1. YAZARLAR

  2. Hilâl Kaplan

  3. Taraf'a veda mı?
Hilâl Kaplan

Hilâl Kaplan

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Taraf'a veda mı?

A+A-

Haberi aldığımdan beri ne yazmam gerektiğini düşünüyorum. Bu hususta yazmak benim için bir 'gereklilik', evet.

Daha Taraf'ta yazmaya başlamama bir yıldan fazla bir süre vardı. Orada yazmak aklımın ucundan dahi geçmezken, kendimi çıktığı ilk günden beri heyecanla aldığım gazetenin önünde buluvermiştim. Çünkü dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, arkasına kuvvet komutanlarını dizip 'beşi bir yerde' poz vererek, kameralara parmak sallayarak Taraf'ı açıktan tehdit etmişti. Askeri savcılığın Taraf'a baskın yapacağı beklentisi zirvedeydi. 'Darbe Günlükleri'ni yayınlayan Nokta'ya zamanında yeterince sahip çıkılamamıştı, tarih tekerrür etmemeliydi.

Ahmet Altan ve Yasemin Çongar'ın gazetelerinde 'gece nöbeti' tuttuğu günlerdi. Biz de bir grup Taraf okuru oradaydık işte. Elimdeki pankartta ne yazdığını dün gibi hatırlıyorum: "Önce o elini indir" ki ayni başlık o garip 'basın toplantısı görünümlü muhtıra' sonrası Taraf'ın da manşetinde olacaktı.

Ve hafızam o günle bugün arasında gidip geliyor, buraya sığdırması imkansız bir sürü güzel anıyı diriltiyor.

Taraf, özellikle son bir yıldır eskisi kadar dikkatle takip ettiğim bir gazete olmaktan çıkmıştı. Özellikle son bir yıldır Stratfor yayınlarından tutun da Ahmet Altan'ın 'ajit-prop' bulduğum yazılarına kadar pek çok hayal kırıklığını beraberinde getirmişti. Hatta yayın politikasına ilişkin Alper Görmüş'un eleştirilerinden Yıldıray Oğur'un gazetenin mutfağından çekilmesine kadar Taraf'ta içeriden de hissedilen bir 'memnuniyetsizlik' havası vardı. Ancak bunların hiçbiri Ahmet Altan ve Yasemin Çongar'ın böyle apar topar ve belli ki çok da istemeden ayrılışlarının bende yarattığı burukluğu azaltmıyor. İnsan, ister istemez, "bu sayfa böyle kapanmasaydı" diye beyhude düşüncelere gark oluyor.

Belki bundan yıllar sonra yapılacak analizlerde askeri vesayetin geriletilmesinde "kefenleriyle yola çıkmış" sivil siyasetin kararlılığı olduğu kadar, bazı yayın organlarının yanı sıra, en başta Taraf'ın medya ayağındaki mücadelesi yazılacak. Buna şüphe yok. "Fatih Camii bombalanacaktı" veya "Ak Parti'yi ve Gülen'i Bitirme Planı" ya da "O başsavcıyı yargılayın" gibi unutulmaz manşetleri bile başlı başına tarihi dönemeçlere işaret koymuştu aslında...

Ergenekon savunucularından karşıtlarına, Türk milliyetçilerinden Kürt milliyetçilerine, ulusalcısından 'muhafazakâr'ına kadar herkeste Taraf'ın bir 'proje' gazetesi olduğuna dair garip bir görüş birliği mevcutken, Altan ve Çongar'sız bir Taraf, 'proje'sini gerçekleştirmeye ne derece muvaffak olacak göreceğiz. Tüm eleştirilerimin arkasında durarak söylemem gerekir ki Taraf gibi bir gazeteye Türkiye'nin hâlâ ihtiyacı olduğu kanaatindeyim. Entelektüel birikim, editoryal özgürlük ve "kategorik değil, analitik muhalefet" vasıflarına sahip çıkabilen/geri dönebilen bir gazete olabilirse neden olmasın?

Önceki ve Sonraki Yazılar