1. YAZARLAR

  2. Kerem Anığı

  3. Sireti Suretinden Okunmayanlar
Kerem Anığı

Kerem Anığı

Yazarın Tüm Yazıları >

Sireti Suretinden Okunmayanlar

A+A-

     Siret bir kimsenin ahlakı, karakteri, dışarıya akseden davranışları yani pratik yaşantısıdır. Suret ise insanın dış görünüşü, şekli, biçimi yani görünen fiziksel boyutudur. Bu iki kavramı kısmen açıkladıktan sonra gelelim meramımızı ifade etmeye…

     Yaşadığımız şu zamanda bir mühendislik çabasıyla görüntülerin egemenliğinde, imajların tahakkümü altında bir Dünya kurulmaya, bir algı ve yargı oluşturulmaya/dayatılmaya çalışılıyor. Maalesef bu durum her türlü değerlendirmeyi surete/görüntüye indirgemiş, kişileri/olayları/olguları yalnızca görüntüye ve ya oluşturulan algıya göre değerlendiren günümüz insanı için hem kanmanın, hem de kandırılmanın en basit/ucuz yolu olmuştur.

     Oysa hakikati bulmak için çalışanların, suretleri değil, siretleri/yaşantıları ölçü alması, veri olarak görmesi bir zorunluluktur. Zira emeğin, üretimin ve kalitenin anlamsızlaştırıldığı, süslü cümlelerin, resmi/protokolcü söylemlerin ve sözde entelektüel tartışmaların başarının tek ölçüsüymüş gibi sayıldığı ve servis edildiği şu zamanda suretler, afişler, görsellikler adeta gözlerimizin önüne perde yapılarak zihinlerimiz dumura uğratılıyor.

     Yaşadığımız çağda suretler bize her şeyi renkli, albenili, kusursuz ve abartılı gösterme savaşının en etkili silahı olarak kullanılarak muhatabımızı görmemize engel olurken. Siret ise bize insanı olduğu gibi görme saflığını sunar.  Riyasızlığı, kişinin yaşadığı sevinci, acıyı ve kederi daha mühim olanı insanı insan yapan en önemli özelliği olan kulluğu/acziyeti görebilmemize imkan sağlar.

     Modern toplum, modern dünya ve modern bireyler boyaların, makyajların, kreasyonların yani imaj sektörünün algıları oluşturduğu, standartları belirlediği bir dünyadır artık. Üzerinde hakikat, adalet ve merhamet adına herhangi bir emare taşımayan siretler, suretlerinin altında gizledikleri her türlü basitliği, rezilliği ve kişiliksizliği gizlemek için tüm yatırımlarını dış görünüşe yaparlar.  Öyle ki, bu tipler yerine, zamanına ve muhatap kitlelerine göre kendi  fikir ve düşüncelerini olduğundan çok daha farklı gösterebilmek adına süslü kelimeler, renki görüntüler ile allayıp pullayarak insanları/toplumları yanıltmak çabası içerisinde olurlar.

     Yaşamını çıkar ilişkileri üzerine kuranların daha çok başvurdukları bu suret-siret çatışması önceleri toplumlarda belli kesimler içinde yaygın iken, ne yazık ki, günümüzde adeta salgın bir hastalık gibi hemen, hemen toplumun tüm kesimleri arasında yaygın bir şekilde revaç bulmaktadır. Eminim ki, çoğu zaman çevremizde şahit olduğumuz değişken suretler çoğumuzu hayretler içinde bırakıyordur.  Maalesef günümüz insanının hem aldanma ve hem de birbirini yanıltma ve aldatma şekli olarak kullandığı bir yol olan bu durum; toplumun içinde insanlar arasında gerçek manada dostlukların, doğru/hakiki birlikteliklerin ve samimi ilişkilerin oluşmasına, ortaya çıkmasına sürekli engel olmuştur.

     Çok çabuk değişkenlik gösterebilen suretler dünyasında bir bakıma ikiyüzlülüğü bile aratır hale gelen bir çok yüzlülük halidir suret-siret çelişkisi. Haliyle bu çatışmayı yaşayan/yaşatan insanların çoğu zaman toplumlardaki etkin aktörler olması bir yerde insanlarda karşılıklı şüphe, korku, endişe duyma, hiç kimseye güvenmeme,  en yakınındaki kişilere bile şüphecilikle bakmaya sebep olmaktadır. Dolayısıyla birbirine güvenmeyen insanlardan oluşan böylesi bir toplumda ilişkiler karşılıklı dayanışma ve paylaşmaya değil,  çıkar ve menfaate dayanan yüzeysel bir hal alır.

     Evet, maalesef siretleri suretlerinden okunmayan; suretlerini haktan, hakikatten ve adaletten yana gösterip de siretleriyle her türlü zulmün tetikçiliği, teşvikçiliği ve tedarikçiliğini yapanların... Harun görüntüsünün altında Karuni söylem ve eylemleri sergileyenlerin... İnsan hakları, Demokrasi ve özgürlük kılıflarını kullanarak çıkarları uğruna her türlü zulmü işleyerek yeryüzünü mazlumlar için cehenneme çevirenlerin kol gezdiği bir zaman ve mekanda yaşıyoruz.

     Unutmamalıyız ki, siret insanın düşünce dünyasını ve yaşam biçimini ortaya koyan hakikatin belgesi, ispatıdır. Siret, insanın inandığı değerler bütününe pratik yaşantısıyla imza atmasıdır. Suret ise anlıktır, geçicidir ve ancak gözün alabildiği, algılayabildiği kadardır. O halde şunu çok açıklıkla söylemeliyiz ki, suretlerimiz siretlerimizin aynası/anası olmak zorundadır. Çünkü özün de, sözün de, yüzün de bir olması ve “BİR” olana karşı her yönüyle dürüst olması insana en yakışan durumdur. Zira insan imtihan için gönderildiği ve geçici olan bir hayat için asla ne aldatan ne de aldatılan olmalıdır. Rabbim bizleri sureti ve sireti hakikatte cem olan ve sureti, siretinin şahidi olan dostdoğru kullarından eylesin…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum