çok açıktır Türkiye konusunda kafa karışıklığını gidermeleri ve Avrupa'nın kendi gelecek vizyonunu gözden geçirmesi lazım. Avrupa bir Hristiyan birliği olarak yoluna devem mı edecek ? Yoksa açılım yapıp Türkiye'yi de arasına alacak mı almayacak mı ? Bu kararı önce kendi bünyelerinde vermeleri lazım net olarak bunu açıklamalarını bekliyoruz. Bazı ülkeler diyor, Türkiye Birliğe zinhar üye olamaz, bazısı işte bütün kriterler yerine gelirse bile biz bunu referanduma götürürüz ve kabul etmeyiz gibi açıklama yapan ülkeler var. O zaman biz de halkımıza , milletimize soracağız. Bu iş tek taraflı beyanlarla olmaz. Girecek olanın da kararı önemlidir. Bunların Türkiye konusundaki yaklaşımı tama üyelik konusundaki geldiğimiz konumu tam olarak ortaya çıkmadan şu anda konunun muhatabı biz değiliz. Konunun muhatabı Avrupa Birliği'dir. Avrupa Birliği bu konuda duruşunu net olarak ortaya koyacak ondan sonra biz ne yapacağımıza karar vereceğiz."

"Buna şaşırmadım"

Başbakan Yıldırım, bir gazetecinin 'AKPM kararını nasıl değerlendiriyorsunuz? 2 Türk milletvekilinin imzası var.' Şeklindeki sorusuna şu şekilde cevap verdi:

"Buna şaşırmadım. Orada bu kararın yönünde oy kullanmaları hiç şaşırtıcı değil. Çünkü o kararda oy kullananların tamamı PKK'nın terör örgütü olmaktan çıkarılması için propaganda yapan kimseler. Bu karar şunu gösteriyor. Son zamanlarda Avrupa'da islamifobi, ırkçılık, Türkiye karşıtlığı gibi politikaların Avrupa Konseyi parlamentosuna yansımasıdır. Uluslararası kuruluşlar maalesef Avrupa'da yükselen bu ırkçılığın etkisinde kalarak böyle kararlar alıyorlar, bunlar küresel barış için faydalı kararlar değil. Açıkçası Türkiye olarak bu kararı tamamen siyasi bir karar olarak görüyoruz. Türkiye'nin gerçekleri ile örtüşmüyor. Hiç kimse Türkiye gibi 15 Temmuz travmasını yaşamadı. Yaşamadıkları için Türkiye'de ne oldu, Türk halkı hangi badirelerden geçti ve buna karşı Türkiye'nin alması gereken tedbirler nelerdi, bunları maalesef zahmet edip derinliğini inceleme fırsatı bulmadılar yada bu ihtiyacı duymadılar. Dolayısıyla Türkiye alınan karar ne olursa olsun demokrasisini güçlendirmeye, ülkesinin ve milletinin refahını, güvenliğini korumaya devam edecektir. Türkiye Suriye'de, Irak'ta bulunan yurtlarından edinmiş çaresiz insanların derdine derman olmaya devam edecektir. Türkiye bölgedeki barışın, güvenliğin teminatı olmaya devam edecek ve bir gün gelecek ki onlar da aldıkları bu kararın ne kadar yanlış olduğuna kanaat getirecekler ve tekrar gözden geçirecekler. Bunun tabi doğuracağı sonuçlar var. O sonuçları da hükumet olarak değerlendirmemezi yapacağız, atmamız gereken adımları da karar vereceğiz."

"AB bu kararın yansımasını görecektir"

"Avrupa Birliğine bunun yansımasını düşünüyormusunuz?" sorusuna ise şu şekilde cevap verdi: "Yani şu anda Avrupa Birliği genellikle Avrupa Konseyi parlamentosu ile yakından çalışıyor. Bazı konularda Avrupa Konseyi parlamentosunun verdiği kararları da referans kabul ediyor. Önümüzdeki günlerde zannediyorum Avrupa Birliğine bu kararın yansıması da görülecektir. Zaten Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz son zamanlarda olabilecek en olumsuz düzeye erişmiş gözüküyor. Bunun gelmesi ile de çok fazla bir değişiklik olmaz. Biz Avrupa Birliğinden beklediğimiz ve istediğimiz çok açıktır. Türkiye konusunda kafa karışıklığını gidermeleri ve Avrupa'nın kendi gelecek vizyonunu tekrar gözden geçirmesi lazım. Avrupa Birliği Hristiyan Birliği olarak yoluna devam edecek, yoksa açılım yapıp Türkiye'yi de arasına alacak mı, almayacak mı? Bu kararı önce kendi bünyelerinde vermeleri lazım. Net olarak bunu açıklamalarını bekliyoruz. Çünkü bazı ülkeler diyor, 'Türkiye birliğe üye olamaz', bazıları 'Bütün kriterler yerine gelirse bile biz bunu referanduma götürürüz ve kabul etmeyiz' gibi açıklamalar yapan ülkeler var. Sanki kendi kendilerine gelin güvey oluyorlar. Sanki Türkiye 'Aman aman hemen geliyoruz kapıları açın' O zaman bizde halkımıza, milletimize soracağız. Ey ahali bu şartlar altında girelim mi, girmeyelim mi? Öyle mi. Dolayısıyla bu iş tek taraflı beyanlarla olmaz. Girecek olanında kararı önemlidir. Türkiye konusunda net anlaşabilir bir gelecek vizyonunu ortaya koymaları lazım. Türkiye olarak biz bunu bekliyoruz"

"AB duruşunu net olarak ortaya koysun"

"Bizde soracağız dediniz. Aklınızda öyle bir takvim var mı?" soruna ise Başbakan Yıldırım, "Hayır. Şimdi bir kere bunların Türkiye konusundaki yaklaşımı, tam üyelik konusunda geldiğimiz konum net olarak ortaya çıkmadan biz şu anda konunun muhattabı değiliz. Konunun muhattabı Avrupa Birliği. Avrupa Birliği bu konuda duruşunu net olarak ortaya koyacak ondan sonra biz ne yapacağımıza karar vereceğiz" diye cevap verdi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.