1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Siyasette iki gerilim hattı...
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasette iki gerilim hattı...

A+A-

Aldığım bir okur mesajını paylaşmak istiyorum.

Şöyle:

'Ben yurt dışında yaşayan, AKP'ye üç kere oy vermiş olan (birçok arkadaşını kaybetme pahasına) ve şimdi kendisini aldatılmış hisseden bir vatandaşım. Son yazınızda mevcut krizin meşruiyet ve devlet kurumları boyutuna dikkat çekiyorsunuz ve haklısınız. Ancak bunun da ötesinde AKP'nin Sayın Erdoğan liderliğinde son yıllarda giderek otoriterleşen, kendileri gibi olmayanları başkalaştıran tutumlarının, ayyaş söylemlerinin, Kadıköy vapuruna kem gözle bakmaların, içki içmek alkolikliktir iddalarının bu krizde bir rolü yok mu? Gezi olaylarını sadece teröristlerin marifeti olarak göstermek, Sayın Erdoğan'ın tutumlarından çok şikayetci kitleleri daha da mutsuz ve ümitsiz yapmaz mı?'

Öyle bir kutuplaşma yaşıyoruz ki, ne yazık ki, bu tür sorular yanıt, bu tür tepkiler kendilerine yer bulamıyorlar.

Cemaatin emniyetten yargıya tüm devlet dokusunu arsız ve zehirli bir sarmaşık gibi kuşatmasına, devlet imkanlarını ve gücünü kullanarak gayri meşru dinleme ve takiplerle, bunları ortalığa saçarak hükümeti sarsmaya, devirmeye kalkmasına 'sıradan bir hadise' olarak bakan, olup biteni yolsuzlukla özdeş kılan kesimin tavrı malum.

Yukarıdaki satırlar ise bunun dışında bir duruma işaret ediyor, farklı hassasiyeti temsil ediyor ve siyasi hayatın üzerine düşünmek ve tartışmak gereken, önemli bir kırılma noktasına işaret ediyor.

Nasıl?

Ülkede iki büyük siyasi gerilim ekseni var.

Birincisi cemaat sorunu etrafında karşımıza çıkıyor, devlet ve demokrasi krizine ve büyük bir çatışmaya işaret ediyor.

İkincisi ise cemaat çatışmasından bağımsız olarak AK Parti'nin son iki yıldır izlediği ataerkil politikaların yaşadığı ve ürettiği krizle ilgili. Merkezileşen ve kişiselleşen siyaset, otoriterleşen dil ve uygulamalar, tek değer sistemini zorlayan hamleler her halde görmezden gelinemez. AK Parti'nin bu çerçevede karşısında heterojen bir itiraz siyasallaşması bulunuyor. Diğer ifadeyle AK Parti'nin siyaset tarzı ve hegemonyasından kaynaklanan, Gezi olaylarıyla doruğa çıkan bir ayrışma yaşanıyor. Üstelik bu ayrışma bugün cemaat hükümet kavgasından da besleniyor. HSYK, İnternet yasası gibi demokrasiyi zorlayan tedbirler geldikçe, Başbakan Gezi'yi cemaat kalkışmasıyla eşitledikçe itiraz siyasallaşması kabarıyor.

Sorunlarımızdan biri odur ki, siyasi iktidar ve muhafazar kesim bu tabloyu görmek istemiyor ya da görmezden geliyor. Muhafazakar kesimin gündemindeki tek siyasi mesele cemaat-hükümet çatışması. Mart seçimi onlar için tek meseleye endeksli bir referendum seçimi... Velhasıl laik kesim cemaat sorununu nasıl görmezden geliyorsa, muhafazakar kesim de usulsüzlükler, yolsuzluklar, otoriterleşme sorununu görmezden geliyor. Bunları cemaat saldırısı olarak algılıyor. Yolsuzluğun telaffuzunun bile cemaat karşısında bir zaaf yaratacağı düşünülüyor.

Ancak siyasi hayatın akışı farklı...

Bilmek gerekir ki sandığa yansıyacak tek gerginlik cemaat-AK Parti gerginliği değildir. Seçimler aynı zamanda diğer ayrışmayı da içerecektir.

Türkiye, Mart seçimlerinden sonra böyle ikili bir hatta ilerlemeye devam edecektir.

Böyle ayrışma, algı ve gerçeklik farklılaşması AK Parti'yi de, Türkiye'yi de derinden etkiler. Siyasi atmosfer dünden, büyüme, demokratikleşme ve istikrar döneminden farklı olur.

Bunları görmek, üzerine düşünmek gerek...

Cemaat meselesi ilk ve asli siyasi sorundur şüphe yok. Bu sorunun üzerine gidilmesi ve çözülmesi demokratik hukuk devleti açısından mutlak bir gerekliliktir.

Ancak bunun yanında siyasetin hegemonyası, siyasi karar süreçlerinin merkezileşmesi ve şahşileşmesi, doğal olarak bu çerçevede kurumsallaşmanın çözülmesi ve sadakat sistemi ile keyfilik halinin oluşması gibi temel bir meseleyle de karşı karşıyadır.

Yolsuzluk, usülsüzlük, cemaat tartışmalarında bunu ziyadesiyle görüyoruz.

Türkiye, cemaat meselesi çözülse de, bu şekilde yönetilmeye devam edilemez.

Kurumsallaşma, şeffaflaşma, katılım ve liyakat sistemine geçme zamanı gelmiştir.

Yaşadığımız, bir yönüyle bu geçişin bunalımıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.