Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Soluma

A+A-

 

     Aydın, pek çok geçiş toplumunda olduğu gibi bizde de (biz deyince aydın kelimesini yanına liberali özellikle eklemek gerekiyor) değişim fikrine ve taleplerine duyulan 'öfke'nin, ülkeye 'egemen olan yapı ve zihniyet'in en hızlı, en etkin, en keskin fatura kestiği kesim oldu.

     Kah sınıfsal bir öfke kah biz ideolojisi üzerinden olmaya devam ediyor.

     Keskin sosyal demokratlar, keskin muhafazakarlar, keskin militaristler değişimi dile getiren, bunu yaparken bizatihi değişimden etkilenen, etkilendikçe farklı olandan, farklılıktan yola çıkan liberalden ve aydın tipinden hâlâ nefret ediyor.

     Kısacası, değişen topluma karşı tavırları neyse, değişen insana, aydına da tavırları aynı.

     Peki kimdir, nedir aydın dediğimiz?

     Aydın yaşadığı topluma ilişkin bilgi üreten, toplumun kendisini anlamasına ve yeniden üretmesine katkıda bulunan bir aktördür aslında. Toplumun kendisini anlamasına, kendisini üretmesine katkıda bulunmak, en az toplum kadar hızlı ve süreli bir devingenlik gerektirir. Belki de bu nedenle bugün Türkiye'de yaşanan en önemli değişimlerden biri aydının yaşadığı değişimdir.

     Değişen dünyayla birlikte aydın da değişiyor. Eski aydın tipi yavaş yavaş yok oluyor. Kendilerini üretemiyorlar ya da çok kötü kopyalarla direniyorlar bu değişmeye.

     Barış sürecine verilen tepki ve destekler, bu konudaki 'dev bir ayrım'a işaret etmiyor mu?

     Sorunların çözümü, laiklik, vatandaşlık krizlerinin halli için hâlâ Fransız devriminin ve 19. yüzyılın katı ulus-devlet modelini öneriyorlar. Uluslararası merkezlerden ekonomik merkezlere o modeli yaratan ve işlevsel kılan tüm diğer yapılar bitmek bilmeyen bir 'esneme süreci'ne girmemiş gibi davranıyorlar.

     Varolan bir kimliği, Kürt kimliğini reddetmek için diğer kimliklerden, Çerkesler'den, Lazlar'dan sözediyorlar. Bir kimliği kimlik kılan şey, o kimliğe ait olma duygusunun siyasileşmesi ve sistemin ortadan kaldıramayacağı bir talep haline dönüşmesi değilmiş gibi davranıyorlar.

     Oysa, Çerkesler'in, Lazlar'ın, Türklük'ün kurucu unsuru olduklarını, bu topluma entegre olmak için katıldıklarını, Kürtler'inse zaten yüzyıllardır, bu topraklarda kendi kültürlerine kapalı yaşadıklarını bilen ve hatırlatanlar da var.

     Bu fark aslında anlamak, anlayarak sorun çözmek ile verili doğrulardan hareketle açıklamak ve açıklayarak sorun üretmek arasındaki farktır.

     Dün ile bugün arasındaki farktır.

     Dünün aydını önce 'işlevi'yle tanımlanırdı. Bugünün aydınıysa önce 'kimliği'yle var. Dünün aydını, evrensel doğrulardan hareket eder, olanı değil olması gerekeni söylerdi. İşlevi, yukarıdan aşağıya inen, devletten topluma empoze edilen bir modernizmi yayma ve meşrulaştırma işleviydi. Aydın-yığın ilişkisi bu yüzden her şeyin önünde gelirdi. 19. ve 20. yüzyılın ilk yarısı bu tip aydının çağları olmuştu. Ürettiği bilgi de işlevleriyle uyum içindeydi bu aydının. Topluma ait bilginin toplum dışındaki kaynaklardan elde edilmesi toplumlara ait olmayan bu bilgilerin kanunlar haline çevrilerek mutlaklaştırılması ve toplumların kendilerini bu kanunlar çerçevesinde tanımlaması gerekliliği, bu bilgi üretiminin özünü oluşturuyordu.

     Evrenselciliğin sağ-sol kutuplara ayrıldığı 20. yüzyılda ise, bu toplum dışı kanunlara, bireylere ait olamayan bireysel iradeler ilkesi de eklendi. İnsanlar, toplumlarını ve kendilerini, bu kendilerine ait olmayan kanun ve iradeler çerçevesinde tanımaya zorlandılar. Bugün ne oluyor?

     Bugünün aydını bilgiyi, dünün ilkelerinde, ideolojilerde aramamakta, tersine ait olduğu toplum ya da kesimle etkileşim içinde üretmektedir. Bu yolla hem o toplumun parçası olmakta, hem de toplumun kendisini tanımasına ve sorgulamasına gerçek anlamda katkıda bulunmaktadır. Bugünün aydını, 'olan' ile 'olması gereken' arasındaki ince ve dar çizgide, yeteneği, sezgisi, kimliği ve bilgi üretimiyle dolaşan bir aktördür artık.

     Aydın ile liberalin (sağı solu dindarıyla) kesiştiği nokta da işte tam burası...

     Ülkenin soluk borusu...

     YENİ ŞAFAK

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.