1. YAZARLAR

  2. M. Şakirê Koçer

  3. Tapınak Şovalyeleri 
M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

Tapınak Şovalyeleri 

A+A-

21. gündür ben de taksimde ve gezi parkında olup bitenlere ve yaşanan gelişmelere dikkat kesiliyorum. Hemen hemen her gün ekran başında durumu gözlemledim. Her gazete manşetine göz gezdirdim. Buna dair yazılan birçok köşe yazısını ve yorumu okudum. Birçok televizyon programını izledim. İnternet sayfalarını dolaştım ve bende şu kanaat vücut buldu. Kanaatim şudur ki bu bir turnusol kağıdı gibi bir işlev gördü. Akla kara birbirinden daha rahat tefrik edilir oldu. Kimin derununda ne tür niyetlerin saklı olduğu daha da anlaşılır oldu.

Artık iyice anlaşıldı ki ‘’Su uyusa da düşman uyumuyormuş, gözüne uyku girmiyormuş, hep pusuda bekliyormuş.’’ Yüce Allah ın Kuranı Kerimde buyurduğu üzere ‘’Siz onların dinlerine girmedikçe onlar size dost olmazlar. Onlar sizden hoşnut olmazlar.(Yahudi ve Hristiyanları kastederek), onlar birbirlerinin dostudurlar.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan dostları küstürdü, düşmanları da memnun etmedi. Hani bir söz var ‘’Yiğidi öldür ama hakkını yeme’’ her ne kadar Müslümanlığın iktidar muvacehesinde Sayın Başbakanı ve AKP yi derinlemesine eleştirdiğimiz bir vakıa ise de, ama onun cephesinin on yıldır memleket hayatına katmış oldukları kolaylıkları ve kazanımları da göz ardı edemedik etmeyiz de. Her zaman ‘’Ulusa Sesleniş’’ programlarında, balkon konuşmalarında, son iki büyük ve görkemli mitinglerdeki konuşmalarında bu hizmetleri bir bir sayar.

Peki bu hizmetlerinden taksimi ve gezi parkını alevlendirenler mahrum mu bırakıldılar.

İstanbul un suyunu onlar da içmiyorlar mı? Havasını onlar da solumuyorlar mı? Özgürlükse Müslümanlarınkinden daha fazla onların özgürlüğü söz konusu. Devlet onların devleti. Rejim onların cebren kurduğu Cumhuriyet Rejimi dir. Demokratiktir, Laiktir, modern, Seküler, Natürel ve batıcıdır. NATO nun güvencesindedir. Anıtkabirin gölgesindedir. Bunu başbakan bile her zaman tekrarlar durur. Bu anıtkabiri tazim ziyaretlerinden de anlaşılmıyor mu? Bu muhafazakar olsun yada olmasın bütün Türklerin yeminli misakı milli amentülerinden de anlaşılmıyor mu? 28 Şubat öncesinde yapılan kamuoyu araştırma ve anketlerde İslam Şeriatının iktidar olmasını isteyenlerin oranı % 18 iken, bu gün yapılan anketlerde % 9 dur. Bu da sizin lehinize değil midir?

Muhafazakarlarda aynen sizin gibi tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan demiyorlar mı? Gazi Mustafa Kemal demiyorlar mı? O halde bu evham, bu alevlenme, gürlenme, kin, hiddet ve şiddette neyin nesi? Yoksa kıyıdan köşeden rahatsız edildiğiniz, içkinize, işretinize, sefahatinize ve aleminize sınırlama getirildiği için mi? Eskimiş, pörsümüş, depremlerle yıpranmış Atatürk Kültür Merkezi binasını yani tapınağınızı bir opera binası ile revize edeceği söz konusu olduğu için mi? Yoksa siz tapınak şövalyeleri misiniz?

Hiç endişelenmeyin orası bir opera binası olsa bile orada gene de senfoni orkestrası, Mozart ve Beethoven nin eserleri yankılanacak. Gardırop Atatürkçü bunun nesinden rahatsız, doğrusu anlamak zor. Topçu müzesi tekrar Osmanlı nın askeri görkemini dünyaya bir müze şeklinde teşhir edecek diye siz garpzedelerin eteklerinizin tutuştuğu ve tedirginliğinizden ellerinizin titrediği doğru değil midir? Yoksa kimse orda herhangi bir ağacı kesmeyecek ve yeşile dokunmayacak, tam tersine temizlenip tanzim edilecek.

Hem çapulculukla çevrecilik nerede kesişiyor. Yıllar yılı vatan ormanları yakılırken, her kesilen koca ağaçların yerine bir fidan dikilmezken, günlük pornolojik ve paparazzi gazeteciliğine kurban edilirken ve siz garbzedeler de içkinizi yudumlayıp, o gazetelerdeki utanç resimlere salyalarken siz nerede idiniz?

‘’Kıyametin kopacağına bir gün kaldığını bilseniz bile eğer elinizde bir fidan varsa mutlaka toprağı eşip onu dikin.’’ diyen bir peygamberin ümmetinden olan Müslümanlar sizden mi çevre derslerini dinleyecek?

Ekolojik dengeyi altüst eden, canlının, ekinin, insanın kimyasına kasteden, doğal afetlerin ayaklanıp üzerimize gelmesini ve bizi yutmasını salık veren, Kyoto gibi küresel çapta çevre konferanslarına mecbur bırakan ve 200 ülkenin katılımı ile gerçekleşmiş bu konferansın sonuç bildirgesinde sıralanan yükümlülüklerin dahi ülkeler tarafından umursanmaması gerçeği ortada iken ve bütün bunlara neden olan batılı insan mı ve onların aklı ile yatıp kalkan çapulcular mı bize ders verecek? Geçin bunları.

Halicin 70 yıllık kokusu onların çevreden, yeşillikten, temizlikten ne anladığının göstergesidir. Süleymaniye, Fatih ve Eyüp camilerinin avlularında oturanlar bile o kokudan rahatsız oluyordu. Siz içkili, sarhoş, berduş arabaya binmeyin, trafiğe çıkmayın, kaza yapmayın, ayık şoförlerin başına bela olmayın diye, sarhoş eve gitmeyin, eşinizi çocuğunuzu dövmeyin, cinayetlere neden olmayın diye, sokaklarda serserice bağırmayın, milleti rahatsız etmeyin diye içkinize sınırlama getiriliyor diye yalancı kıyametleri koparıyor ve yalancı medya ordularını da imdada çağırıyorsunuz.

Kadın mı erkek mi belli olmayan Roth ın orada işi ne? Önce gitsin Avrupa sokak ve caddelerindeki gün boyu temizlenmeyen köpek dışkılarını kaldırımlardan atsın. Dünyayı, doğayı, çevreyi, canlıyı, ekini, hayvanı, insanı savaşla, silahla, barutla, atıkla, dumanla kirleten, bozan, kirli, bozguncu bir tarihin, kültürün, düşünce ve ahlakın insanı olan batılı insanın bu son gezi parkı filminde de foyası ortaya çıktı. Hani sanatçı diyordu ya’’ Bu mesele derin mesele’’ mesele ağaç değil mesele din, tarih, kültür, medeniyet ve ahlak çelişkisi, çatışması ve kadim düşmanlık meselesidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.