1. YAZARLAR

  2. Vahap Coşkun

  3. Suriye Kürtleri ve 2018
Vahap Coşkun

Vahap Coşkun

Serbestiyet
Yazarın Tüm Yazıları >

Suriye Kürtleri ve 2018

A+A-

 

 

Suriye’de altı yıl devam eden iç savaşın sonuna yaklaşıldı.  Henüz silahların tamamen sustuğu söylenemez. Ne yazık ki halen çatışma ve ölüm haberleri gelmeye devam ediyor. Bununla birlikte çatışmalar büyük oranda bitirildi. Dolayısıyla 2018’in Suriye’sine siyasi çözüm arayışı ve ülkede taşların yeniden yerlerine oturtulması konuları damga vuracak gibi görünüyor. Bu bağlamda Suriye’nin yakın geleceğine dair üç öngörüm var:

       1. Esad, iktidarını koruyacaktır. Eğer Rusya ve İran’ın rejimin arkasında saf tutan politikalarında köklü bir değişiklik yaşanmaz ise (ki öyle bir emareye rastlanmış değil) rejimin toparlanması hız kazanacak ve Esad -en azından bir geçiş dönemi için- yönetimi sürdürecektir.

       2. Suriye, toprak bütünlüğünü muhafaza edecektir. Kürdistan referandumu, uluslararası sistemin Ortadoğu’da sınırların değişmesi ve yeni bir devletin oluşmasına sıcak bakmadığını gösterdi. Lakin bundan da öte bir faktör var: O da çatışma halindeki taraflardan hiçbirinin Suriye’nin bölünmesine dair bir iddia taşımamasıdır. Aralarında derin farklar olsa da bütün gruplar Suriye’nin birliği üzerinde hemfikirler.

Bu itibarla, belki idari sistem değişebilir, daha âdem-i merkeziyetçi bir yapı kurulabilir, birtakım yetkiler merkezden yerele devredilebilir. Fakat Suriye birlik içinde varlığını devam ettirecektir.

       3. Siyasi çözüm sürecindeki en önemli tartışma, muhaliflerin durumu üzerinde yaşanacaktır. Silahlı grupların geleceği ne olacak? Bunlar Suriye’deki yeni düzene nasıl entegre edileceklerdir? Hayati önemi haiz bu suallere cevap bulunması için uzun bir müzakere sürecini gerektirecek. Farklı planlar (yerel asayiş birimleri olmaları, merkezi ordunun bir parçası haline gelmeleri, vb.) sunulacak, tartışmalar yapılacak.

Muhaliflerin yarınının tayininde temelde iki faktörün etkili olacağı düşünülebilir. Biri, muhaliflerin gücüdür. Diğeri ise, onlara destek veren Türkiye gibi ülkelerin tavrıdır. Muhaliflerin rejim karşında güç ve alan yitirdikleri, Türkiye’nin de Halep ve İdlip’te muhaliflerin sisteme dâhil olması noktasında irade gösterdiği hesaba katıldığında, Esad’ın eskisine nazaran daha avantajlı bir konumda olduğu belirtilebilir.   

Müzakere silahı  

Suriye’deki siyasi manzara karşısında Kürtlerin başlıca iki sorunu bir çözüm yoluna koymaları gerekecek:

      a. Acaba ana omurgasını PYD/YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Esad yönetimi arasında bir uzlaşma olacak mıdır olmayacak mıdır?

Altı yıldan fazla süren iç savaşta köprünün altından çok sular aktı. Savaşın başlangıcından bu yana birçok denge yerle yeksan oldu. Dolayısıyla savaş süresince birbirine ilişmeyen bu iki güç arasında savaş sonrasına dair üzerinde mutabakata varılması gereken birçok konu oluştu.

Öne çıkan ve birbiriyle irtibatlı iki mesele var. Meselelerden biri, iç savaş süresince SDG’nin üzerinde otorite tesisi ettiği toprakların akıbetidir. SDG ne olursa olsun bu toprakları elinde tutabilecek midir? Askeri ve sosyolojik şartlar buna elvermekte midir? Yoksa bu toprakları bir müzakere silahı olarak mı kullanacaktır?  Görüşmeler sürecinde bu toprakları rejime mi bırakacaktır? Eğer bırakacaksa karşılığında neyi talep edecektir?

Meselelerden diğeri ise, yeni Suriye’nin siyasi ve idari sistemi alacağı formdur. SDG birçok defa federalizmi savundu ve Suriye için gerçekçi tek çözümün federalizm olduğunu ifade etti. Buna mukabil Esad rejimi, en fazla- siyasi özerkliği içermeyen salt idari özerkliğe dayanan bir modelden yana olduğunu belli etti.

O halde taraflar için bir asgari müşterekte buluşmalarının imkânı var mıdır? Rejimin ayağı zemine sağlam bastıkça SDG’nin federalizmini reddetme derecesinin artacağını görmek için kâhin olmaya gerek yok. Peki, Esad’ın önerisi SDG için yeterli olacak mıdır?

Esad’ın hamisi

Sorular çetin, yanıtları zor. Çıkış için tarafların işbirliği içinde bulundukları ve karşıt oldukları güçlere bakmak faydalı olabilir. SDG Rusya ve ABD tarafından destekleniyor, Türkiye ve Suriye’deki diğer muhalif gruplar ise SDG’ye diş biliyor. Suriye, Rusya ve İran’ın korumasında ve hatta Rusya Esad’ın hamisi rolünü üstlenmiş vaziyette. Rejimin karşısında muhalifler ve Türkiye yer alıyordu. Ancak muhaliflerin gücü kırıldı, Türkiye’nin karşıtlık dozu ise en alt seviyeye çekildi. Yani son dönemlerde şartlar Esad lehine gelişti. 

Mevcut koşullar altında SDG’nin kendisini destekleyen Rusya ve ABD aracılığıyla Şam ile müzakere etmekten öte çok fazla alternatifi bulunmuyor. Bu oyunda özellikle Rusya’nın başrol oynayacağı tahmin edilebilir. Çünkü Rusya her iki tarafı da destekliyor, bunun için aralarında bir sorun çıkmasını istemeyecek ve baskın bir güç olarak tarafları bir anlaşmaya zorlayacaktır. Buna rağmen bir anlaşmaya ulaşılamazsa, SDG ile rejimi karşı karşıya gelmesi kaçınılmaz olur.

Sert zemin

        b. Suriye’de Kürt grupların kendi aralarında büyük problemler var. Büyük bir silahlı güce sahip olması nedeniyle kamusal hayatının tasarımın bütünüyle tek taraflı olarak yapan PYD, kendisine muhalif grupların varlığına tahammül etmiyor. PYD harici Kürt partileri, PYD’nin bir tek-parti düzeni kurduğunu ve diğer siyasi partilere ve muhalif kimliklere yaşam hakkı tanımadığını belirtiyorlar.

PYD’nin bu meseleyle acilen yüzleşmesi icap ediyor. Aksi takdirde üzerinde oturduğu sert zemin kırılır. Zira Kürtlere ilanihaye tek partili bir hayat dayatılamaz.

Mevcut düzenlerin sarsıldığı ve yeni denge arayışlarının hızlandığı bir tarihi kesitte Kürtlerin Suriye’nin yeni yapısında söz ve hak sahibi olma olanakları açık. Ancak sözün ve hakkın büyüklüğünü, ellerindeki kartları kullanma hünerleri ve birlikte hareket edebilme düzeyleri belirleyecek.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.