1. YAZARLAR

  2. Hilâl Kaplan

  3. Taksim Esnafı Halktan Sayılır mı?
Hilâl Kaplan

Hilâl Kaplan

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Taksim Esnafı Halktan Sayılır mı?

A+A-

     Dünkü yazımızda, Gezi olayları sırasında, göstericilerin söz ve filleri üzerinden, toplumun önemli bir kesiminin neden eylemleri 'Demokrasi mücadelesi' olarak algılamadığını anlatmaya çalışmıştık. Sosyolojik boyutun yanısıra, işin bir de iktisadî boyutu var ki, es geçmek haksızlık olur.

     Taksim Dayanışması ve bileşenleri, istisnasız her hafta, en az bir eylem düzenlediği için, birbuçuk aydır hayat normale dönemiyor. Bundan ötürü Taksim ve çevresindeki esnaf da iş yapamıyor. Kepenkler erkenden kapanıyor, müşteri gelmiyor, turizm oranı yerlerde, kiralar ödenemiyor, hatta işçiler çıkartılıyor.

     Bu duruma isyan eden Taksim esnafı, dün bir basın açıklaması yaptı. Esnaflar adına konuşan seyahat acentesi sahibi Mustafa Kırk şunları söyledi:

     "Turizmin 32 sektöründen faydalanan esnaflar olarak toplandık. Bir aydır bu Gezi Parkı'ndan kaynaklanan olaylara bir şekilde sabrediyoruz. Sabrettik. Hükümetimiz de olumlu adımlar attı, muhatap aldı. Gezi'yi açtılar, istedikleri gibi parka da çevirdiler. Fakat artık biz anladık ki bunların derdi Gezi Parkı, ağaçmış, çevreymiş değil. Biz bunu artık çok iyi görmeye başladık ve bunlardan ricamız şu: Yeter, artık yeter! Buradaki kiralar çok yüksek. Buradaki esnaf zaten zor geçiniyordu, zor kirasını ödüyordu. Hangisiyle konuşsanız size kan ağlayacak. Evine, ekmeğine, çoluğuna çocuğuna ekmek götürürken alt üst olduk. Eylemimiz var deyip toplanıyorlar. Bir hayalet gibi, her zaman üzerimizde. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Sen orada toplanınca buraya turist gelmiyor. Turist gelmediği zaman o 32 sektör aç kalıyor. Boyacısı bile burada aç kalıyor. Sen keyfinden Facebook'ta yazıyorsun 'toplanalım gidelim'. Bizi de düşünün ya, buradaki insanları niye düşünmüyorsunuz?"

     Palalı saldırganı da onaylamadıklarını söyleyen Kırk, şöyle devam ediyor:

     "Biz tasvip etmiyoruz satırla çıkmayı, bu yüzden toplandık. Ama artık gına geldi. İnsan burada rahatça evine ekmek götürürken şimdi götürmüyor. Hesap kitap yapan insanlara diyorum, bu arkadaş bir yıllık kiralamış bu dükkanı, 3 aydır oturuyor. Dükkan sahibi de kirayı düşürmüyor. Bir senelik kirasını istiyor. Nereden getirecek bu esnaf? Muhalefet partileri sağduyulu davranırlarsa bu işi bitirirler. Bakın biz halkız, biz kör değiliz, herşeyi görüyoruz. Eğer bu vatanı milleti seviyorlarsa ilk önce onlar adım atsın, bir laf herşeyi bitirir. Ama bakıyoruz. Onların alttan alttan bir şekilde o ateşe odun atıklarını biz görüyoruz. Merak etmesin onlar. Biz kör değiliz."

     Bu sözlerin üzerine, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin toplantı ve yürüyüş hakkı maddesini tekrar hatırlatalım:

     "Herkes asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahiptir. Bu hakların kullanılması, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, millî güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlanabilir."

     Kalınlaştırarak belirttiğim ibareler, toplantı ve yürüyüş hakkının sınırlanabileceği durumların Taksim'i ilgilendiren bölümleri. Bu açıklamalardan sonra, 45 günü aşkın süredir devam eden eylemlilik sonucu, başkalarının hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmediği söylenebilir mi?

     Basın açıklamasında, Gezi eylemcileri 'satılmış, vatan haini' vb. sıfatlarla da tanımlanmış ve bu elbette tasvip edilemez, kınanmalıdır. Ancak Taksim esnafının 'siyaseten doğrucu' olmayan öfkesinin de sosyolojik analize değer bulunacağını umuyorum. Yoksa halkın sadece belli bir kısmının verdiği mesaj mı kayda değerdir? Ya da halkın, sadece belli bir kesimi mi halktır?

     YENİ ŞAFAK

Önceki ve Sonraki Yazılar