1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Siyasi panorama...
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasi panorama...

A+A-

Ne durumdayız?

Adaylar ve siyasi partiler üzerinden gidelim...

Önce muhalefet:

Ekmeleddin İhsanoğlu tercihiyle CHP daha şimdiden bölünmüş durumda. Milletvekilleri ve teşkilatta yaşanan ayrışmanın seçmene yansıması, özellikle seçimlerden sonra CHP'de yeni bir kavga başlatması kaçınılmaz görünüyor. Yıllardır yeni Türkiye'nin dokusuna, beklentilerine ve zamanın ruhuna uygun bir dil ve sentez üretemeyen, değişime yelken açamayan CHP, kendisini oluşturan parçalar arasında bölünüyor.

Ekmeleddin İhsanoğlu tercihinin hem bu siyasi parti, hem MHP açısından 'hüsranla' sona ermesi kaçınılmaz bir durum. Çatı adayının 2 turlu seçimi tek tura indirgemesi, ikinci turda oluşacak siyasallaşmayı doğmadan boğması, muhalefetin Tayyip Erdoğan'ı engellemek dışında hiç bir stratejiye sahip olmamasının sonucu.

CHP ve MHP'nin bu tavrı, buna Erdoğan allerjisiyle hareket eden liberal ve sol grupların eklenmesi, Türkiye'yi bir süre daha 'hakim tek parti' modeline mahkum edecek gibi görünüyor.

Siyasi iktidar:

AK Parti yaşadığı bunca krize rağmen seçimlere muzaffer bir edayla gidiyor. Doğal zira, AK Parti'nin öyküsü bir ideolojinin, bir siyasi partinin, bir liderin öyküsünden ibaret değil, tersine, bu güç yıllardır altını çizdiğimiz üzere güçlü sosyolojik bir dalgaya, tabana ve dönüşüme işaret ediyor. Erdoğan'ın adaylığı açıklandıklan sonra yaptığı konuşmasında vurguladığı iki temel esas, 'toplumsal ve ulusal özgüven' faktörü ile 'dışlanmış ve terkedilmiş grupları temsil, onlar adına iktidar kullanımı, bu çerçevede bir sınıfsal dönüşüm' muhafazakar dünyanın demokrasiye verdiği anlam ve ülkenin istikameti açısından belirleyici olmaya devam edecek gibi görünüyor.

Dolayısıyla beklentilerin tersine AK Parti, bırakın inişe geçmeyi, gerek kendi öyküsü gerek Türkiye'nin değişim süreci açısından yeni bir sayfa açmaya hazırlanıyor. Bu safha, kurumsal değişim safhası, tüm olumlu ve olumsuz yanlarıyla, Türkiye'nin önümüzdeki iki yıl boyunca ana gündem maddelerinden birisini oluşturacaktır.

Erdoğan seçimlerde kendisiyle yarışacaktır ve hedefi birinci turda seçimi kazanmaktır. Nitekim daha şimdiden sorular Erdoğan'ın nasıl bir 'cumhurbaşkanlığı pratiği' üreteceği, başbakanın kim olacağına yönelik soruluyor. Gerçekten de Tayyip Erdoğan'ın alacağı oy, ve başbakanlık için yapacağı tercihin, iktidarın paylaşılması ya da kişiye endekslenmesi arasındaki fark üzerinden sistemin gidişatını etkilemesi

kuvvetli bir ihtimaldir.

Ve Kürtler:

HDP birçok unsuru birden temsil ediyor. Bunlardan ilki hiç şüphe yok, Kürt siyasi hareketinin barış süreciyle şekillenen yeni siyasi rolüdür. Bu rol, gerek istikrara destek gerek muhalefeti temsil açısından Kürt siyasi aktörlerinin yeni Türkiye'nin kurucu unsurlarından biri olmaya ilerlediğini gösteriyor. HDP'nin Kürt sorununa endeksli olmaktan çıkma ve Türkiyelileşme iddiası, (bunun gerçekliğini elbet zaman gösterecek) pek çok gözlemci için HDP'yi AK Parti karşısında muhalefet boşluğunu dolduracak bir alternatif olarak tanımlamaya itiyor.

HDP'ye ilişkin bir diğer unsur ortalama yüzde 6 civarında oyu olan ancak bu seçimlerde çeşitli nedenlerle yüzde 9'a önü açık görünen HDP'nin, Tayyip Erdoğan'ın ilk turda seçilmesini engelleyebilecek tek faktör olmasıdır. Bu da, Kürtlerin siyaset üzerinden de ağırlıklarını hissettirmelerinin ve oyuna dahil olmalarının bir başka aracıdır.

En nihayet sırada Demirtaş'ın adaylığının simgelediği hususlar yer alıyor. Bu konuda sözü Ümit Fırat'a bırakalım, El Cezire Türk'te yayınlanan yazısında şöyle diyor: '1978 yılında Abdullah Öcalan ve bir grup genç arkadaşı tarafından kurulan PKK'nin, ... sonra günün birinde kendi kontrollerinde gelişecek legal bir siyasi partinin ... TC'nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday çıkarıp kilit bir role sahip olabileceğini hayal ettiğini pek sanmıyorum. (...) Türkiye'nin geleceğine dair Kürtlerin de yer alacağı projeler üzerinde konuşulan bir ortamda, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Kürtler açısından önemsenmesi ve bu makama talip olunması, Türkiye'nin politik geleceği açısından umut verici bir gelişme'dir.

Siyasetin serencamı az çok böyle...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.