1. YAZARLAR

  2. Etyen Mahçupyan

  3. Siyaset üzerinden askerlik
Etyen Mahçupyan

Etyen Mahçupyan

Akşam Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyaset üzerinden askerlik

A+A-

Genelkurmay Başkanı’nın rahatsız edici bulunmayan gazetelerin temsilcilerine verdiği brifingin en can alıcı mesajının ‘asker üzerinden siyaset yapmayın’ sözü olduğu anlaşılıyor. Neredeyse bütün gazeteler haberi bu başlıkla verdiler. Irak, Gürcistan, NATO, PKK meğerse aslında o kadar da önemli değilmiş... Gazetelerin gerçekten askerî konuları es geçerek, siyasi mesajı öne çıkarmaları belki de Genelkurmay’ı iyi tanımaları ile ilişkilidir. ‘Asker üzerinden siyaset yapmama’ çağrısının bizatihi siyasi olduğunun tespiti ve önemsenmesidir. Dolayısıyla Genelkurmay’ın akreditasyon süzgecinden geçirerek çağırdığı medya mensuplarına önce kendi niyetini samimi bir biçimde anlatacağı farklı bir bilgilendirme yapması gerekiyor.


Ancak böyle bir çabanın sonuç vermesi yine de kolay olmayacak... Çünkü medya mensupları akıl yürütme yetenekleri epeyce gelişmiş olan kişiler. Muhtemelen henüz toplantı sona ermeden niçin ‘asker üzerinden siyaset’ yapılmaması gerektiğini de sorgulamışlardır. Bu sorunun üzerinde herkesin anlaşacağı basit bir yanıtı var... Asker üzerinden siyaset yapmak doğru değildir, çünkü askerin konumu siyaset dışı kalmasını gerektirir. Ordunun herhangi bir siyasi akım veya ideoloji ile yakınlaşması, bazı sivil siyaset kadroları ile birlikte belirli stratejilerin yürütücüsü olması, bu kurumu ‘milletin’ parçası olmaktan çıkarır. ‘Millet’ içinde farklı siyasi tavırların ve ideolojik bakışların olduğu toplumsal bir bütün olduğuna göre, askerin de bu bütünlüğü kuşatacak kadar ‘siyaset dışı’ olabilmesi gerekir. Oysa eğer asker üzerinden siyaset heveslileri mevcutsa, bu durum ordunun bazı kadrolarını siyasetin içine çekebilir ve bu da orduyu bir bütün olarak zedeler. Toplumun bir bölümünün siyasetini destekleyen, hatta yüklenen bir silahlı kuvvetlerin, toplumun geri kalanının nezdinde prestij kaybedeceği, giderek meşruiyetini bile kaybedebileceği açıktır...


Bu açıdan bakıldığında Genelkurmay Başkanı’nın son derece doğru bir tespitte bulunduğunu teslim etmek lazım. Siyasetin belirli tercihleri yansıttığını, bu tercihlerin de belirli taleplerle ilişkili olarak öne sürüldüğünü düşünürsek, askerin siyasallaşmasının bazı toplum kesimlerinin somut taleplerinin reddi olarak algılanma ihtimalinin çok yükseleceğini de idrak ederiz. Bir ulusal ordunun toplumun bir bölümünü karşısına alması ise tabii ki kabul edilemez...


Diğer taraftan Genelkurmay Başkanı’nın bu sözü, siyasetçilere de tartışmalarını birbirlerini muhatap alarak yapmaları gerektiğini hatırlatmakta. Diğer bir deyişle iki farklı siyasi yaklaşım arasındaki çekişmenin askeri alet etmeyen bir mecrada yürütülmesi önerilmekte. Bunda da büyük doğruluk payı var...


Ancak bilgilendirme toplantısına katıldıklarında bütün bunları düşünen gazeteciler, herhalde bir adım daha atmışlar ve ‘olması gereken bu, ama gerçek ne’ diye sormadan edememişlerdir. Örneğin bazı siyasetçilerin asker üzerinden siyaset yaptıkları doğru olmakla birlikte, bunun nasıl ‘mümkün’ olabildiği sorusu zihinlerini meşgul etmiştir. O zaman siyasetçilere asker üzerinden siyaset yapma imkânı veren şeyin, bizzat askerin siyaset yapma arzusu olduğunu da, tabii ki fark etmişlerdir.


Çünkü o toplantıya katılan herkesin bildiği üzere bu tespit bazı kendini bilmez demokratların uydurması değil. Askerin siyaset yapma isteğinin altında çok derin nedenler var. Bu siyasetin en temel hedefi aslında bizzat kendisi... Yani asker, askerî vesayet rejiminin devam etmesi için; bir anlamda kendi siyasi imtiyazlarına sahip çıkmak üzere siyaset yapıyor. Türkiye’deki cumhuriyet rejimi askeri ayrıcalıklı, siyasetçinin üzerinde bir siyasi aktör olarak tanımlıyor. Tüm ideolojik meselelere ilişkin kararların asker tarafından alınmasını veya dikte edilmesini, hatta bazen uygulanmasını ima ediyor. Bunun da arkasında resmi ideoloji var... Türklük ve laiklik tanımlarından başlayarak demokrasi ve vatandaşlığa uzanan geniş bir yelpazede neyin nasıl olması gerektiğini bilen bir ordu ve bu tercihlere uygun davranması beklenen bir siyaset erbabı öngörülmekte.


Dolayısıyla siyaset ‘olması gerektiği üzere’ bazı tercih ve talepleri yansıtıyor, ama ana toplumsal meselelerde bunlar esas olarak hep askerin tercih ve talepleri. Kısacası asker zaten siyasetin ta göbeğinde... Kuruluş mantığına gidersek, belki asıl amaçlanan da bu. Ordunun birincil işlevinin söz konusu siyasetin biçimlendirilmesi ve denetlenmesi olduğu bile söylenebilir. Öyle ki ‘iyi’ asker olmak, belki de söz konusu siyasi işlevi iyi yapmakla bağlantılı...


Siviller asker üzerinden siyaset yapmakla suçlanabilir, ama memlekette bir de siyaset üzerinden askerlik yapmak gibi bir gelenek var...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.