1. YAZARLAR

  2. Davut Hoca

  3. STANDART HASTA
Davut Hoca

Davut Hoca

Yazarın Tüm Yazıları >

STANDART HASTA

A+A-

         

               Zamanın birinde bir ortamda biriyle tanışırken, meşguliyetinin standart hasta olduğunu söyledi. Bilmem, belki sizler bunun ne demek olduğunu biliyorsunuzdur ancak ben bu işi gerçekten ilk defa duymuştum. Özür dileyerek bunun ne demek olduğunu, bana izah etmesini istediğimde standart hastanın, gerçek bir hastaya ilişkin öykü, belirti ve duygusal durumu doğru ve yinelenebilir  bir şekilde anlatmak ve  göstermek üzere eğitim almış kişi olduğunu söyledi. Yani anlayacağımız, hastanelerde, tıp fakültesi öğrencilerinin eğitimi için birilerinin hasta numarası yaparak rol yapmasıdır şeklinde anlayabiliriz. Tabi ben bunu duyar duymaz zihnimde farklı çağrışımlar oluştu ve ben bu durumun zihin dünyamda şu karşılığı bulduğunu gördüm: hayatın diğer alanlarında biz insanların üzerine düşen görev ve sorumlulukları çoğu zaman standart hasta misali sadece rol yaparak gerçekleştiririz. Hani her yazının bir öyküsü vardır ya işte bu yazının öyküsü de buradan çıktı.  

Toplum içerisinde her insanın aynı anda birçok görev ve sorumlulukları vardır. Mesela bir insan aynı anda hem anne veya babadır, hem memurdur, hem komşudur,  hem abi veya abladır, hem ortaktır, hem akrabadır vs. Bu çok yönlü hayatın akışında tüm boyutlarda üzerimize düşeni gereği gibi yapıp yapmadığımızı sorguladığımızda aslında hayatımızın da kalitesini ölçmüş oluyoruz.  

Şu hayatta üzerimize vazife olan en büyük sorumluluğumuz anne ve/veya baba olmamızdır. Anne veya baba olan kişinin gerçekten bu sorumluluğunu yerine getirip getirmediği, toplumu oluşturan aile mefhumunun da sağlamlığını ortaya koyar. Bir anne veya baba, çocuğunun soluk alıp verişinin bile kontrolünü sağlamalı,  küçüklükten itibaren bıkmadan usanmadan onun sağlam bir şahsiyete sahip olması için her türlü çabayı göstermeli, arkadaşlarının kimler olduğunu iyi bilmeli, ders notları kadar davranılışlarının da nitelik olarak yeterliliğini sorgulamalı, ne yediği kadar ne okuduğu, hayata bakış açısının doğruluğunu, yaşam gayesinin sağlamlığı, yürek ve bileğinin aynı orantıda güce sahip olması, yediğinin içtiğinin helal olması, yaradanı bilmesi, yaradılanı hoş görmesi, şu hayatta anne ve babasının kapanmayacak amel defteri olması… Eğer bir anne ve baba bu doğrultuda yaşıyor ve bunları gaye ediniyorsa o zaman o anne ve baba standardın üzerine çıkmış, üzerlerindeki görev ve sorumlulukları ellerinden geldiği kadarıyla yapmaya çalışmışlardır. Diğer türlü standardın altında kalır ki o zaman da standart anne ve standart baba olmuş olurlar.  

Hemen hepimizin ortak yanıdır komşu olmak. Komşuluk, bir yerde kader arkadaşı olmak, hayatı paylaşmak, aynı kapıdan içeri girmek, aynı çatının altında yaşamak demektir. Komşuluk, yatırımı sadece evin eşyasına ve duvarına yaparak komşuyu ihmal etmek değildir. Komşuluk, komşunun dert ve kederinden bihaber sadece kendi derdine düşmek değildir. Komşuluk, kapıyı sıkı sıkı kilitleyerek komşuyu her türlü hal ve ahvalde kendi başına bırakmak değildir. İnancımızın ve insanlığımızın gereği bir komşuluk sergilemediğimiz zaman standart ve hatta standartın altında bir komşu durumuna düşmüş oluruz.  

Vs. vs. 

Hayatın her alanında stadartın altına düşmemek için elden geldiği kadar gayret etmek elzemdir. Eğer ki bizler yaşamın tüm boyutlarında bu standartı yakalayamazsak, standartın altında kalırsak işte o zaman standart baba, standart anne, standart komşu vs. durumuna düşmüş oluruz. Sorumluluklarımızda standartın üzerine çıkamadığımız zaman, taşıdığımız sorumluluğu rol icabı yapıyoruz demektir. Yaşamın birçok boyutunda, bu şekilde kaybettiğimiz irtifa, hayat kalitemize yansıyacak, yaşadığımız hayattan hiçbir lezzet alamayacak hale geleceğiz 

Ve şimdi kimse kimsenin yaptığı işi beğenmiyor. Kimisi, ‘kardeşim esnaf mı kaldı şu memlekette, şu düştüğümüz duruma bakın’, kimisi;  ‘komşuluk diye bir şey kalmamış, adamın bana yaptığı eziyete bak’, kimisi; ‘bu nasıl anne, babalık, insan çocuğuyla ilgilenmez mi?’ vs. vs. Bu durumlardan hiçbirimiz hoşnut olmayız, ancak bu duruma getiren de yine bizleriz. Yani bu dünyayı hep birlikte elbirliği ile bu hale getirdik. Kendi kazdığımız çukura düşüyoruz. Standart bir hayatın kalitesi de bu kadar olur. Standartın üstüne çıkmadığımız müddetçe kimse huzura kavuşamaz. Çünkü toplum denilen gerçek, içinde yüzülen havuz gibidir. Havuzun suyu şöyle ya da böyle, er ya da geç herkesin boğazına kaçar. Yuttuğumuz suyun niteliği, hepimizin ortak ürünüdür.  

Tüm yeryüzü halkları, ülke, toplum, aile, birey olarak herkesin, her kesimin uğraşısı, gayreti, derdi, amacı, ideali, daha güzel bir dünya, daha güzel bir ülke, daha güzel bir toplum, daha güzel bir aile ve daha güzel bir birey olmak için yapılması, yaşanması gereken ne varsa onu yerine getirmek olmalıdır. Aksi halde rol icabı bir hayattan bize kalacak olan rol icabı bir karşılık olacaktır. Standart bir insan olmamak, standart bir hayata sahip olmamak dileğiyle… 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.