1. YAZARLAR

  2. Markar ESAYAN

  3. Sürek avı devam ediyor...
Markar ESAYAN

Markar ESAYAN

Serbestiyet
Yazarın Tüm Yazıları >

Sürek avı devam ediyor...

A+A-

 Dünya liderliğinin Britanya’dan ABD’ye geçmesi 2. Dünya Savaşı ile oldu. Savaşın iki “kahraman” ülkesi ABD ve SSCB böylelikle yeni dünya düzenini kurma hakkını elde ettiler. Bunun en kritik tezahürü, Kıta Avrupası’nı dikey bölen bir hatta ABD ve SSCB’nin karşı karşıya gelişi oldu. Berlin Duvarı artık iki kutuplu dünyanın sınır çizgisini ima ediyordu.

Cumhuriyet döneminde ise “ilk” millileşme hamlesi Menderes idam edilerek bertaraf edildi. (Belki ilki Mustafa Kemal’in çevrelenmesiyle kadük olmuştu. Tarihin bu tarafı hala loştadır.) Menderes’in Rusya ile alternatif arayışı affedilmedi. Özal’a kadar ülke Batı güdümünde Arnavutluk’tan hallice bir otarşi olarak idare etti. Buna sermaye elitini kollayan ithal ikame sistemi demek aslında daha doğru olur.

24 Ocak Kararları ise 12 Eylül Darbesi’ne mani olamadı. Darbe Türkiye’yi dünyaya açmak için bir formatlama girişimiydi.

Özal ise 1993 yılının “olağanüstülüğünde” buharlaştırıldı.

AK Parti’nin Batı tarafından “hoşgörü” ile karşılanması, liberal ekonomi politikalarına yakın olması ve AB üyeliği/ABD konusunda gerçekçi bir çizgiyi savunması sayesinde oldu.

Ancak Türkiye’nin dış/iç politikasında bir yarı müstemleke olarak kalması arzusu değişmiş değildi. Bugünden bakıldığında, dini bir cemaat kamuflajına sahip paralel yapının esas olduğu yeni bir düzenlemeye gidildiği, artık yük haline gelen ulusalcıların tasfiye edilmeye karar verildiği gözüküyor.

Belki de böylelikle dindar halkın gereksiz yere taciz edilerek vesayet sistemini tamamen tehlikeye atacak bir sosyal huzursuzluğun önü alınacak, Türkiye’nin yarı müstemleke olarak bir yüz yıl daha formatlanması da “hissettirilmeden” mümkün olacaktı.

Bu noktada denklemi bozan Recep Tayyip Erdoğan’ın (öngörülemeyen) liderlik özellikleri oldu. MİT’in Hakan Fidan üzerinden millileştirilmesi gibi kritik hamlelere yönelik üst aklın tepkisine paralel yapı üzerinden tanık olduk. (Açıkçası arka planı pek de anlamadık.) Türkiye’nin müstemleke olmaktan çıkmasının temel koşullarından biri olan Çözüm Süreci’nin tam merkezinde yer alması MİT’in hedef olmasını daha da anlamlı kıldı.

Öte yandan...

Bugün Türkiye’de toplanan vergilerin yüzde 14’ü faize giderken, bu oran 2002 yılında yüzde 86 idi. Merhum İdris Küçükömer’in “Tarihi kapan” dediği şey bu olsa gerekti. (Böyle bir ülkenin tam bağımsız olduğundan asla bahsedilemez.) Türkiye’nin Orta Asya’da rakiplerine göz açtırmayan yatırım hamleleri, Ortadoğu/Filistin/İsrail konuları başta olmak üzere dış siyasette “tayin edilen” çizgilerin dışına çıkılması gibi pek çok faktör daha, Türkiye’nin müdahale edilmesi gereken bir “sapma” içinde olduğunu ima etti.

Sayın Erdoğan’ın hal edilme operasyonunun altında yatan ekonomik/siyasal veçhe özetle budur. Türkiye, 250 yıllık tarihsel kapanı kırma yolunda, yani bağımsızlık anlamında en güçlü hamle içindedir, yaşanan olağanüstülüklerin temel nedeni budur.

Böylelikle Erdoğan paralel yapı üzerinden teslim alınmaya çalışıldı. Muhtemelen siyaset/kamuoyu bir kabuk ile meşgul edilirken, ulusalcılardan boşaltılan o kabuğu vesayet 2.0 doldurmuştu çoktan. Müthiş bir senaryo olduğunu teslim etmek gerekir. Asıl darbe süreci 7 Şubat MİT hamlesi ile başlamıştı çünkü.

Şimdi kritik bir seçime daha yaklaşıyoruz. Pazartesi günkü “Yabancı bir cisim yaklaşıyor, yine” yazıma gelen bir okuyucu yorumu ile yazıyı nihayetlendirelim. Böylelikle “halkın feraseti” söyleminin bir retorik olmadığını bir kez daha anlamış olalım.

“Evet bir cisim yaklaşıyor ve bu cisim şu ana kadar denenmemiş tüm faktörleri içerisinde eriterek, hükümeti hazırlıksız yakalamaya çalışacak. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın bu kadar tartışılması, Ermenek’teki lastik ayakkabı olayı, Kemal beyin MİT çıkışı, sözüm ona liberallerin darbe beklentisi!.. Bunların hepsi bugüne kadar hükümetin bir şekilde hallettiği saldırı girişimlerinin sonuncusunun çok sert olacağının göstergesi. Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar der atalarımız. Umarım seçilmiş hükümet dersine iyi çalışıyordur. Çünkü karşısında bulunan tüm güçler bu sefer ölümüne saldıracak ve ahlaksızlık ile yalan diz boyu olacak.”

Bakalım makus kaderimizi bu kez yenebilecek miyiz?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.