1. YAZARLAR

  2. Ahmet Meroğlu

  3. T.C. Zihniyeti
Ahmet Meroğlu

Ahmet Meroğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

T.C. Zihniyeti

A+A-

 

     Bir T.C. muhabbetidir gidiyor. T.C. harflerinin devletin birkaç tabelasından silinmesiyle sosyal medyada adeta Türklük damarı olan herkes, isminin önüne T.C. yazarak tepki gösterdi.

     İşte, isimlerinin önüne T.C. yazarak vatansever olduklarını sanan bu zevatlar, barış sürecine girdiğimiz bu günlerde barışın hayat bulmaması için adeta her türlü saçmalığı yapmaktan geri durmuyorlar.

     Özellikle kendilerine ulusalcı ve milliyetçi diyen bu birtakım sözde vatanseverler, otuz yıl devam eden savaştan sonra, nihayet barışa aralanan kapıyı tekmelemeye çalışmaları ve hatta hastalar misali inlemeleri, çocuklar gibi mızmızlanmaları ve hoplayıp zıplamaları, doğrusu beni hiç mi hiç şaşırtmıyor.

     Çünkü T.C. zihniyeti,  yaklaşık yüz yıldır, bu insanlara "Kürt diye bir halk yok" diyerek yalan söyledi.

     Bir realiteyi inkâr etti, üzerini örtmeye çalıştı.

     Ve böylece insanlıklarını, ırklarına kurban etti.

     T.C.'nin eğitim sistemi ve zulmü sonucu doğan PKK’ye, sözkonusu katil zihniyet, 30 yıl boyunca "bir avuç eşkiya" diyerek; "ha bugün hepsini öldürüp bittireceğiz, ha yarın hepsini öldürüp bittireceğiz" gibi yalanlarla bu sözde vatansever zevatları inandırması da aynı zihniyetin / mantığın devamıdır.

     Kısacası bu zevatların bu iğrenç zihniyetleri, T.C. zihniyetinin tornasında stilini almış.

     Çünkü T.C. zihniyeti, kendine göre vatandaş inşa ederken, bütün tarih ve ders kitaplarında Türkler'in yüceliklerine ve kahramanlıklarına vurgu yaptı.

     Türk’ün Türk’ten başka dostunun olmayacağını bilinçaltlarına işledi.

     Hatta ders kitaplarında, savaşlarda verilen kayıplar bile bir kahramanlık edasıyla sunuluyor.

     Nitekim her yıl Kars Sarıkamış’ta bir hiç uğruna ölen 90.000 insanın ölümleri, bir kahramanlık ve gurur kaynağı edasıyla kutlanılıyor.

     Dahası yedi düvelle savaşmış ve yenmiş gibi efsaneler anlatılıyor. Hatta Türkler'in tarihinde yapılan zorunlu barış anlaşmaları bile, barış edası ve ruhu ile değil; adeta savaş edası ve ruhu ile yazılıp anlatılıyor.

     İşte bu da Türkler'in, barış kültürünün olmadığını gösteren bir başka realite. Hatta Türkler'in, iki kişi ya da iki aile arasında olan kavgaları sonrasında - Kürtler'de yapılan şekli ile - bir barış kültürleri bile yok.

     Dolayısıyla barışırken, düşmana gösterilmesi gereken saygıyı da bilmezler.

     Zira Kürt meselesinde barışın bu denli ertelenmesi ve bir türlü barışın sağlanılmaması ve "barış dili"nin kabul görmesi ve zaman alması da Türkler'de "barış kültürü"nün olmadığının en izah edici gerçeğidir.

     Barış kültüründen yoksun olan bu zevatların, bir yandan "barışı destekliyoruz" derken bir yandan da ağızlarını bozmaları, barış ahlakını bilmediklerini göstermektedir.

     İşte Türkler'i, yıllarca hem yedi düvel ile savaşmış gibi bir efsane uydurup inandıracaksınız. Dahası, buna paralel olarak da hem yıllarca PKK için "birkaç eşkıya" diyeceksiniz; sonra baş edemeyince, barışmak zorunda kalacaksınız…

     Tabi ki sözde vatansever zevatlar, "yedi düveli yenen bir devlet, birkaç eşkıya ile nasıl başetmez ve nasıl barış yapar diye" hoplayıp, zıplar.

     Esas korkunç olan da bu zihniyet, hâlâ bu anlayışını / yalanını eğitim sistemi ile sürdürüyor olmasıdır.

     Zira T.C. zihniyeti, bütün aygıtlarıyla ve özellikle eğitim sistemi ile Kürt ve Türk çocuklarının bilinçaltına ısrarla ve sistematik olarak Türklük'ü daha doğrusu ırkçılığı enjekte ediyor. Kürt ve Türk çocuklarının zihinleri bulandırılıyor, kirletiliyor.

     Dahası Kürt ve Türk çocukları daha küçük yaşlarda birbirlerine düşman ediliyor. Zihinlerine kin ve nefret tohumları ekiliyor.

     Ziyadesiyle paradoks olan ve rasyonel olmayan da, milliyetçiliği ayaklarının altına aldığını söyleyen Başbakan'ın, kendi eli ile hazırladığı eğitim sisteminin Kürt ve Türk çocuklarının kafasına ırkçılığı pompalıyor olmasıdır.

     Sizce de, hâlâ and gibi her yönü ile ırkçılık kokan bir metnin her sabah Kürt ve Türk çocuklarına okutulması ulusalcılığa-milliyetçiliğe hizmet etmek değil midir?

     Kardeşlik ruhundan ziyadesiyle uzak olan bu ırkçı and, okullarda okutuldukça kimse kalkıp Kürtler'le Türkler'in eşit olduğunu söylemesin! Ve samimi, kalıcı bir barıştan söz etmesin…

     Evet, yıllarca minicik yaşlarda çocuklara Türklük kutsatılırsa ve ruhlarına Türklük aşılanırsa, bu sözkonusu zevatların, isimlerin önüne, arkasına, hatta alınlarına, omuzlarına, kollarına T.C. yazmaları sizce de çok doğal değil mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.