1. YAZARLAR

  2. Zeki Savaş

  3. Tahrir Merkezli Darbe Koalisyonu
Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Tahrir Merkezli Darbe Koalisyonu

A+A-

     Demokratik seçimle cumhurbaşkanı olan Mursi'ye karşı Tahrir'de daha çok özgürlük diye eylem yapanların, özgürlük yerine ilkellik olan darbecilik için mücadele ettikleri, darbe için oluşturulmuş büyük bir koalisyonun piyonları oldukları ordunun yönetime el koymasıyla gün gibi ortaya çıktı.

     Darbeyi havai fişeklerle kutlamaları, darbecilerin arkasında el pençe durmaları, özgürlük adına darbecilik yapan yeni bir neslin oluştuğunu veya oluşturulduğunu gösteriyor.

     Tahrir'deki özgürlük yanlısı gibi gözüken gençlerin darbeye zemin hazırlamaları ve darbeci olduklarının anlaşılmaları Mısır için çok pahalıya mal oldu ama dünyanın diğer yerlerindeki benzer senaryoların deşifresi bakımından da çok yararlı oldu. Türkiye ve Brezilya'daki gibi benzer hadiselerin bundan böyle doğrudan darbeci girişimler olarak görüleceği ve ona göre toplumdan karşılık bulacakları muhakkaktır. Taksim eksenli göstericiler ve onların destekçileri bundan böyle darbe yanlıları olarak anılmalıdırlar.

     Mısır'da halkın iradesine karşı yapılan zalimane darbe girişimini kimlerin istediği, darbeden alenen ve zımnen memnun olan ne kadar geniş bir ittifakın olduğu darbeden sonra açığa çıktı.

     En başta Amerika'nın bu darbeye onay verdiği açık. Ekonomik olarak ABD'ye bağımlı olan Mısır ordusunun Amerika'nın onayı olmadan darbe yapması imkansızdır. ABD Savunma Bakanı Hegel'in darbe öncesi günlerde iki kez Sisi ile görüşmesi, darbe sonrasında da Amerika'nın bu zalimane girişimi darbe olarak nitelemekten kaçınması, darbe ile ilgili mutabakata varıldığının açık kanıtı sayılır.

     Amerika küresel bir güçtür. Küresel gücün müttefikleriyle ilişkisinin ana eksenini, müttefik güçlerin küresel gücün politik çıkarlarına uygun hareket edip etmediği oluşturur. Temel kriter, müttefiğin küresel gücün çizgisinde ve mihverinde yer alıp almamasıdır. Geriye kalan demokrasi, ideoloji ve insan hakları tali ve teferruat meselelerdir. Müttefik, küresel gücün çıkarlarını temin ediyorsa, diğer konuların önemi yoktur.

     Arabistan, krallıkla yönetilir. Çoğulcu demokrasiden, katılımcılıktan, özgürlükten, insan haklarından izler bulunmaz Arabistan'da. Bir de batıyla hiç uyuşmayan şeriat hukukunu uyguladığını söyler. İdeolojik ve ilkesel bakımdan hiçbir şekilde Amerika ile yan yana olamayacak bu ülke, Amerika'nın en iyi müttefiklerinden biri. Neden? Çünkü Amerikanın çıkarlarını temin ediyor ve onunla politik uyum içinde. Temel kriter yerine getirildiği için gerisi teferruattır. Küresel ve bölgesel güçler için din, mezhep, ideoloji, insan hakları gibi konular hiçbir zaman temel kriter olmamıştır ve olmayacaktır.

     Amerika neden Mısır'da darbeye yeşil ışık yaktı? Çünkü Mursi, güçlendiği zaman Amerika ile politik uyum içinde olmayacağına, küresel gücün mihverinde hareket etmeyeceğine dair kuvvetli şüpheler taşıyordu. İslamcı ve halkçıydı. En iyisi onun güçlenmeden tasfiyesiydi. Dolaysıyla darbe koalisyonunun önemli bir parçası Amerika'dır.

     Avrupa'nın da Amerika ile aynı paralelde düşündüğü ve hareket ettiği açıktır.

     Bu darbe koalisyonunun önemli bir parçası da Siyonist rejimdir. İhvan'ın Mısır'da başarılı bir yönetim oluşturması halinde Filistin davasının güçleneceği ve Siyonist rejime alanın daralacağını çok iyi biliyordu. Bu nedenle Mursi iş başına geldiği günden beri onu devirmenin yollarını arıyordu. Tahrir olaylarında ve Amerika'nın darbeye yeşil ışık yakmasında Siyonist rejimin payı büyüktür. Darbe koalisyonunun bir parçasını da Siyonist rejim teşkil etmektedir.

     Mursi'nin devrilmesinden sonra Filistin'i de zor günler bekliyor. Darbeci rejim, Filistin'e olan lojistik desteği kesecektir. Siyonist rejim de Filistin'e karşı imhacı politikalarını daha rahat uygulama imkanı bulacaktır.

     Gerici Arap rejimleri de darbeyi alkışladı. Çünkü onlar krallık rejimi. Mısır'da halkın iradesinin iktidara taşınması ve başarılı olması, onların krallıklarını tehlikeye atacaktı. Müslüman Arap halkları, artık krallıkları kabul etmeyecekti. Mısır, Arap dünyasına tesir eden müessir bir ülkedir. Burada halkın iradesinin iktidarda başarılı olması, krallık rejimleri için büyük bir tehdit oluşturacaktı. İyisi, bu rejim güçlenmeden gitmeliydi. Onun için Mursi iş başına geldikten sonra Mısır'a hiçbir yardımda bulunmadıkları gibi onun gitmesi için tezgah kurdular. Arabistan Mısır selefilerini darbecilerin yanında yer almalarını sağladı. Gerici Arap rejimleri, kendi krallıklarını ve tiranlıklarını korumak için Mısır ve Mursi'yi feda ettiler.

     Mısır'daki darbede rol alamamış olsa bile darbe karşısında sevincini yüksek sesle dile getirenlerden biri Suriye'nin eli kanlı rejimi ve onun cani başkanı Esed oldu. Çünkü Mısır Suriye'deki katliama karşı duruyordu ve son günlerde de Suriye ile olan tüm ilişkileri askıya almıştı. Mısır'da halkın iradesinin iktidara taşınması ve başarılı olması, aynı zamanda Suriye'de küçük bir azınlığın tiranlık yönetiminin gayri meşruluğu anlamına geliyordu. Mısırın başarısı, diğer Arap krallıkları gibi Suriye Baas yönetiminin de geleceğini tehlikeye atıyordu. Bu tehlikenin def'inden Suriye'nin memnun olması gayet tabii idi.

     İran da Mısır'daki darbeden pek rahatsız olmadı. Mursi yanlış yaptı ve darbeyi hakketti gibi bir yaklaşım var. Mursi, özellikle Suriye konusunda İran ile ters düştü. Mursi, İran ile politik uyum içinde olmadığına göre iyi bir müttefik olamazdı.

     Müttefik olamadıktan sonra Mursi'nin iş başında kalması veya gitmesi İran açısından fazla bir anlam ifade etmez.

     Oysaki İran, İran İslam devriminin yıl dönümü olan 11 Şubat 2011'de Hüsnü Mübarek devrildiği zaman, bu devrimi büyük bir coşkuyla karşılamış, Arap dünyasındaki uyanışın ve özellikle de Mısır devriminin İnkılab'ın semeresi olduğunu vurgulamış ve iki devrimin aynı tarihe denk gelmesini neredeyse mucize olarak görmüştü. Doğal olarak İnkılab'ın semeresi diye tanımlanan Mısır devriminin, askeri bir darbe ile ortadan kaldırılmasına en çok İran'ın tepki vermesi beklenirdi. Bu tepkinin gelmemesi, ne anlama geliyor? Mısır devrimi İnkılab'ın mahsulü idiyse, İnkılab, kendi mahsulünün imha edilmesine neden ilgisiz kaldı? Mısır devrimi İnkılab'ın mahsulü değildiyse, Mısır devrimini müteakip günler, haftalar ve aylarda söylenen onca olumlu sözler niçindi? Bu çelişkinin nedeni şudur:

     İran kendini bölgesel bir güç olarak görüyor. Kendini küresel veya bölgesel aktör gören ülkeler kendilerini merkeze oturtur ve diğer ülkelerle ilişkilerini, o ülkelerin bu merkeze yakınlığına ve uyumuna göre belirler. Küresel ve bölgesel güçlerin uluslar arası ilişkilerdeki temel kriteri, merkeze yakınlık ve uyumdur. Küresel ve bölgesel güçler, uluslar arası ilişkileri değerler manzumesi, ilkeler, ideolojiler, dinler ve mezhepler üzerinde okumaz. Politik uyum ve çıkarlar üzerinden okur.

     Darbe koalisyonunun Mısır içindeki uzantılarını da bürokrasi, ordu, polis ve sermaye çevreleri oluşturuyordu. Darbenin devirki günü elektriklerin kesilmememsi ve petrol kuyruklarının olmaması, anlamlı ve önemli iki göstergedir.

     Darbeye karşı açık tavır alan iki ülke oldu: Türkiye ve Tunus. Afrika Birliği de darbeye karşı durdu.

     Görüldüğü gibi Mısır'ın Müslüman halkının tercihine yönelik bu saldırıya karşı çıkanlar azınlıkta; destekleyenler, sevinenler ve sessiz kalanlar çoğunlukta.

     İradelerine karşı yapılan bu haksız ve gaspçı girişime Mısır'ın Müslüman halkının sessiz kalmayacağı görülüyor; sessiz kalmamalıdırlar da. Sonuna kadar direnmeleri onların en doğal hakkı. Ne var ki, Müslümanların haklı talepleri vahşice bastırılmaya çalışılıyor, kanları akıtılıyor, haklı direnişleri kana bulandırılıyor. Çünkü günümüzde en ucuz kan, Müslüman kanıdır. Ama ucuz sanılan bu kan, zalimlere pahalıya mal olacaktır. Suriye'de de Mısır'da da gaspçı zalimleri kötü bir akıbet bekliyor.

     Hakları gasp edilen Müslüman Mısır halkının haklı mücadelesinin sonuna kadar yanındayız ve yanında olacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.