1. YAZARLAR

  2. Zeki Savaş

  3. Sür’at ve Sıbkat-1
Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Sür’at ve Sıbkat-1

A+A-

 

Nedir sür’at ve sıbkat?

İlahi bildirimlerin hem emr-i irşadi hem de haber cümlelerinde yer alan iki kavramdır.

Sür’at, kelime anlamı itibariyle hedefe gitmede veya hedefe götürecek eylemlerde (bu eylemler maddi, manevi, hayır ve şer olabilir) hızlanmak/koşmak anlamına gelmektedir. Sür’at, yavaşın zıddıdır.

Sıbkat, kelime anlamı itibariyle hedefe gitmede veya hedefe götürecek eylemlerde (amel, düşünce ilim gibi) başkalarının önüne geçmektir. Sıbkat, geride kalmanın zıddıdır.

Neden ve niçin hayırda ve salih amellerde sür’at ve sıbkat sahibi olmak gerekiyor?

İslami dünya görüşünde dünya hayatı, hayat çizgisinin ortasında yer alıyor. Dünya hayatı, anımsayamadığımız teklifsiz ervah alemiyle ahiret alemi arasındaki halkayı oluşturuyor. Beşer hayatının ebedi kısmı olan ahiret hayatının nasıllığını bu orta halkadaki kısa yaşam tarzı belirliyor:

Kısa ama tayin edici.

Kısa ama neticesi haviye veya raziye.(1)

Kısa ama sonucu naime veya nasibe.(2)

Kısa ama akıbeti faize veya hasire.(3)

Hayatın kendisi çok kısa ama neticesi sonsuz olunca ve o sonsuz yaşamın niteliğini bu kısa hayatta yapılacaklar belirleyince sür’at ve sıbkat fevkalade önem arz ediyor. Hilkatın amacı ve hayatın sonucu, bu hayatı bir yarış alanına dönüştürüyor. Yarışın özelliklerinden biri de sür’at ve sıbkattır. Yarışın zamanı çok kısadır. Yunus Emre’nin;

Zaman hep aktı geçti

Kurudu vakti geçti

Nice han nice sultan

Tahtı bıraktı geçti

Hayat bir pencereydi

Her gelen baktı geçti

dediği gibi pencereden bakmak kadar kısadır. Dünya ve ahiret hayatlarının zaman itibariyle kıyaslanması misal babındandır, hakikat değildir. Çünkü sonlu ile sonsuz mukayese edilemez. Dünya hayatı ahiret hayatıyla kıyas edilmeyecek kadar kısadır. Ahiret hayatı ile kıyas edilmeyecek bu hayatın sonuçları ise çok uzun değil, ebedidir, sonsuzdur. İşte bu nedenle sür’at ve sıbkata teşvik edilmiş beniadem.

İnsanoğlu boş bir kap gibi gelir bu dünyaya. O zarfı ne kadar çok iyi şeyler ile doldurabilirse, ne kadar donanımını arttırabilirse, ne kadar kapasitesini yükseltebilirse, Halık’a, hilkata ve mahluka ilişkin ilmini/marifetini ne kadar derinleştirebilirse akıbeti de o kadar iyi, makamı da o kadar yüksek olur, hilkatının amacına o kadar yaklaşmış olur. Aksi de maazallah o kadar kötü olur.

İnsan çıplak olarak bu hayata merhaba der ve yine çıplak olarak veda eder. Maddi olan hiç bir şeyi kendisiyle getirmediği gibi götüremez de. “Size vermiş olduğumuz her şeyi arkanızda bıraktınız”(En’am:104) İnsanın kendisiyle götüreceği şey, kendisine verilen istidat ve imkanı kullanarak yaptığı ameller olacaktır; iyi veya kötü ameller. İşte insanın iyi amellerde hızlanması ve öne geçmesi, hayat yarışını önde bitirmesine vesile olur.

Her insan hayata merhaba derken ağlar. İnsanların önemli bir kısmı veda ederken de ağlar ama veda ederken müjdelenecek ve gülecek insanlar da olacaktır.

“Melekler güzellikle canlarını aldıklarında, ‘selam size’ derler.Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin”(Nahl:32)

Arap Şair ne güzel demiş:

ولدتک اذ ولدتک امک تبکی

والناس حولک یضحکون سرورا

فاجتهد لنفسک ان تکون اذا بکوا

فی یوم موتک ضاحکا مسرورا

“Annen seni doğurduğu zaman ağlıyordun

Oysaki insanlar etrafında sevinçle gülüyorlardı

Kendi nefsin için çaba göster ki, öldüğün gün

Onlar ağlarken sen gülesin”

Ve yine bir diğer şair:

ولتخرجن الی القبور مجردا مما سعیت بجمعه صفر الید

“Ölüm seni kabre, toplamak için çabaladığın

Mal mülkten soyutlayarak götürecek ve eli boş kalacaksın”

Salih amellerde sür’at ve sıbkat, kişinin kendi geleceğine, kendi gelecek hayatına yatırım yapması anlamına gelir. Bu bilinçte olmayanlar, sür’at ve sıbkata da ulaşamaz. İyi işlerde hızlanmak ve öne geçmek, yatırım bilincinin sonucudur.

Allah u Tebareke ve Teala, müminleri sür’ata davet ediyor, onlara emr-i irşadi ile hitap ediyor:

“Rabbinizin mağfiretine ve takva sahipleri için hazırlanmış ve eni gökler ve yer kadar olan cennete doğru koşuşun”(Al-i İmran:133)

Ahirete yatırım bilincinden yoksun olanlar, bu yarışta hızlanamaz, öne geçemez. Aksine yavaşlar, tembelleşir, vurdum duymaz olur, duyarsızlaşır, geride kalır. Maazallah zamanla inançsız insanlar gibi günahta ve haramda sür’ata düçar olabilir.

“Onlardan çoğunun günaha, düşmanlığa ve haram yemeye koştuklarını görürsün. Gerçekten de yaptıkları şey pek kötüdür.”(Maide:62)

**

Dip notlar:

(1)Raziye, hoşnut olunan demek. “Artık o hoşnut olunan bir hayat içindedir”(Karia:7)

Haviye, kızgın ateş demektir. “Artık onun da anası (sığınacağı yer) haviyedir... o, kızgın bir ateştir.(Karia9-11)

(2) Naime, nimet içinde olmak. “O gün kimi yüzler nimet içindedir.” (Gaşiye:8)

Nasibe, bitkin düşmek. Gaşiye 1 ve 2 ayetler

(3)Faize, kurtuluşa eren ve hasire, zarar eden, hüsrana uğrayan. Kur’an’da faizun ve hasirun kavramları yer almaktadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.