1. YAZARLAR

  2. Zeki Savaş

  3. Sür’at ve Sıbkat-2
Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Sür’at ve Sıbkat-2

A+A-

 

Bu iki kavram ile ilgili bir önceki yazıda yapılan tanımı hatırlatma babından aktararak başlayalım:

 

“Sür’at, kelime anlamı itibariyle hedefe gitmede veya hedefe götürecek eylemlerde (bu eylemler maddi, manevi, hayır ve şer olabilir) hızlanmak/koşmak anlamına gelmektedir. Sür’at, yavaşın zıddıdır.

Sıbkat, kelime anlamı itibariyle hedefe gitmede veya hedefe götürecek eylemlerde (amel, düşünce ilim gibi) başkalarının önüne geçmektir. Sıbkat, geride kalmanın zıddıdır.”

Enbiya suresinde peygamberlerin kıssaları anlatılırken, “Gerçekten onlar hayırlarda hızlı hareket ederler, rağbet ve korku içinde yakarırlar ve bize karşı huşu içinde olurlardı” denilerek salih amellerde sür’ata sahip olmak nebilerin vasfından sayılmıştır; tabi ki, rağbet ve korku içinde yakarmak ve huşu içinde olmak da.

Amelde sür’ata sahip olma vasfı hem salih insanlar için hem de kafir insanlar için kullanılmıştır Kitab-ı Kerim’de. Salihler salih amelde, kafirler kötü amelde hızlı hareket eder.

“Küfürde hızlı hareket edenler seni üzmesin”(Al-i İmran:176)

Kötülerin kötü amellerdeki sür’atına üzülmeyiz ama iyilerin veya iyi gibi gözükünlerin iyi amellerdeki ataleti, yavaşlığı duyarsızlığı duyarlı insanları üzer.

Bağışlayıcı olan Allah, iman edenleri hayırlı işlerde, salih amellerde sıbkata, müsabakaya, yarışa davet ediyor:

“Hayırlı işlerde yarışınız”(Bakar:148)

Hayırda yarışmak, başkasının önüne geçmek, diğerlerini sollamak... Ama Allah korusun gösteriş için değil, daha büyük çıkarlar için değil, Allah için ve kendi uhrevi geleceğine yatırım için yarışmak yaraşır mümin insana. Herkes ne yaparsa kendisi için yapar. Kendi ahireti için salih amel işlemesi gerektiğini bilmeyenler ya hayırda yarışamaz veya dünya için yarışır, ahiretten nasibsiz kalır.

“Eğer iyilik ederseniz kendi nefsinize iyilik etmiş olursunuz ve eğer kötülük ederseniz, o da kendinizin aleyhindedir”(İsra:7)

Ne güzel söylemiş şair:

نیک و بد هرچه کنی بهر تو خانی سازند

جز تو بر خوان بد و نیک تو مهمانی نیست

Nik u bed herçı koni, behr-e to xhani sazend

Cüz to ber xhan-i bed u nik-e to mihmani nist

“İyi ve kötü her ne yaparsan ona karşılık sana sofra sererler

İyilik ve kötülük sofrasında senden başkası olmayacak”

Salih amellerde sür’at ve sıbkat sahibi olmak, insanın hayat telakkisiyle ilgilidir. İslami dünya görüşünü içselleştirmiş biri insan dünyayı ahiretin pazarı, nefsini bu pazardaki tacir, gece ve gündüzü bu ticaretteki sermayesi, adam olmayı ve cenneti bu ticaretin mahsulu ve cehennemi de bu ticaretin zararı olarak görür. Hayata böyle bakan birinin sür’atini hiç kimse azaltamaz, onu yarıştan alıkoyamaz, yarışta gevşemesine neden olamaz. Çünkü bu bilinçteki insan, geleceğe hazırlanıyor. Geleceğini inşa ediyor. Geleceğinin, gönderdiği kadar olduğunu, geleceğinin mahiyetini önceden gönderdiklerinin tayin edeceğini biliyor ve iman ediyor.

“Herkes yarın için neyi takdim edip gönderdiğine baksın”(Haşr:21)

Şair de bu ayetten ilham alarak,

و قدم فکل امرء قادم

علی کل ما کان قد قدما

“Önceden gönder, her insan gidicidir

Önceden gönderdiklerine doğru” diyor.

Hayırlı amellerde yarışmak, yolcu olmanın yol azığı hazırlamanın bilincinde olanların işidir. Öyle bir yol ki, ne anne-baba ne evlat ne eş-dost ne akraba ne de aşiret, parti, dernek, cemaat ve örgütün insana fayda sağlayamayacağı zor bir yolculuk. Kimsenin kimseye faydasının olmadığı , akraba bağlarının işe yaramadığı zor bir gelecek. İşe yarayacak tek şey, insanın bu hayattaki doğru inancı, salih ameli, adam gibi adam oluşudur.

“Böylece Sur’a üfürüldüğü zaman artık o gün aralarında akrabalık bağları yoktur”(Müminun:101)

“Hiç bir günahkar, bir başka günahkarın günahını yüklenmez. Eğer yükü ağır olan kimse (başkasını) onu taşımaya çağırsa, bu, onun yakın akrabası da olsa kendisine ondan hiç bir şey yükletilmez”(Fatır:18)

Böyle bir geleceği bilmek değil, böyle bir geleceğe iman etmek, insanı hayırda, adalette, dürüstlükte, yardımseverlikte, haksızlığa karşı durmada hızlı davranmaya ve öne geçmeye yönlendirir, teşvik eder. Böyle bir geleceğe iman, atalet ve duyarsızlıkla bağdaşmaz. Böyle bir geleceğe iman, insanı evladı, eşi, akrabası, makamı ve serveti için harama yöneltmez, adaletsizliğe itmez, kamu malını yemeye yöneltmez, mazlumun ahvaline bigane kalmasını sağlamaz. Aksine adalet, helal kazanç, mazluma yardım konusunda hızlanır. Aynı zamanda da Rabbini zikretmekten gafil kalmaz.

Kıyamet gününün isimlerinden biri, ‘Yevm’ül Hasret’tir’.

“İş hükme bağlanıp biteceği hasret gününe karşı onları uyar”(Meryem:39)

Çünkü o gün herkes hasret çekecektir: Neden dünya hayatında ilahi bildirimler ışığında gerekenleri yapmada hızlı davranmadım, yarışmadım, güzel amel işlemede fırsatı değerlendirmedim diye. Gelecekte hasret çekmemek için demiyeceğim çünkü herkes hasret çekecek, daha az hasret çekmek isteyenler, güzel amellerde, ahsen amellerde yarışır, sür’at ve sıbkat sahibi olur.

En güzel amel de insanın Allah nezdinde temiz olmasıdır.

Mevla bize kendi katında temiz olma liyakatini nasib eylesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.