1. YAZARLAR

  2. Yavuz Yılmaz

  3. Siyasal Gözlemler
Yavuz Yılmaz

Yavuz Yılmaz

Analiz
Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasal Gözlemler

A+A-

     Muhafazakar -Dindarlar: Ak Parti iktidarı döneminde Cumhuriyet tarihi boyunca hayaline kurdukları en büyük kazanımlarını elde ettiklerini düşünüyorlar. O yüzden iktidarın hatalarını hoşgörü ile karşılayıp görmezden geliyorlar. İktidarın karşısında olanların ne düşündüklerini gayet iyi biliyorlar. Kemalistlerin ,ulusalcıların eleştirilerine hazırlar ve normal karşılıyorlar. Siyasal tavırları da büyük ölçüde bu sınıflara karşıtlıktan besleniyor. Ama bir zamanlar Kemalist askeri bürokrasiye karşı birlikte mücadele ettikleri cemaatin ihanetini affetmiyorlar. 
     Gülen’i değil, Erdoğan'ı samimi buluyorlar. Bu yüzden Gülencilere yönelik operasyonları meşru görüyorlar. Gülen'in kazanımlarının arttığı bir dönemdeki muhalefetini anlamlandıramıyorlar. Artık Gülen'in İslam’ı kendi amaçları doğrultusunda istismar ettiğine inanıyorlar. 

     Asıl kırılmayı Gülencilerin CHP verdiği destekte yaşadılar. Ak Partinin karşısına daha ileri düzeyde isteklerini karşılayacakları bir alternatif çıkmadığı müddetçe ona sadık kalmayı sürdürüyorlar.

     Askeri Bürokratlar: Siyasete müdahale etmeyi görevleri arasında sayan zihin büyük bir şaşkınlık yaşıyor. Erdoğan'ı geleneksel siyasilere yönelttikleri taktiklerle alt edemeyeceklerini anladılar. Demirel ile mücadelede kullandıkları taktiklerin Erdoğan'a sökmediğini acı tecrübelerle anladılar. Sonuçta askerin üst kademesini iktidara yakın subaylara terk ettiler. Kemalizm güzellemesi ve ulusal bütünlük üzerine anılarını yazıp, imza günlerinde tatmin oluyorlar. Bir bölümü darbe peşinde koşan hantal bir yapı olmaktan kurtulmaktan bir bölümü memnun. Ulusalcı-Kemalist askerler ise rüyalarında 27 mayıs imgeleri görüp Menderes'in yerinde Erdoğan'ı hayal ediyorlar

     Milliyetçiler: Türk milletinin ve onun değerlerini baş tacı eden ama toplumdan fazla karşılık görememenin şaşkınlığı içindeler. Bu tavrın yarattığı hayal kırıklığı patalojik davranmalarına yol açıyor. Siyasal olaylarda kolayca bölünüyorlar. İzledikleri anlamsız siyaset Orta Anadolu seçmenini kolayca Ak Parti safına itiyor. İslam karşısında ikircikli davranıyorlar. Bu yüzden seçmeni İslami değerlere bağlı olan klasik ülkücüler ve bu değerlere mesafeli ulusalcı seküler milliyetçiler olarak bölünmüş. Büyük bir kimlik krizi içinde yalpalıyorlar. Kendilerini değiştirmeyi asla düşünmüyorlar. Bütün özcü anlayışlarda olduğu gibi hakikati temsil ettiklerine inanıyorlar. Türk halkının kendilerine destek vermemelerini bir türlü doğru analiz edemiyorlar. Şu an bağlı bulundukları romantik ideoloji ile bırakın Türkiye ve Dünya sorunlarını çözmeyi bir köyü bile idare edemeyeceklerinin farkında bile değiller. 
     Birleştiricilikten uzak arkaik ve atıl bir siyasal dil kullanıyorlar

     Muhalif İslamcılar: Gerçeklerden çok ütopya ile ilgileniyorlar. Din yorumları çoğu kez gündelik sorunlara değmiyor, itirazcı bir siyasal dil kullanıyorlar. Sorunları tespit etmenin ötesinde bir çabaları yok. Türk ve Kürt halkının temel dinamiklerini doğru okuyamadıkları için, eski günlerin özlemiyle çay ocakları ve küçük ev toplantılarıyla devrim hayalleri kuruyorlar. Dillerindeki ortak türkü " İslamcılık öldü" uzun havasıdır. Sloganlarla idare ediyorlar. NATO'ya,emperyalizme hayır diyorlar, ama İslam biriliğine karşı son derece şüpheliler. Hayatın itirazlardan çok çözümler ve pratikler üzerinden yürüdüğünü görmezden geliyorlar. Bu yüzden emperyalizmin ürettiği ürünleri tüketiyorlar, kredi kartı kullanıyorlar ama emperyalizme karşılar. Bu çelişki dillerine nefret ve ötekileştirme olarak geri dönüyor. Ötekileştirmeleri sadece yaşanan dindarlığa değil, dindarların ütopyası olan Asrı saadet devrini parçalayıp seçmeci bir yapıya dönüştürerek devam ediyor. İktidar olan Ömer'i değil, iktidar merkezini terk eden ve muhalif bir tavır takınan Ebu Zer'i yüceltiyorlar. Ancak devasa bir metropolde yaşadıklarını unutuyor ve bırakın çöle, köylerine bile geri dönmeyi göze alamıyorlar. Modern yaşamı terk edecek kadar cesaretleri olmadığından Ebu Zer söylemi dillerinde içeriksiz bir retoriğe dönüşüyor. Erdoğan'ın halkla kurduğu samimi ilişkiyi kuramamanın zaafını Erdoğan eleştirileriyle örtüyorlar. Atatürk, İnönü, Demirel gibi siyasal aktörlerden çok Erdoğan'ı eleştiriyorlar. Bu da söylemlerini zayıflatan bir faktör olarak ortaya çıkıyor. Halkla olan mesafelerini rasyonelleştirmek için seçkinci davranıyorlar ve halkı küçümseyen bir retorik üretiyorlar.

     Ulusalcı -Kemalistler: O kadar çok mevzi kaybettiler ki, bunun hırçınlığı ile iktidara toptan karşılar. Kemalist -ulusalcı siyasal aklın, dindar akıl karşısındaki acizliğini yaşıyorlar. Yıllardır savundukları ilkelerin Türkiye ve dünyada karşılığının kalmamasının şaşkınlığı bütün davranışlarına yansıyor. İktidarla mücadele etmek için bütün eylemleri sonuç vermedi. Yenilmişlik psikolojisi içindeler. Genelde dine özelde İslam’a bakışları pozitivist-materyalist felsefeden kaynaklanıyor. Bu yüzden kendi toplumunun değerlerine karşı oryantalist bir ajan gibi davranıyorlar.

     İslamcılar: İktidara gelmekle ütopya ile realite arasındaki farkla yüzleştiler. İdealleri ile dünya gerçekleri arasında denge kurmaya çalışıyorlar. Batı bloğu içinde İslami ideallere bir koridor açmaya çalışıyorlar. Birikimlerini çözüm süreci başta olmak üzere verimli bir şekilde harcamaya çalışıyorlar.

     Geriye ne kaldı? Kürt siyasetinin renkleri, gelecek günlere havale edelim.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.