1. YAZARLAR

  2. Hatice Kübra BAYTAP

  3. Şubat'ın Soğuğu Değdi İliklerime
Hatice Kübra BAYTAP

Hatice Kübra BAYTAP

Yazarın Tüm Yazıları >

Şubat'ın Soğuğu Değdi İliklerime

A+A-

 

Gözlerim alev çanağı oldu yine. Bir kez daha gördüm ki, sesi gür çıkan kazanıyor gerçekten. Öfke bazen çözüm üretiyor demek ki; yerine göre öfke...

 

Dünkü (07.02.2018 tarihli) açık görüş ziyareti için gerekli kontrollerden geçmiş, değişen yeni sistemin göz okutmasından da geçmiş, başörtüde bulunan iğneler dışında tek bir metal obje ile nesne dahi bulunmadığı halde, henüz ikinci kontrol kapısından geçip bir tehlike-güvensizlik oluşturup oluşturmadığımı tespit etmeden üzerimdeki uzun pardösümü çıkarıp o şekilde kapıdan geçmem istenmiştir. Sözlü münakaşada bulunduğumuz erkek-bayan gardiyanlarla hararetli tartışmanın ardından zerre taviz vermediğim bu konuda olayın fazla abartıldığını savunarak ilgili tüm kurumlara şikayette bulunacağımı da belirtmeden duramadım.

Daha önce de Bandırma E Tipi Kapalı Ceza Evi ziyaretinde bulunmuş, Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza Evine de daha önce iki kere ziyarette bulunmuş bir mahkûm yakını olarak ilk kez böyle bir muamele ile karşılaşmış oldum.

Olaya diğer mahkûm yakınları da tanıklık etmişlerdir. Duruma mahkûm İdris'in annesi de müdahale etmek istese de, kendisini önden geçirip bir an önce yanımdan uzaklaşmasını sağlamışlardır.

Pardösümün kalınlığını öne sürerek üzerimden çıkarıp kapının ardından tekrar giyebileceğim söylendi. O halde ortamın müsaitleştirilmesini istedim ben de. Tarafımda bulunan erkek görevlilerin dışarı çıkarılabileceği ancak geçiş yaptığım alandaki erkek görevlilerin yerinden ayrılamayacağı şeklinde açıklandı bu kez. Anlaşıldığı üzere değişen hiç bir şey olmayacaktı...

Kapıya varmadan önce zaten üst-baş arama kontrollerinden geçmiş, kızlarımdan birinin kapüşonun kayış ucunda bulunan metal çubukları kontrol odasında bulunan makas ile kesmiş, yine bana gardiyanın uyarısı üzerine tişört ceplerinde bulunan metal fermuarlarla kapıdan geçemeyeceğini kabullenerek yasa ve kurallara saygı gösterip kıyafetini kardeşinin üzerinde bulunan fazla kıyafet ile değiştirmişizdir.

Hiciv kullanmak asla tercihim olmasa da ne yazık ki bazı gerçekleri ortaya dökmek için kullanmak zorunda bırakılıyor muş insan. Maalesef.

Sadece bağlaç yerinde metal bulunduğu için üst iç çamaşıra kadar önlem alınan kontrol odasında askıda sadece bir ziyaretçinin üst iç çamaşırı gözüme çarpmıştır.

Aynı psikolojik baskıya maruz kalmamızın ardından kızımla kapıdan geçmemize bir engel kalmadığı söylemiyle ziyaret kapısına yönlendirildik. Bu kadar sıkı kontrollerin arkasından pardösüsüz kapıdan geçmemin istenmesi, dini hassasiyetime yönelik psikolojik baskı ile uygulanan tam anlamıyla bir zulümdür.Ayrımcılık teşkil eden bir zulüm.

Çünkü içeriye giren çarşaflılar da vardı, feraceliler de vardı, pardösülüler de vardı ve açık bayanlar da vardı. Dolayısıyla mahkûmuna göre muamele, ayrımcı bir muamele olduğunu düşünmemek elde değil. Nitekim mahkûm Taner'in ablası da başka bir nedenle sinirleri tavana çıkmış vaziyette benden önce içeri alınmıştı.

Kimi görevliler benim karşı duruşuma güler oldularsa da sakinliğimi yine koruyup beklemeyi tercih ederken erkek görevlilerden biri yine bana seslenip Pardösümü çıkararak kapıdan geçmemi isterken daha fazla öfkeme hakim olamayıp bağırmaya başladım. Zaten iç çamaşıra kadar önlem alınmış bir kontrolden geçirildiğimiz, keyfiyete göre hareket edildiğini gerekirse ziyarette bulunmayarak pardösümü asla çıkarmayacağımı ayrıca şikâyette bulunacağımı haykırıp burnumdan soluklanarak volta atmaya başladım.

Bu duruma tanıklık eden tanıdık-yabancı ziyaretçilerin geçişinin ardından aynı görevli beni çağırarak istediğim yere şikayet edebileceğimi, sorunun kendileriyle bir ilgisi olmadığı, bi kereye mahsus bu seferlik bu şekilde kapıdan geçmeme izin vereceklerini belirterek ziyareti gerçekleştirmiş olduk nihayetinde.

Gelelim çelişkilere:

Çoğunluğu bayanların oluşturduğu böylesi yoğun bir ziyaret gününe ilk kez tanık oldum.

Onca bayanların arasında neden sadece bir ziyaretçinin iç üst çamarı çıkarılmıştı. Bu psikolojiye kendimizin de maruz kalmamız üzerine dünden bugüne kısa bir araştırmada yapmış oldum ki bu uygulamanın sadece bize yönelik yapıldığını öğrenmiş bulunuyorum. Öfkelenmemek içten değil.

Ayrıca koltuğa batırılmış bir kaç iğne de gözümden kaçmadı tabi. Belli ki birilerinin toplu iğnelerine de müdahalede bulunulmuş sanırım.

Peki ya, bayanların üst-alt dış giyiminde metal obje veya nesneler bu kadar sorun teşkil ediyor iken, nasıl oluyor da erkeklerin üzerinde bulunan metal fermuar ile düğmeleri sorun oluşturmadan geçişleri sağlanabiliyor.

Hiç bir erkek ziyaretçi kapı ötmesin diye pantolonunu çıkarıp ta geçmiyor karşı tarafa, böyle bir talepleri de olmuyor zaten görevlilerin.

Kısaca yine birileri damarıma basmış oldu.

Nitekim benim bu son ziyaretim de olabilir belki belli olmaz... Demem o ki, yalnız benim meselem miş benim sorunum muş gibi gidilmemeli konu üzerine.

 

Şikayetlerin benim veya bir kaç kişiyle sınırlı kalmamalıdır.Bu hukuksuzluk, adaletsizlik ve ayrımcılıktan rahatsız olup şikayetlerin dile getirilmesi için her hangi birinizin bir yakını olmamıza gerek yok, dindar hassas bir Müslüman olmanıza da gerek yok. Adalet, hak, hukuku savunmak için farklı görüşlere sahip olmak engel teşkil etmemelidir.

Ayrıca;

Mahkumlar da o kadar bezdirilmiş ki, bir an önce Cezaevi yönetiminin derhal değiştirilmesi talebinde bulunmaktalar.

Ziyaretlerin ay'dan iki ay'a uzatılması, kitapların sınırlandırılması, sanat (resim) araçlarına yasak getirilmesi, ayda bir atölyeye girişlerinin yetersizliği, her gün olması gereken havalandırılmaya haftada iki veya üç kez çıkabilmeleri, mahkum yakınlarına yönelik lüzumsuz uygulamalar, vs,vs,vs. Bir çok şikayetlerini dile getirmiş oldular yine.Duyan olur mu? Oluyor elbet. Lakin duyanlar duymayanların vicdanına bırakmamalı artık.

Delegeler, bildirgeler, dilekçeler bir sonuca bağlayamıyorsa, sadece sosyal medyanın sesine güvenip beklemenin de bir yararı olmadığını görüyoruz.

Bu durumda sadece mahkum yakınları değil, adaleti, hak ve hukuku savunan herkesin tek yürek olup, görkemli ve gür sesle bir meydanda tek çatı altında birleşerek yasalar kapsamında kararlı eylemler gerçekleştirilmesi şart.

Temennimiz, artık 28 Şubatlara bir son verilmesi...

Bir önceki konuya gelince; elbette bu yazıyla sınırlı kalmayacaktır.

 

 

                          

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.