1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Tarihte Kürt Kadını - I 
Tarihte Kürt Kadını - I 

Tarihte Kürt Kadını - I 

A+A-

Kadınlar bir toplum için bu kadar önemliyken, ne yazık ki kadının bu konumu yeterince anlaşılamamış ve birçok toplulukta kadın geri plana itilmeye çalışılmıştır. Kürtlerde ise kadın birçok konuda geri planda durmamış ve tutulmamıştır. Ve yaşamın birçok alanında diyebiliriz ki aktif rol oynamıştır.

Kürt Kadınının Aile Hayatı ve Sosyal Yaşamdaki Yeri

Kürt kadınını sosyal yaşamda değerlendirdiğimizde, toplumda saygınlığı belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Kürt toplumunda kadına yönelik baskıcı zihniyetlere pek rastlanmaz. Aksine kadın özgürdür…  Kadın, saygın bir yere sahiptir…

Toplumda saygın bir yere sahip olan kadın aynı zamanda kabile ya da aşiret hayatında da önemli bir yere sahiptir. Kürt kadını, kabile hayatındaki bütün önemli olaylara katılabilmekte ve hatta zaman zaman bazı kabilelerin kadın önderleri de görülmektedir.

Yönetim bazında etkin olan Kürt kadını aynı zamanda evinin hanımıdır. Aile içinde etkinliği oldukça fazladır ve fikirleri önemsenir, saygı duyulur. Kürt kadını, evine bağlı bir yapıya sahiptir.

Hem göçebe hem de yerleşik aşiretlerde Kürt kadını, iş alanında da aktif bir rol almakta ve aile ekonomisine katkı sunmaktadır. Üretimde, birinci derecede etkisi vardır. Kadın, aynı anda çok sayıda işin üstesinden gelebilmektedir. Evin her günkü işinden başka yakacak tedariki, hayvanları sağmak, yağ, peynir yapmak; şal, kilim, çadır dokumak, çorap örmek kadınlara düşer. Tarla işlerinde de erkekle birlikte çalışır. Kadının boş vakti yoktur; hiç işi bulunmadığı vakit iplik büker; kese, bel kuşağı, saç bağı dokur.
Toplumda kadın ve erkek, iş alanında eşit konumdadır. Örneğin; erkekler tarlalarda çalışır, sürüleri güder, toprağı sürer, meyve ağaçlarına veya tütün tarlalarına bakar, ürettiklerini komşu pazarlara taşır; kadınlar ise meyveleri ve tütünü kurutur, halı dokur veya farklı ev işleriyle uğraşırlar. Yani erkek ve kadın arasında önemli ölçüde bir işbölümü vardır.

Bunların yanı sıra Kürt kadını, toplumda sağlam bir karaktere de sahiptir. Kürtler, kızlarını oldukça disiplinli yetiştirir. Kürt kızları her zaman ciddi ve kendinden emindir. İnsanlardan uzak değil, aksine sosyaldirler.

Siyasal Alanda Kürt Kadını

Kürt kadını siyasal alanda geri planda durmamış ve önemli başarılara imza atmıştır. Kürt halkı yüzyıllardır baskı, zulüm sarmalı içerisinde kalıp insani değerleri elinden alınmaya çalışılmıştır. Bu nedenledir ki Kürt halkı, sürekli olarak tüm imkânlarını seferber ederek haklarını elde edebilmenin haklı çabasını ortaya koymuştur. Bu çabalarda kadınlar da önemli bir duruş sergileyerek sosyal alanda, siyasal alanda, politikada yerini almış ve adını tarihe yazdırabilmiştir.

Kadının Politikadaki Sesi

Değerli şahsiyetlerimizden biri Kürt siyaset tarihinde önemli yeri olan Mina Qazi’dır. 1908 yılında Doğu Kürdistan’da dünyaya gelmiştir. Mahabad Kürt Cumhuriyeti kurucuları arasında yer alan Mina Hanım, Qazi Muhammed’in eşidir. Kadı Muhammed, kadınların da gücünün ve haklarının olduğuna inanıyordu. Ve onlara yönelik çalışmaların olması gerektiğini savunarak, eşi Mina Hanıma sonuna kadar destek vermiştir. Mina Hanım, Kürt kadın mücadelesinde bir ilki gerçekleştirerek, 1945 yılında Kürdistan Kadın Birliği’ni kurmuş ve başkanlığını yapmıştır. Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nde önemli görevleri omuzlamıştır. Kadınların da cumhuriyet içerisinde aktifliklerini artırmak için elinden geleni yapıyordu.

İran Şahı, cumhuriyeti yıkıp Kadı Muhammed’in idamına karar verdiğinde, Kadı Muhammed, eşi Mina Hanım’ın ağladığını görünce kendisine “Niye ağlıyorsun! Kürt Kadınına ağlamak yakışmaz” diyerek kendisine güç verir. O da cumhuriyetin yıkılmasından sonra siyaset alanında mücadelesine devam eder. Defalarca tutuklanır. Ağır işkencelerden geçirilir ve taviz vermeden büyük bir kararlılıkla mücadele etmeye devam eder.

Mina Qazi, eşi Kadı Muhammed gibi konuşmalarında sürekli Kürtlerin birliğine vurgu yapmıştır. 1998 yılında Mahabad kentinde vefat etmiştir.

Bedirhanlıların Sürgün Kızı

Kürt ulusal mücadelesine önemli katkılar sunan, ortaya koymuş oldukları yaşantılarla halkın değerlerinin ayakta kalmasını sağlayan Bedirxani ailesinden olan Nesrin Bedirxan; eğitimli, aristokrat bir kişiliğe sahipti. Osman Paşa’nın eşi olan Nesrin Bedirxan, ailenin diğer tüm fertleriyle aynı kaderi, yani sürgünü paylaştı ve İstanbul’a göçtü. Nesrin Bedirxan, sürgün hayatı boyunca, ölene kadar Kürtçe’den başka dil kullanmamıştı. Musa Anter, onun bu kararlılığına temel oluşturan bu duyguyu yine Kürtçe şu sözlerle ifadelendirdiğini aktarmıştı: "Oğlum, ben güya paşa kızı ve paşa kaynanasıyım ama bir Kürt hamal gördüğümde öyle seviniyorum ki, bu paşaları ona değişmem."

Milli Özgürlüğün Destansı İsmi

Koçgiri aşiretinin reisi Alişer’in eşi olan Zarife Hanım, bunlardan sadece biridir. Zarife Hanım; cesur, akıllı, yiğit bir kadındı. Keskin bir nişancı olan Zarife Hanım, tam bir silahşördü. Her zaman tabancasını beraberinde taşırdı.

Her yıl Dersim'e gider, milli amaçlar hakkında nutuklar söyler ve aşiretler arasındaki çelişkileri ciddi bir hâkim gibi hallederdi. Zarife Hanım, eşi Alişer'e daima Kürtçe arkadaş anlamına gelen “Heval” sözüyle hitap ederdi.

Eşinin vermiş olduğu Kürt milli özgürlük mücadelesine bizzat kendisi de katılmıştır. Sürekli olarak silahıyla ona eşlik etmiş, yanında bulunarak onu gayretlendirmiş, mücadele isteğini güçlendirmiş, kendisini yüreklendirmiştir. Zarife, Kürt kadınları arasında da milli uyanış için eşsiz bir propagandacı olmuştur. Son anlarında dahi bu uğurda eşinin yanında ölüme beraber gitmişlerdir.

Zarife hanım, sahip olduğu bilinç ve ortaya koyduğu pratiklerle birçok kişinin ilgisini çekmiştir. Öyle ki kendisine yönelik övgüler dillere dolanmıştır. Baytar Nuri Dersimi, Zarife Hanım ile ilgili olarak şöyle der: “O aslan ki kendi döneminde okuma- yazma bilen, hem siyasi hem de askeri bir Kürt kadınıydı. Çok sefer Alişer bir şey yapmadan önce onun düşüncesini sorar, fikrini alırdı. Ona sormadan karar vermezdi. Zarife savaşçıydı. Çok sayıda bayan da onunla birlikte savaştılar. Onlar da silahlıydılar. Çarpışmalar başlamadan önce silahlı eğitim aldılar, yaptılar.”

Diğer bir siyasetçimiz de hayatı hakkında pek de bilgi bulamadığımız Fatma Hatun’dur. Ahmet el-Kürdi’nin kızıdır. İyi bir siyasetçi ve zeki bir insandır.

Kürt kadınları, ulusal değerlerine sahip çıkmak için bir araya gelip cemiyetler kurarak bazı çalışmalar yürütmüşlerdir. Buna bir örnek de; Kürt aydınlanmasının doğal bir sonucu olarak, modern anlamda ortaya çıkan “Kürt Kadınları Teali Cemiyeti”dir. 1919'da İstanbul'da kurulmuştur. Cemiyetin Nizamnamesi’nde kuruluş amacı şöyle vurgulanmıştır: "Kürt kadınlığının çağdaş anlayışla yükseltilip geliştirilmesini sağlamak, aile yaşamında köklü sosyal reformlar gerçekleştirmek, göç ettirme ve kitle halinde öldürmeler dolayısıyla sefalet içine düşen Kürt öksüz ve dullarına iş bulmak ve nakdi yardımda bulunmak suretiyle onları sefaletten kurtarmak." (Bu konuda daha geniş bilgi için bkn: Mizgîn: Sayı/37 “Kürt Kadınları Teali Cemiyeti” )

Rewşen Bedirxan:

Bedirxani ailesinden, Salih Bedirxan Bey’in kızıdır. Bu ailenin bir ferdi olması bile yaşamının gidişatını belirlemiştir. Ömrünün birçok evresini sürgünlerde geçirmiştir.

Rewşen Bedirxan, 1909 yılının temmuz ayında, Osmanlı Padişahı Sultan Reşat’ın yönetimi resmi olarak ele geçirdiği gün, sürgün hayatı yaşadıkları Kayseri’de dünyaya gelir. Babası Salih Bey, Kürtlerin ulusal değerleri adına yürütmüş olduğu faaliyetlerden dolayı birçok sıkıntıyla karşılaşır. En kötü şartlarda bile Kürt halkının bilinçlenmesi, yürütülen kirli politikalara kanmaması için elinden geleni yapmıştır. Sürgün hayatında bu amaç uğruna birçok gazete ve dergide yazılar, makaleler yazmıştır. Bu nedenle de daha fazla zorlukla karşılaşmıştır. Yaşamını devam edebilmek için çalışmış olduğu zor işlerde hastalığa yakalanarak 30 Mayıs 1915’te Şam’da vefat etmiştir.

Rewşen Bedirxan, o sıralarda 6 yaşlarındadır. Eğitimine Şam’da başlar. Öğretmenlik okulunu bitirerek 1925 yılında Arapça öğretmenliğine başlar. Birkaç yıl içerisin Türkçe, Fransızca, İngilizce öğrenir. Ürdün ve Suriye’nin birleştiği sıralarda bu dillerin öğretmenliğini yapar. 1928 yılından 1964 yılına kadar eğitim verdiği okulda okul müdürü olarak görev yapar. 1971 yılında Mustafa Barzani’nin daveti ve isteği üzerine Güney Kürdistan’a gider.

Rewşen Bedirxan, ana dili dışında Arapça, İngilizce, Fransızca, Türkçe, Almanca dillerini rahatlıkla konuşabilirdi.

1934 yılında Kadınlar Birliği’ne üye olur. 1944 yılında Suriye kadınları adına Mısır’da, Dünya Kadınlar Kongresi’ne katılır. 1957’de Yunanistan’a Kolonyalizm karşıtı kongreye Kürtlerden altı delege istenmişken Rewşen Bedirxan, altı delegeyi temsilen tek başına gider ve kongreye Kürdistan bayrağıyla katılır. Mişel Ehlek, Rewşen Bedirxan’ın katılmaması için elinden geleni yapsa da o, tüm engellere rağmen katılır ve bu kongrede Kürdistan bayrağını açar. Böylece ilk defa uluslararası bir toplantıda Kürdistan bayrağı açılmış olur.

Rewşen Bedirxan, eşi Mir Celadet Bedirxan’ın yapmış olduğu çalışmalarda onun arkasında olmuştur. O da Hawar Dergisi’nin yazarlarından olup aynı zamanda Hawar Dergisi’nin redaktörlüğünü yapmıştır.
Rewşen Bedirxan, Dr. Nuri Dersim’i, Hasan Hişyar, Haydar Haydar ve Osman Efendi 1956’da Halep’te “Kürt Bilim Ve Yardımlaşma” derneğini kurarlar.

Rewşen Bedirxan, 1971 de ise “Kora Zanyariya Kurd” adında bir derneğe üye olur. Kora Zanyariya Kurd’un isteği üzerine İstanbul’a gider. Amacı orada var olan Kürtlerle ilgili yazı ve kitapların Türk arşivlerinden alınarak Kora bünyesinde toplanmasıydı. Bu görevini ise başarıyla tamamlamıştır.
Rewşen Bedirxan’ın, birçok yazısı eseri bulunmaktadır. Bu eserlerinde Kürt kadınının cehalete karşı savaş vermesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu yazılardan biri olan “Jin û Bextiyariya Malê” adlı yazısında şunları ifade etmiştir:

“Birçok kadın, evin rahatlık ve güzelliğinin para ve zenginlik olduğuna inanıyor. Ancak öyle değildir. Huzur ve mutluluk sadece zenginlikte değildir. Fakirlerin öyle elbiseleri var ki huzur ve bahtiyarlık onların içinde zenginlerin köşklerinin içinden daha çok karar kılıyor ve rahat yer ediniyor. Güzellik ve bahtiyarlık para ve köşkler değil; evet güzellik şudur: Güzel söz, alışveriş ve kendi milleti ve vatanına harcadığı emek, iş ve çalışmadır. Parayla olan yaşamın güzelliği biter. Ancak yurtseverlik ve bilgi ile olan yaşamın güzelliği bitmez.”

Yine yazılarından birinde şu sözleri ifade etmiştir:

“Sizin de bildiğiniz gibi en büyük derdimiz cehalettir. Ve cehalet bir hastalıktır. İlacı da bilmektir. Hükümet ve düzen sahibi halklar bu hastalığı kendi özel hastanelerinde tedavisini yapıyorlar ve bu yerlere de eğitim yeri/okul diyorlar. Öğretmenler bu hastanelerin özel doktorlarıdırlar.” 

Rewşen Bedirxan 01.06.1992 Banyas’ta vefat eder.

Gülnaz Hanım: Kürt kadınını yiğitlik ve kahramanlığını ortaya koyan kadınlardan biri de 1927 yılında başlayan Ağrı Ayaklanması’nda ayaklanmaya katılan Gülnaz Hanım’dır. Gülnaz Hanım, ayaklanmaya katılmış olan İzzet Bey'in kız kardeşidir. Ayaklanmadan sonra tutuklanarak Muş Cezaevi'ne konulmuştur. O cezaevindeyken kardeşi İzzet Bey ve oğlu Sıddık Bey bir çatışmada öldürülüp, başları kesilerek Muş’a gönderilir. Fakat teşhis edilmek istenen kafalardan hangisinin Sıddık, hangisinin İzzet Bey'e ait olduğunu kimse bilmiyordu. Bunun için cezaevinde olan Gülnaz Hanım çağrılır. Nuri Dersimi, Gülnaz Hanım'ın kesik baslarla karşılaşmasını şöyle anlatır: "İlk önce İzzet Bey'in kesik başı önünde eğildi ve kardeşinin kahramanlıklarını yüksek bir sesle saydı. Ondan sonra oğlu Sıddık Bey'in kesik başına elini uzattı, gözlerini okşadı ve yüksek sesle, 'Bu benim tosunumdur, buna ben bugün için süt verdim. Eğer Kürdistan davası uğruna bu suretle ölümünü görmeseydim, sütümü kendisine haram ederdim' dedi..."

Besê Hanım:
Alan aşiretinden olan Besê, Seyit Rıza'nın eşidir. Ayaklanmada savaşçı olarak yerini alan Besê, bir çatışma sırasında ele geçmemek için uçurumdan kendisini atarak yaşamına son vermiştir.

Hafsa Hanım:
Kürtlerin haklarını savunup milli özgürlük mücadelesine katkı sunmak isteyen bir diğer Kürt kadını da Hafsa Hanım’dır. Sadece toplumsal olaylara yönelmemiş, bununla birlikte dünya milletler meclisine göndermiş olduğu bir mektupla Kürt halkının özgürlük davasını dünya kamuoyuna taşımıştır. Kadınlar için konağını okuma merkezi, akşam okulu haline getirerek Kürt kadınlarının eğitim seviyesinin yükselmesi için çaba ortaya koymuştur.

Darağacına Götürülen Kadın

Adıyla zamanının destanlarına konu olan, özgürleşme mücadelesinde önemli yeri olan ve kendisiyle birlikte halkını da özgürleştirmek için birçok fedakârlıkta bulunan Kürt kadın şahsiyetlerinden biri de Leyla Qasım’dır. Kürt kadının özgürlük sembolü, cesaretin ve kahramanlığın adı Leyla Qasım, darağacına götürülen ilk Kürt kadınıdır.

1952 yılında Kerkük’te doğar. Ailesiyle birlikte Bağdat’a göç eder ve orada yaşar. Eğitim Bilimleri Fakültesi’ni okur. O sırada Kürt Öğrenci Birliği’ne katılır. Bunun yanı sıra Irak Kürt Demokrat Partisi’nin yürütmüş olduğu ulusal mücadelede yerini alır. 13.05.1974’te darağacına götürülürken şu sözleri ortaya koyar:

“Ben, halkımla ve mensubu olmakla şeref duyduğum partimin mücadelesiyle gurur duyuyorum. Tek isteğim, bana verilen görevi başaramadığım için Allah’ın beni affetmesidir. Ben ölüme hazırım. Bir cellâttan merhamet ve af dilemem.”  
  
Şahadetinden sonra, başta Güney Kürdistan’da olmak üzere Kürdistan’ın dört parçasında efsaneleşmiştir. O dönemde doğan birçok kız çocuğuna “Leyla” ismi verilmiştir.

-Devam Edecek...

KAYNAKLAR
1-İslam Tarihinde Kürt Kadını, “Muhammed Hayr Yusuf”
2- Geçmişten Günümüze Kürt Kadını, “Mehmet Bayrak”
3-Irak Kürtleri, “Kerim Yıldız”
4-Tarihin Tarihi, Kürtlerde Tarih, Tarihte Kadın; “Dr. Kemal Mazhar Ahmed”
5- Kürtler, “Bazil Nikitin”
6-Kürt ve Kürdistan Ünlüleri, “Mehmet Emin Zeki Bey”
7-Tîroj sayı:31
8- Bir El Kitabı Olarak Kürtler, “Mehrdad R. Izady”
9- Kocgiri Ulusal Kurtulus Hareketi (Apec yayinlari)
10- Alişer “Evin Çicek”
11-Kürdistan Tarihinde Dersim “Dr.Nuri Dersimi”
12-
www.kurdistantime.com
13- Kadın ve Savaş “Gülbahar Köker”
14- “Rewşa Jinên Kurd”, Yusuf Budak (kendiside: “Dengê Kurdistan” faydalanmıştır)
15- Navdarên Kurd “Nevin Güngör”
16-
www.celadet.com
17-www.amidakurd.com
18-semakurd 17/3/2007 (Dr. Ebdilmecît Şêxo)

mizgin.net / Seyhan ÖNER-Gülyaz HINISLI  
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.