1. YAZARLAR

  2. Hasan Şerefoğlu

  3. Suriye’de Başa Dönüyoruz
Hasan Şerefoğlu

Hasan Şerefoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Suriye’de Başa Dönüyoruz

A+A-

 

 

Hükümetin dış politikasına yakın duran Yeni şafak yazarı İbrahim Karagül,  Türkiye’nin Esat ile görüşmesi gerektiğini köşesinde yazdı. Şayet Esat ile masaya oturulacak ise o vakit neden dünyanın dört bir yanından Esat’ı devirmek için, Vahhabi savaşçıları Suriye’ye kanalize eden Suudi bloğunda yer aldık? Yâda neden yüz binlerce insanın kanına giren Esat’ın varlığına rıza gösterelim?

Aslında Suriye Savaşı'nda başa dönüyoruz. Türkiye, Suudi Arabistan, İran ve İsrail’in Suriye Savaşına bakışı benzer kaygılardan doğmuştur. İran, müttefiki Suriye’yi korurken, aslında Lübnan Hizbullah’ına ve kendisine gelebilecek saldırılara ön almak adına bu savaşın tarafı oldu.

Suud Bloğunun, İngilizlerin kendilerine bahş ettiği saltanata tehdit gördüğü İran müttefiki Suriye’nin ekarte edilmesi adına bu savaşa dâhil olduğu biliniyor. İsrail ise yanı başında,  Arap burjuvazisi modundan çıkmış, İran ve Hizbullah'a müttefik güçlü bir düşmanı (Suriye’yi)  tehdit gördüğü için bu savaşın tarafı oldu. Yani her üç ülkenin kaygısı da güvenlik eksenlidir.

Türkiye’ye gelince, o da benzer kaygılarla Suriye Savaşı'nın bir parçası oldu. Arap Baharının Suriye’ye sıçrama ihtimali Suriye’nin parçalanması demekti. Türkiye bu parçalanmada Kürd’lerin siyasal kazanımlar elde edebileceğini fark etti. Dolayısıyla Bu parçalanma olasılığına karşı kendini konumlandırdı ve denkleme dâhil oldu.

Türkiye, Suriye’ye demokratik kanallarını açmasını aksi halde ülkede savaş ve bölünme olacağına Esad’ı ikna etmeye çalıştı. Fakat Suriye, Türkiye’yi değil İran’ı dinledi.

Türkiye parçalanmış bir Suriye'den Kürd’lerin statü sahibi olması endişesi ile Suud, Katar üçlüsü olarak olaya müdahil oldu. Kürd’lere bariyer olabilecek selefi cihatçı örgütlerin peşti banlığını üstlendi. Ayrıca ÖSO’yu kurdu.

Aslında Katar ve Suudi Arabistan Türkiye’yi kumpasa getirdi. Her iki devlet de İran müttefiki Suriye’yi kendi çıkarlarına tehdit gördüler. Dolaysıyla Deyre zorda ve İdlip’te rejim aleyhine başlayan eylemlere cihatçıları Türkiye üzerinden Suriye’ye soktular. İran’ın müttefiki olan ülkeyi istikrarsızlaştırarak müdahaleye açık hale getirdiler. Aslında içi dinamiklerle meşru ve başarılı olacak bir devrimi provoke ettiler. Akabinde Türkiye’yi yalnız bıraktılar.

Esat İsrail için kontrol edilebilinen bir düşmandı. Selefi örgütler ise serseri mayın. Dolayısıyla güçlü bir düşmana karşı, bir birine düşman küçücük düşman ülkeler yada parçalı Suriye İsrail’in güvenlik stratejisi için daha makul gözüküyordu.

Suriye’nin geleceği İsraillin isteği doğrultuda dizayn ediliyor/edilecek. Etrafında butik ülkeler/bölgeler kuruluyor. İsraillin kuzey doğusu güvenceye alınacak.

Suriye'de nihai sözü ABD/Avrupa (yani İsrail), Rusya ve Akdeniz'e açılmış parçalı Nusayri bir Suriye üzerinden İran olacak. Türkiye değil.

Siz, Avrupa/ Amerika/Türkiye’nin Esat sız bir çözüm dediğine bakmayın. İsrail Esat’lı bir çözüm arzuluyor. Suriye savaşı zikredilen ülkelerin stratejik çıkar savaşlarıdır. Etiket önemli değildir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum