1. YAZARLAR

  2. M. Latif YILDIZ

  3. Suriye ve Küresel Diktatörler
M. Latif YILDIZ

M. Latif YILDIZ

sorgu / yuksekovahaber
Yazarın Tüm Yazıları >

Suriye ve Küresel Diktatörler

A+A-

Suriye’de bir yangın var. 11 Eylül 2001 ikiz gökdelenlere uçak senaryosu uygulayıcısı küresel diktatörler Ortadoğu’ya yeni bir dizayn vermek için 12 yıl önce karar almışlar. Irak’tan başlayarak Tunus, Cezayir, Libya, Mısır derken dinlerin ve uygarlıkların beşiği Suriye’ye geldiler. Yazık ki Kurguladıkları senaryolara İslam âlemi çanak tutuyor.

Küresel diktatörler, kurdukları kapitalist ve emperyal imparatorluklarını devam ettirmek için insanoğlunun varlığı ile yaşıt “böl, parçala, yönet” politikalarını uyguluyorlar. Yazık ki Suriye ile 700 kilometre sınırı olan Türkiye bu küresel imparatorların maşası oluyor.

Suriye’nin diktatörler tarafından yönetildiğini Kürdler 90 yıldır kimlik sahibi olmadan yaşayarak biliyorlardı. 2,5 yıl öncesine kadar bu diktatörle kuzu sarmalı olan başta Türkiye ve de küresel, emperyal, kapitalist diktatörler şimdi mi Esad’ın diktatör olduğunu öğrendiler!

Irak’ta Saddam 1988 yılında Halepçe’de on binlerce Kürd’ü bir saat içinde kimyasal silahla kullanarak kan gölüne çevirirken seslerini çıkarmayan emperyal güçler; ne zaman ki karar aldılar “kimyasal silah” bahanesi ile Irak’ta taş üstünde taş bırakmadılar. Şimdi aynı tezgâhı Suriye için sahneye koyuyorlar. Belki de bu yazıyı okuduğunuz anda vahşetlerine başlamış bile olabilirler.

Halkına zulüm yapanı savunan insan değildir. Tıpkı Saddam, Mübarek, Sisi gibi; bir Kürd olarak Esad’ı savunmaktansa şeytanı savunmayı tercih ederim. Ama El Kaide, El Nusra, OSS çetelerinin geriletildiği ve Kürdlere karşı da cephe açtıkları bir anda “Suriye kimyasal silah” kullanıyor iddiaları size tuhaf gelmiyor mu?

Tamam, Esad diktatör ve mutlaka devrilmelidir. Ama Suriye’de şehir, kasaba, köyler dâhil taş üstünde taş bırakmamacasına yakıp yıkarak; yüz binlerce ölüm, milyonlarca sürgün yaratarak mı? Dünya kuruldu kurulalı hiçbir diktatör böyle yıkılmış mıdır?

Mesele kimyasal gaz falan değil. Mesele Emperyalist küresel diktatörler karar almış. Müslüman ülkeleri bir bir yakıp yıkacaklar. Onları bir birlerine öldürtecekler. Bazen fiili, ama çoklukla da ekonomik olarak sömürge yaparak İslam ülkelerine yaşama şansı vermeyecekler.

Kim bu küresel emperyal baş aktörler? Başta ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya gibi batı devletleri ile Rusya, Çin ve Japonya. Kürdler birinci Dünya savaşını hiç mi hatırlamazlar? Ortadoğu’yu cetvelle bölerek 4 parçaya ayıranlar kimlerdi? Bir önceki yazımda “Dindar Kürdler” için kullanmıştım. Yeri gelmişken bütün Müslümanlar, özellikle Ortadoğu halkları için yeniden kullanmak zorundayım. "hafıza i beşer nisyan ile maluldü." değil mi?

Şu gerçeği hiç unutmayalım 200 yıldır Küresel diktatörlük politikalarını ABD ve de İngiltere belirler. Bu ikilinin istemediği hiçbir şey özellikle Ortadoğu’da asla gerçekleşmez. Bunlardan sonra gelen de Rusya’dır. Bugün Suriye’de yaşanan da bu değil mi?

            Küresel Emperyal güçler vahşetlerini uygularken Müslüman devletleri Müslümanlar ile karşı karşıya getirmekte özen gösterirler. Suriye meselesinde Türkiye’yi tavrı gibi. Suriye alev alev yanıyor, çocuk, kadın ve yaşlılar nereye kaçacağını bilemiyor; ama Türk medyası, hükümeti, devleti askeri operasyon için manşetlerde senaryolar üretiyor, görüntü yayınlıyor.

Türkiye’nin savaşa girmesi demek, Ortadoğu’ya savaş alevinin yayılması demek değil mi? Küresel güçler savaşa girmeden Türkiye’yi batağa çekerek emellerini gerçekleştirmek peşindeyken; bizler gibi savaş karşıtlarının görüşlerini “Esad yanlısı” diye karalayanlara Allah akıl, fikir, vicdan, merhamet, insanlık, din, iman versin diyelim. Daha ne diyebiliriz ki?

Bölgesel güç olma hevesi ile El Kaide ve El Nusra’yı destekleyerek bölgeyi dizayn vereceğini sanan Türkiye bataklığa saplandığında iş işten geçmiş olacak. Suriye faciasını körükleyenler yangını nasıl söndüreceklerini bilemediklerinde her şey çoktan bitmiş olacak.

Değerli okuyucularım kusura bakmayın. Bu günlerde yazdığım yazılar hep “çağrı” içerikli oluyor. Ama inanın öfke, kızgınlıktan belki birileri dinler diye uyarı için yazıyorum. Benimkisi çaresizlikten hükümete, devlete umutsuzca bir çağrı olabilir. Ama sizler de güç katar, omuz verirseniz bu çağrı bir anlam kazanır. Söylediklerimiz ve yazdıklarımız beyaz kâğıt ya da sanal ekranlarda kalmaması için tam da bu günlerde destek vermeniz gerekiyor.

Daha fazla sessiz kalırsanız, bir gün sıra size de bize de gelebilir. Dün Halepçe ve Irak’ta, bugün Libya, Mısır, Suriye’de olanlar yarın bizde de olabilir. Gün bölge, ülke, devlet, din, mezhep, ırk, renk, kültür farklılıkları günü değildir. Gün insanlık, vicdan, ahlak günüdür.

Peş peşe bazı ülkelerden sonra 2,5 yıldır Suriye’de kan dökülüyor. Yaşanan büyük insanlık dramında en azında ateşkes nasıl sağlanmalı demek varken; daha fazla silah, daha fazla saldırı ve daha fazla öldürmek ile bir sorunun bittiği hiç görülmüş müdür?

Müslüman kardeşinin mezhebini sorgulayarak kendi mezhebinden olmayınca kurşuna dizen bir dinin mensubu olabilir miyiz? Allah’u Ekber diyerek Müslüman din kardeşinin kellesini vurduran birine nasıl arka çıkarsınız, nasıl bizdendir deriz? Hiç düşündünüz mü?

Ya Müslümanları ırk ve mezhepleri nedeniyle (Kürd ya da Nusayri oldukları için) öldürdükten sonra iç organlarını çıkartıp kamera karşısında yiyenlere insan diyebilir misiniz? Yazık ki küresel diktatörler bu gün Suriye’de bunu gerçekleştiriyor ve Türkiye, Suudi, Kuveyt gibi Müslüman ülkeler de bu canileri, katilleri para ve silah bakımından destekliyorlar.

Suriye diktatörü yıllardır bunu yapıyor. Tamam de diktatörü indirmek için onu taklit ederek zulüm etmek, öldürmek, camileri, kiliseleri yakarak Esat rejimiyle yarışarak mı Suriye kurtuluşa erecek? Yıkıma, acıya yol açanlara lojistik destek verenler aynı safa girmezler mi?

Esad’ın kimyasal silahının olduğunu bilmeyen mi var. Ama karanlık güçler Suriye’yi daha fazla içinden çıkılmaz yapmak için kışkırtıcı Esat karşıtları da kullanamaz mı? Biz de diyoruz ki şiddeti şiddetle durduramaz, silahı silahla susturamazsınız. Ülkeleri yok ederek kurtardık rolüne soyunamazsınız. Suriye halkını zulümden kurtarmak için yola çıkmıştınız değil mi? Peki, şimdi El Kaide, El Nusra katilleri eliyle bin beter zulüm yapmıyor musunuz?

Yeter artık; enternasyonal, emperyal, küresel, kapitalist güç imparatorlarının maşası olmayı bırakınız. Sakın bizleri “diktatörlerden yanamısınız?” diye de itham etmeyin. Ülkeyi kan gölüne çevirerek Suriye’ye demokrasi getiremezsiniz. Yetmez Türkiye’yi de bataklığa sürükleyeceksiniz. Bu politika ile yalnız Suriye, Türkiye, Irak, Mısır, İran kaybetmez. Bütün Ortadoğu ve Müslüman ülkeler kaybeder. Kim mi kazanır. Küresel, emperyal diktatörler.

ufkumuz.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.