1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Siyasette dinin istismarı
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasette dinin istismarı

A+A-

İslamcılık tabirine yöneltilen ilk itiraz şu: “İslam” kelimesinin başına “cı” ekini getirmek, din olarak İslamiyet’i sıradanlaştırır; İslamcılık, dini siyasette pazarlanan bir metaa dönüştürür.

Eğer “kitapçı” kitap satan kimse ise bu durumda “milliyetçi” milliyeti, “Nurcu” da Nur hareketini satan kimse olur. Bir Nur talebesine “nurcu” denmesi, onun Risaleleri istismar ettiğinin delili değildir. Üstad Said Nursi, Adnan Menderes’e yazdığı mektupta “Nurcu” kelimesini kullanmıştır: “Cenab-ı Hak sizleri İslamiyet lehindeki hizmetlerinizde muvaffak ve mezkur tehlikelerden muhafaza eylesin diye ben ve Nurcu kardeşlerimiz, yapacağınız hizmete ve mezkur hakikati kabul etmenize mukabil dua etmeye karar vereceğiz.” Nurcu, Nur hareketini ve Risale-i Nurları satışa konu bir meta olarak kullanmadığı gibi, İslamcı da İslam’ı bir meta olarak satışa çıkarmaz.

Yine de kötü niyetli insanların İslam’ı istismar etme teşebbüsünde bulunmayacaklarını iddia edemeyiz. Kendinden amaç (liyanihi) siyaset yapıp her ne olursa olsun başarıyı hedefleyenler, toplumun en yüksek seviyede saygı duyduğu dini değerleri araçsallaştırmaktan çekinmezler. Bu mümkündür, böylesi istismarlar görülmüştür, el’an da görülmektedir. Denebilir ki, son 50 yıllık siyasi tarihimizde dini referans alan siyasi hareketler içinde yer alanların bir bölümü Merkez Sağ ve Merkez Sol partilerde siyaset yapma imkanı bulamadıklarında, Erbakan Hoca’nın 1969’da açtığı Milli Görüş mecrasında yer alarak siyasi hayata atılmış, seçilmiş, bakan olmuşlardır. Demirel’in partileri, ANAP ve diğer sağcı partilerde yer alanlar da dini istismar etmişlerdir ama en esaslı istismar, dindar kimliğini öne çıkaran, açıkça telaffuz etmese de İslami değerleri referans alan Milli Görüş hareketi içinde yer alanların bir bölümünün siyaseti kullanma biçimlerinde görülmüştür. Dinin veya İslamcılığın siyasette istismara konu olup olmadığını test etmenin yolu var: Bu mecrada yer alanların başlangıç noktalarıyla bugün geldikleri noktayı İslam dininin temel hükümleri ve İslamcı siyasetin idealleriyle mukayese etmek. Dün ne söylüyorlardı, neye karşı idiler ve neyi vaat ediyorlardı? Bugün ne söylüyorlar, ne yapıyorlar ve dinle ilişkileri hangi düzeyde sürüyor? Buna bakmak lazım.

Siyasette dini istismar edenleri iki ana gruba ayırmak lazım:

1) Siyasete ilk girişlerinde hedefleri yükselmek, dindar görünürlüğü veya İslamcı iddiayı bir araç olarak kullanmak olan bezirganlar.

2) Siyasete girişleri İslami idealleri toplumsal ve kamusal politikaların temeli yapmak iken, konjonktürün yardımıyla iktidara geldiklerinde kamu gücü ve kaynaklarının kuvvetli cazibesine kapılıp ideallerini unutanlar. Bunların bir bölümü “İslamcılık hayal mahsulü bir ideolojiydi, gençlik heyecanıydı” der, bir bölümü “İslamcılık budur, iktidar olduk, kaynakları Müslümanların lehine kullanıyoruz” demektedirler.

Bu olayı anlatan güzel bir mesel var: Mart-nisan aylarında koyunlar doğum yapar. Çoban bakar ki her gün bir kuzu eksilir, ortalıkta kurt da yok, hırsız yok. Gözlemeye başlar. Bir de ne görsün! Sürüyü korumakla yükümlü çoban köpeği yeni doğan kuzuyla oynaşır, onu sever, bir ara altüst olurlarken dişi etine değer, hoşuna gider, kendini alamaz, kuzuyu mideye indirir. Bu son kategorideki muhafazakârlar, kamu bütçesiyle haşır neşir olurken dişleri bütçenin etine değer, kendilerini alamaz, derken ele geçirebildiklerini ceplerine indirir.

Ancak bu her siyasi fikir, doktrin ve fırka için de söz konusudur. Dahası istismar sadece siyasette değil, ticarette, iktisadi hayatta da hükmünü icra eden bir kötülüktür. Laiklik, milliyetçilik, sosyalizm, Kemalizm vb. değerler ve doktrinler de istismar edilir. Her ideoloji ve doktrinin istismarcıları çıkar. Ama hangi alanda olursa olsun, tabii ki dinin istismarından daha vahim ve tahrip edici günah yoktur. Kişi istismara başvururken, yeterince ne yaptığının farkında değilse, bu tutum onu nifakın kıyısına kadar götürür. Bir adım sonrası cehennemin dibine açılan uçurumdur.

Dinin istismarının önüne geçmenin yolu, dini ve dini referans alan İslamcıyı siyasetin dışına çıkarmaktan değil, istismarcılara karşı dürüst İslamcının önünü açmaktan geçer. Sui misal emsal olmaz!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.