1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Sol'un Ergenekon'la İmtihanı
Sol'un Ergenekon'la İmtihanı

Sol'un Ergenekon'la İmtihanı

A+A-

Okay Gönensin/Vatan

Sol’un Ergenekon sıkıntısı

Susurluk olayı ortaya çıktığı zaman, kendisini solda görenler için konu çok berraktı. Kaza yapan aracın içinde bir faşist katil, bir polis müdürü ve bir de sağ partiden milletvekili Kürt aşiret reisi bulunuyordu.

Bu üçlü, en basit “sol” bakış için yeterli bir “kötülük ittifakı” olarak görülebilirdi ve öyle görüldü. Meseleye görevdeki bir albayın adının karışması, hatta bu albayın terfi ettirilmesi “solcu” bakış açısında önemsiz bir ayrıntı olarak kaldı.

Geleneksel solun kafası, Susurluk yolu ilerleyip de Ergenekon’a çıkınca karıştı. İktidarda siyasal İslam kökenli bir partinin bulunmasıyla Ergenekon yapılanmasının ortaya çıkış şekli birlikte düşünüldüğünde bu mesele, yeterince kuşkulu bir alan olarak görüldü.

Burada ne yazık Türk solunun 27 Mayıs 1960 darbesiyle başlayan ve 12 Eylül 1971 öncesine kadar gelen “devrimci askeri darbe” beklentileri, hatta iş birlikleriyle devam eden “kestirme yol” beklentisinin etkisi çok büyüktür.
Susurluk’ta büyük tepki gösteren “solcular” mesele Ergenekon’a dayandığı zaman yaygın bir kafa karışıklığı içine girdi.

***

İktidarda siyasal İslam kökenli, köy-kasaba kültürünün en belirgin muhafazakâr yapısının taşıyıcısı ve demokratlığı su götürür bir siyasi parti var. Bu partinin dünyaya ve Türkiye’ye bakışının “ilerici” olmayacağı belli olduğuna göre ve Ergenekon soruşturmasını onlar açtığına göre... İşte burada kaçınılmaz olarak bir duvar beliriyor: “Bu soruşturmanın altında başka hesaplar var!”

Herkesin beynine girip, orta ve uzun vadeli hesaplarını görmek kimsenin harcı değil. Ama Ergenekon adıyla özetlenen bir ilişkiler ağının içinde birçok cinayet kuşkusu varsa, bu ilişki zinciri ülkenin geleceğine silah kullanarak ve terör eylemleriyle müdahale etmeyi amaçlamışsa, kendisini “solcu” olarak tanımlayan hiçbir kişinin kafam karıştı deme hakkı kalmıyor.
Uğur Mumcu cinayetinin ertesinde sokaklarda yürüyüp, Hrant Dink cinayetinin ardında ne olduğundan kuşkulanıp, onlarca faili meçhul cinayeti hatırlayınca “sol bakış” için tek bir odak kalıyor.

1960’ların “ulusalcı-solcu” muhalefet ve siyaset tarzı o dönemin koşullarının, o dönemin vatanseverlik kıstaslarının bir ürünü olarak yaşanmıştır. Bugün hâl⠓demokrat ve ileri bir ülke” hedefini o günlerin nostaljisiyle tanımlamaya çalışmak, dünyadan uzaklaşmak, bugünü kavrayamamak anlamına gelir.

***

Kendisini sol diye tanımlayanların bazılarının belki iyi niyetli ama safça bir bakış açısıyla bugünü çözmek isterken kafası karışıyor olabilir. Ama bir de kendilerini sol olarak yutturmuş, en kaba milliyetçi temalarla ayakta kalmış bir kesim var ki, bunların ideolojisi içinde zaten demokrasi, insan hakları, temel özgürlükler gibi kavramlar yer almıyor.

Avrupa’da Ergenekon tipi örgütlenmelerin tasfiyesi hemen tüm ülkelerde “sol” iktidarlar eliyle gerçekleşmiştir.

Kendisini solcu olarak gören hiçbir kişinin de “ama” ile başlayan cümlelerle ve sonuçta demokrasiden hoşlanmayanları, insan haklarını Türkiye için fazla görenleri, siyaseti şiddet kullanarak yapanları savunmaya eli varamaz, varmamalıdır.
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.