1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. ‘Sinsi planlarını hayata geçirmek için…’
‘Sinsi planlarını hayata geçirmek için…’

‘Sinsi planlarını hayata geçirmek için…’

MHP lideri Bahçeli, AK Parti-CHP koalisyonunun kurulamamasını "hayal kırıklığı" diye niteledi. Davutoğlu'nun randevu talebine, şartlarını hatırlatarak 'evet' dedi.

A+A-

Koalisyon görüşmeleri ile ilgili gelişmeleri parti genel merkezinde takip eden MHP lideri Devlet Bahçeli, CHP ile AK Parti arasında bir koalisyon hükümeti kurulamayacağının ortaya çıkması üzerine kurmay ekibiyle bir araya geldi. Ardından da yazılı bir açıklama yaptı.

 

MHP lideri, kendisinden akşam saatlerinde hükümet kurma süreci kapsamında randevu talep eden Başbakan Ahmet Davutoğlu ile görüşmeyi kabul etti. Ancak şartlarını da sıraladı:

 

"Elbette Milliyetçi Hareket Partisi AKP’yle görüşmeye daha önceki şartları saklı ve baki kalmak kaydıyla açıktır. Fakat önce, Sayın Davutoğlu’ndan bağımsız tavır beklemek ve sarayın yönlendirmesine sırtını döndüğünü tam manasıyla görmek en tabii ve haklı beklentimizdir. Parti olarak azınlık hükümeti veya seçim hükümeti formüllerine kapalı duruşumuz bozulmamıştır. Bu konuda geri adım atmamız eşyanın tabiatına aykırıdır. Hiç kimse bizden, siyasi hesap ve sinsi planlarını hayata geçirmek için destek veya örtülü bir müsamaha beklememelidir. Türk siyaseti, bugünkü kriz ortamından çıkmak için ya bir yol inşa etmeli ya da bir yol bulmalıdır."

 

"Fırsat göz göre göre kaçtı"

 

AK Parti ile CHP arasında koalisyon kurulamamasını "hayal kırıklığı" ve "önemli bir fırsatın göz göre göre kaçması" diye niteleyen Bahçeli'nin açıklamasından satır başları şöyle:

 

"Beklentiler suya düşmüş, AKP ile CHP millet nezdinde hayal kırıklığı yaratmışlardır. Milletimizin arzu ve arayışı hiçe sayılmıştır. İki partinin siyasi yaklaşım ve görüş farklılıklarını aşamadıkları, bir koalisyon hükümeti kurma iradesinde buluşamadıkları net olarak ortaya çıkmıştır. Böylece Türkiye önemli bir fırsatı göz göre göre kaçırmıştır."

 

"Davutoğlu kasten ağırdan aldı"

 

“Partimiz, Türkiye’nin bugünkü nazik döneminde sertleşen ve derinleşen kamplaşmanın bu çerçevede tamir ve telafi edilebileceğine samimiyetle inanmıştır. Her seferinde önyargılardan uzak durup, siyasi ve ideolojik angajmanlara mesafe koyarak AKP ile CHP’nin koalisyon hükümeti kurmasının zaruret ve gerekliliğine vurgu yapılmıştır. Ancak özellikle AKP Genel Başkanı Sayın Davutoğlu’nun koalisyon görüşmelerini kasten ağırdan aldığı, bunca süreyi boşa geçirip zamana oynadığı objektif bir bakışla ileri sürülebilecektir.”

 

"Türkiye pişkince oyalandı"

 

“Erdoğan’ın çekim alanından bir türlü kurtulamayan, sarayın güdümüne çaresizce girmekten başka bir davranış gösteremeyen Davutoğlu koalisyona baştan itibaren gönülsüz yaklaşmıştır. Sonuç itibariyle Türkiye 35 gündür fütursuzca vakit kaybetmiş, pişkince oyalanmıştır. Elbette bunun demokratik bir faturası olacaktır ve Türk milleti bu gelişmeler hakkında ki yorumunu en iyi şekilde yerine getirecektir.”

 

"Seçim gizli ve esas gündemiydi"

 

“Başbakan’ın CHP’ye bir koalisyon hükümeti teklifi götürmek yerine, kısa süreli seçim hükümeti kurulması veya azınlık hükümetine destek verilmesi yönündeki talebi ahlaki ve anlaşılabilir görülmemiştir. Sayın Davutoğlu kafasında yavaş yavaş tükenen 9 ayrı seçeneğin olduğunu iddia etse de, hiç şüphesiz 7 Haziran seçimlerinin yenilenmesi başından beri gizli ve esas gündemidir. AKP, 13 yıllık rezalet ve hezimet dolu tek başına iktidar yıllarını kaybetmeyi bir türlü hazmedememiştir.”

 

"Erdoğan, Davutoğlu’nun zihni melekelerine ipotek koydu"

 

“Cumhurbaşkanı Erdoğan her fırsatta koalisyon hükümetlerini kötülemiş, milli iradenin kararını tartışmaya açmış, dedikodu kazanını kaynatarak Davutoğlu’nun zihni melekelerine ipotek koymuştur. Türkiye tek bir kişinin egosuna, tatminsiz iktidar hastalığına ve koltuk hırsına adeta boyun eğmiştir. Sayın Davutoğlu’nun Erdoğan’ın tembih ve telkini altında yalandan ve iş olsun kabilinden sürdürdüğü koalisyon temasları ülkemizin önünü tıkamış, siyasi uzlaşma dinamiklerini budamıştır. Nitekim demokrasi ve demokratik teamüller sakatlanmıştır.”

 

"Türk siyasetine vurulmuş paslı bir pranga"

 

“Hiç hakkı ve yetkisi olmadığı halde, Erdoğan’ın kritik dönemeç ve dönemlerde sesini yükselterek AKP’ye ve Genel Başkanı’na parmak sallaması en azından Türk siyasetine vurulmuş paslı bir pranga olarak görülmelidir. Sayın Davutoğlu’nun bundan sonra ne yapılacağıyla ilgili saraydan talimat ve siyasi diyet listesini bizzat alması en makul ve doğru seçenektir.”

 

"Erdoğan aşılması gereken bir bariyer"

 

“Türkiye’nin normalleşmesinin, siyasi istikrar kazanmasının bu kafa yapısı ve mantık örgüsüyle temin ve idamesi imkânsızdır. Erdoğan’ın Türkiye’nin önünde aşılması gereken bir bariyer, açılması gereken kara bir tıkaç olduğu kuşkusuzdur. Sayın Davutoğlu’nun da sarayın hizasından çıkmaya, yörüngesinden ayrılmaya niyet ve isteği olmadığı somut bir gerçek olarak karşımızdadır.”

 

Bahçeli Çarşamba günü yaptığı yazılı açıklamada, AK Parti’nin CHP ile koalisyon kurması gerektiği görüşünde ısrar etmişti. Olası bir Davutoğlu görüşmesiyle ilgili, “Eğer ki, Erdoğan’ın telkin ve tavsiyesiyle Sayın Davutoğlu’nun partimizi ziyareti planlanıyorsa, bilinsin ki, bu danışıklı dövüş şeklindeki görüşme düşüncesi cevap bulmayacak ve gerçekleşmeyecektir” demişti.

 

MHP'nin şartları

 

Bahçeli, Başbakan Ahmet Davutoğlu resmi koalisyon turlarına başlamadan önce koalisyon masasına oturma şartlarını özetle şöyle açıklamıştı:

 

PKK terör örgütü vakit kaybetmeksizin kendisini lağvetmelidir.

 

Yıkım projesinden çözülme sürecine kadar Türkiye’yi köşeye sıkıştıran, milli birliğimizi ve tarihi haklarımızı köstekleyen karanlık ilişkiler hiçbir mazerete sığınmaksızın terk edilmelidir.

 

Türkiye’nin huzur ve sükûneti etnik ve mezhep temelli kışkırtılan kutuplaşma ve kamplaşmanın bıçak gibi kesilmesiyle mümkündür.

 

Anayasa’nın 66’ncı maddesinde tarif edilen vatandaşlık tanımından caymak, bunlara sıcak bakmak, bu minvalde gizli ittifaklar aramak gafletten öte ihanettir.

Millet ve devlet hayatını çok ağır ve olumsuz bir şekilde abluka altına alan rüşvet ve yolsuzluk olaylarıyla etkin bir mücadele olmazsa olmaz bir ön şarttır.

 

Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, Türkiye’nin idari ve siyasi sorumluluğunu üstlenmiş her şahıs yasa ve Anayasa’nın çizdiği sınırlarda hareket etme zorundadır. 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.