1. YAZARLAR

  2. Cevdet IŞIK

  3. SORUNLARI NADASA BIRAKMAK
Cevdet IŞIK

Cevdet IŞIK

Yazarın Tüm Yazıları >

SORUNLARI NADASA BIRAKMAK

A+A-

 

İnsanın yapısına baktığımız zaman, yani yapısal özellikleri dikkate alındığı zaman, ne kadar çok muhteşem bir yapıya sahip olduğunu görürüz. Her varlığın kendine özgü bir yapısı vardır kuşkusuz.

Bütün varlıklar ve sahip oldukları yapılar, muhteşem olma vasfını hak etmektedirler. Fakat insanı bütün varlıklar içinde, en muhteşem yapan özelliği akıl ve irade sahibi olmasıdır. Yoksa fiziksel yapısı itibariyle, söz konusu vasfa baktığımız zaman, insan, ilginç ve muhteşem olmakla birlikte, diğer varlıkların önüne geçmeyi hak etmeyecektir.

Demek ki insanın insan olarak vasıflandırılmasının, bir ihtişama sahip olmasının en önemli sebebini, sadece anatomik yapı oluşturmuyor. Asıl dikkate değer olan tarafı, bir akıl ve irade sahibi olmasıdır.

İnsanı bir bütün olarak ele almak gerekir. İnsanın anatomik yapısını ayrı, akıl ve iradesini ayrı, sosyolojik ve psikolojik yapısını ayrı ayrı ele aldığımız zaman, yani insanı parçaladığımız zaman ve böylece söz konusu parçalar üzerinde insanı tanımaya çalıştığımız zaman, o zaman insanı insan olmaktan çıkarmış oluruz. İnsanın sahip olduğu yapısal özelliklerin bilinmesi önemlidir.

Ama asıl önemli olan insanın yapısal özelliklerinin birbirleriyle ilişkilendirilmesi ve bir yerde olan herhangi bir sorunun diğer yapılarla olan ilişkisidir. İnsan, bütüncül olarak ele alınmadığı zaman, sahip olduğu değer de bihakkın takdir edilemez.

İnsanın insan olması bir bakıma sahip olduğu ilişkilerle alakalı bir durumdur. İnsan tek başına, hiçbir şeyle alakası olmayan bir varlık değildir. İşte görüyor ve yaşıyoruz; her insanın bir anne-babası ve doğduğu bir çevresi vardır.

İnsan, şu kadar bin senelik, şu kadar milyon senelik bir varlık âleminde yaşamaktadır. Sürekli bir yaratma işleminin sürüp devam ettiği bir ontolojide, bir yaratıcıdan söz etmek ve böylece olup bitenleri bir yaratıcı ile ilişkilendirmek gerekmez mi? Yaratıcıdan söz etmemek ve yaratıcıyı dikkate almamak, insan için en büyük parçalanma ve en büyük kopuş anlamına gelmektedir. (Burada sekülerizmi dikkate almayı unutmamak gerek.) Bu, sorunları oluşturan en önemli halkadır. Bu halkanın doğru teşhis edilmesi çok önemlidir. Aksi takdirde, oluşan sorunların çözümü adına yeni sorunların oluştuğu bir sarmalda, anlamsız ilişkilerle geçen bir yaşam ve yaşantılarla hayat sürdürülmüş olur.

Hayata gözlerin açıldığı ortam ve çevre ile ilişkiler, görsel ve somut özelliklere sahip ilişkilerdir. Onun için sergilenen davranış ve yaşantılarda, akıl ve iradenin işi kolay olmaktadır. Fakat burada unutulmaması gereken en önemli husus, sergilenen davranış ve yaşantıların hangi bilinçle yapıldığıdır. İşte insan için tercihlerin rengini oluşturan en önemli noktayı, hangi bilinçle yapıldığı hususu oluşturmaktadır.

İnsan hangi bilince sahip ise o bilincin oluşturduğu tasavvurlarla yaşar. Bilinç ve tasavvur sahibi olmak demek şahsiyet sahibi olmak demektir. İnsan, bilinç ve tasavvur ile şahsiyet sahibi oluyorsa, bilinç ve tasavvur sahibi olmayanlar için şahsiyet diye bir özellik söz konusu olmamaktadır.

Bugün, postmodern tahakkümün hüküm sürdüğü bir zamanı yaşamaktayız. Bu şu anlama gelmektedir. İnsanın sahip olduğu sabiteler ve bu sabiteler doğrultusunda yaşayacağı bir hayat olamaz. Mutlak diye bir şey yoktur. Her şey görecedir. Yani bu gün böyle yarın şöyle olman hiç sorun değildir. Sen kendi kendinin ilahısın. Yani daha açık bir tabirle, arzu ve isteklerin hangi yönde ise öyle takıl ve öyle yaşa.

İnsan bu anlayışa sahip olduktan sonra, artık herhangi bir değerin kıymeti harbiyesi kalmayacağı için, hakka, adalete, liyakate ve eşit muameleye gerek duymayacağını bilmek gerekir. Bütün modern ve postmodern zamanlar bu anlayışın oluşturduğu ilişkilerden meydana gelmiştir.

Modern zamanlarla birlikte Müslümanların iyi-kötü var olan ümmet yapısı parçalandı. Müslümanların kültürel yapısı, cetvelle çizime müsait coğrafyaların oluşturulmasını beraberinde getirdi. Elde edilmek istenen iktidarlar için, bütün alçaklıkların kapısı açıldı. Allah ile olan ilişkilerimiz, sadece belli zaman ve mekânlara indirgendi. Zihinsel manipülasyonlara uygun uyuşturucular imal edilerek, herkes için birer rüya âlemi ihdas edildi. Böylece gözleri kör, kulakları sağır ve anlayış bakımından iflas etmiş acayip ve acuze topluluklar oluşturuldu. İslam dünyasının yüzyıllardır sahip olduğu bu ve buna benzer nice sorunlar görmezden gelinerek nadasa bırakıldı.

Dokundukça, kazıldıkça, sürüldükçe dallanıp budaklanan sorunlara sahip olduk. Şimdi gerçekten inanmış insanlara ihtiyaç vardır. Bu nasıl olacak? Bu, inandığının ne anlama geldiğini bilecek ve ona göre ilişkiler geliştirecek, yaşantılar oluşturacak kimselerle olacak. Sahte olandan uzaklaşmak ve bu şekilde hak ve hakikate ulaşmak mümkün olabilir. Unutulmamalıdır ki, sorunları erteledikçe, görmezden geldikçe, sorunları nadasa bırakmış oluruz. Zamanında görülmeyen ve çözülmeyen küçük sorunlar, daha sonra büyüyerek ortaya çıkacaktır. Bu, bütün zamanlar için genel geçer bir kuraldır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.