1. YAZARLAR

  2. M. Şakirê Koçer

  3. Su Uyur, Düşman Uyumaz
M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

Su Uyur, Düşman Uyumaz

A+A-

     Tilkinin kafasında yüz plan tasarlanır. Bütün bu planların tümü tavukların kümesten nasıl çıkarılacağı üzerine kurulur.

     Günlerdir televizyon haberlerine kilitlendik kaldık. Gözümüz gazete manşetlerinden başka bir yere kaymıyor. İnternet sayfalarına sürdüğümüz fare, artık sayfalara koşmaktan yoruldu.

     İnsanız, habire merakımız kabarıyor. Dikkat kesilmeden edemiyorsunuz. Üzülerek söylemem gerekir ki; düşmanımızın yeni bir taarruzu ile karşı karşıyayız. Dostu dosta kırdırmak, araya nifak sokmak, bir bütünü bölüp parçalamak, her bir parçayı zayıf düşürmek…

     Eskiden beri düşmanımızın bize karşı uyguladığı sinsi ve kalleşçe bir taktiğidir bu. Bu son olayda da böyle bir filmi görmemek için kör olmak gerek. Tarihten ders çıkarmamız gerekmiyor mu? Yakın tarihimize göz gezdirmemiz gerekmiyor mu? Çevre kardeş ülkelerde olup bitenler neden bizleri düşündürmüyor ve uyandırmıyor? Bu kadar mı gaflete düştük? Hiç mi ders çıkarmayacağız bu olup bitenlerden? Neden düşmanlarımızın işini bu derece kolaylaştırıyoruz? Neden kılıçlarımızı, bizleri birbirine düşüren düşmana değil de; birbirimize karşı biliyoruz? Birbirimize acımayacak mıyız? Feleğin ters döndüğü, belaların fırtınalar gibi bu Müslüman milleti kuşattığı, ocağını söndürdüğü, evini yele verdiği, iniltilerin, ahu figanların arşa yükseldiği kan revan bir zamanda neden ağlaşıp kucaklaşmıyoruz? Neden birbirimizin kusur ve zaaflarını affetmiyoruz? Neden kenetlenmiyoruz ve düşmanın planlarını bozmuyoruz?

     Yolsuzlukmuş, kime göre yolsuzluk? Hırsızlıkmış, kime göre hırsızlık? Yoksa bu yapılan operasyon kadim, gerçek ve en büyük hırsızlığın ve yolsuzluğun ve yetki hırsızlığının üzerini örtbas etmek için midir? Neden seçim arefesinde. Bunca zamandır biliniyor idiyse neden bu gün üzerine gidiliyor?

     Yoksa İstanbul Belediye Başkanlığını, bizzat yolsuzluk yaptığı iddiasıyla, hem de kendi partisi tarafından, partiden ihraç edilen, bunca yıldır partisi ile arası açılan, her ne hikmetse tekrar partisinden gelen özür ve davet teklifi üzerine partisi CHP’ye geri dönen ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterilen Mustafa Sarıgül’ün İstanbul’da ve Ankara’da da Mansur Yavaş’ın kazanması için mi? Yoksa  Ak Parti’nin gücünü zayıflatmak, ya da bölmek veya Erdoğan sız bir Ak Parti’nin oluşması için mi?

     Eğer bu ve benzeri sinsi niyetler ise bunda kim ne yarar görecek. Bu memleketin zararına bir niyet gütmek değil midir? İnsanımızın, memleketimizin bu tür niyet ve maksatlarda kazancı ne olacak? 11 yıllık Ak Parti iktidarının insanımıza ve memleketimize kazandırdıkları ulu orta yerde değil midir? Elbette eksilerde oldu ama adalet ve insaf, eksileri ve artıları karşılaştırmamız gerektiği değil midir? 

     Peki bunca başarılarda Cemaatin Ak Partiye, Ak Parti’nin Cemaate verdiği destek asıl faktör değil midir? Bu iki kardeş arasında bu güne kadar oluşan samimiyet, yardımlaşma ve uhuvvet neden şimdi bozulmaya yüz tutsun. Bunda kimin çıkarı olacak, Cemaatin mi, Ak Parti’nin mi, memleketin mi, vatandaşın mı, Müslüman camianın mı, hangisinin? Bu çatışmadan toplumumuzun yararını kim bekleyebilir ki?

     Ak Parti’nin hatası yok mudur, Cemaatin hatası yok mudur, ya da her iki tarafın içinde de, her iki cenahında düşmanı olanların hafiyeleri ve gizli elleri yok mudur? Olamazlar mı? Her iki cenahın birbirlerini nakavt etmeye yönelmeleri  yerine o, içeriye sızmış gizli elleri araştırıp ortaya çıkarmaları gerekmiyor mu? Kardeşlik kolay mı kazanıldı ki, kolaydan harcamaya yeltendiniz.

     Din gününde bunun vebalinden kurtulacağınızı mı umuyorsunuz. Doğrusunu söylemek gerekirese ne M. Fethullah Hoca’nın bedduası, ne de R. Tayyip Erdoğan’ın duası içimizi serinletmeye ve ağzımızdan amin dedirtmeye yetmiyor. Aleyhte beddualar ve dualar bizce tuhaf kaçıyor.

     Gözden kaçırılmaması gereken en önemli nokta şudur ki, eğer Ak Parti Cemaati tasfiye etse, Ak Parti değil düşman kazanacak. Eğer Cemaat Ak Partiyi zayıflatsa, cemaat değil yine düşman kazanacak.

     Müslüman camianın ve memleketin salahı, selameti ve menfaati, sizin çatışmanızda değil, bu güne kadar yaptığınız gibi gene de barışmanızda, birbirinizi bağışlamanızda ve yardımlaşmanızdadır. Bunu böyle bilmek gerek. Yoksa düşmanın iştahını kabartarak, düşmanı daha büyük tahribatlar için umutlandırarak zil çalıp oynamasını      sağlayacaksınız.


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.