1. YAZARLAR

  2. Mithat Sancar

  3. Sınırlar ve ötesi
Mithat Sancar

Mithat Sancar

Basnews
Yazarın Tüm Yazıları >

Sınırlar ve ötesi

A+A-

Sınırlar, iktidarların sembolleridir. Bütün iktidarlar, toplumlarını denetim altında tutmak ve böylece varlıklarını rahatça sürdürmek için sınırlar yaratırlar. Devletler, dinler, örgütler, cemaatler; mensuplarını sınırlardan uzak tutmak için suç, günah, ihanet, ayıp gibi araçlara başvururlar.

Devletleri ve halkları birbirlerinden ayıran fiziksel sınırlar vardır bir de. Ulus-devlet, her şeyden önce sınırlarla tanımlanır, sınırlar aracılığıyla var olur ve sınırlar sayesinde varlığını sürdürür. İktidarını sağlam ve nüfusunu homojen tutmak için her ulus-devlet en başta sınırlarını güvende tutmak ister. Tel örgüler, gözetleme kuleleri, karakollar, bariyerler, makineli tüfek yuvaları, bu amaca hizmet ederler.

 Sınırlar, çoğu zaman gerilim bölgeleridir, çatışmalarla anılırlar veya çatışma ihtimallerini çağrıştırırlar. Devletlerin birbirlerinin sınırlarını aşmaları, savaş sebebi sayılır. İnsanların, devletlerden izin almadan, yani pasaportsuz ve/veya vizesiz sınırları aşmaları, suç kabul edilir. Bu suçun cezası, bazen anında ölümdür.

 Ulus-devletler çağının belalı icadı olan sınırlar, sadece toprakları birbirinden ayırmakla da kalmazlar, insanların zihinlerine de yerleşirler. Ulus-devlet projesinin en büyük başarılarından biri, insanlara bu sınırların doğal ve zorunlu olduğunu kabul ettirmiş ve dünyaya bu sınırlardan bakmalarını sağlamış olmasıdır.

 Sınırların bedelini en ağır ödeyen halkların başında Kürtler, coğrafyaların başında da Kürdistan gelir. Dört devletin arasına çizilen sınırlarla Kürtler birbirinden ayrılmış, Kürdistan parçalanmıştır. Kürdistan’ın bir parçasından öbürüne geçmek, öte yakadaki akrabalara, yakınlara dokunmak sınırların bekçisi olan devletlerin iznine ve insafına bırakılmıştır.

 Sınırlara içi ısınmayan, sınırları zihnine yerleştirmeyen pek çok Kürt, sınır boylarında izinsiz hareket etmenin bedelini hayatıyla ödemiştir. Kürtlerin hafızasına acı ve öfkeyle kazınmış katliamlar da yaşanmıştır bu nedenle. “Otuz üç kurşun olayı” diye bilinen Geliyê Sapo katliamı bunlardan biridir mesela. 1943 yılının Temmuz ayında 3. Ordu müfettişi Mustafa Muğlalı’nın emri üzerine işlenen bu toplu cinayetten 68 yıl sonra, 2011 yılının son günlerinde, bu sefer Roboski’de savaş uçaklarından atılan bombalarla 34 Kürt katledildi. Bu katliamlardan ilki Türkiye – İran, ikincisi Türkiye – Irak diye tabir edilen sınır bölgelerinde gerçekleşti. Bu iki katliam arasında ve sonrasında, bu sınırlarda çok sayıda insan öldürüldü. Bunların büyük kısmı, haber yapılmaya değer görülmedi, belki kayıtlara dahi geçmedi.

 En son, geçtiğimiz günlerde, Türkiye–Suriye sınırı diye nitelenen bölgede, iki kadın, askerlerin açtıkları ateşle katledildi. Bu cinayetler de, mesela Türkiye’nin batısında bırakın infial uyandırmayı, ilgi bile çekmediler.

 Bu ve benzer örnekler gösteriyor ki, devletlerin Kürtler arasına çektiği sınırlar, Türkiye’nin batısında insanların büyük bölümünün zihnine yerleşmiş, Kürtlerin bu yüzden yaşadıkları acılar da onların nazarında adeta normalleşmiştir.

 Ayrışmanın tam da burada başladığını, gerçek bölünmenin tam da burada yattığını rahatlıkla söyleyebiliriz. “Türkiyelileşme”nin yeniden tartışıldığı bu zamanlarda, bu bölünmeyle hesaplaşmadan, halklar arasında hakiki ve eşit bir birliktelik yaratmak mümkün görünmüyor.

HDP projesi, zihinlerdeki bu sınırları aşmak ve yıkmak için Kürtlerin attıkları hayati bir adımdır. Bu hamlenin başarısı, Kürtlerin bütünsel varlığının, Kürdistan gerçekliğinin ve Kürdistanilik hakikatinin Türklerde yaygın kabul görmesine bağlıdır. Bunun için, dünyaya ve hayata ulus-devlet fikrinin dayattığı sınırların ötesinden bakmayı becermek lazım. Böyle bir gelişme,  halklar arasında eşitliğe dayalı özgürlükçü, demokratik yeni siyasi birliktelik modellerinin de önünü açacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.