1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. Silinen kayıtların yazılı kararları bulundu
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Silinen kayıtların yazılı kararları bulundu

A+A-

Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı, TİB'deki hassas bilgilerin yabancı ülkelere aktarıldığı iddiaları üzerine, 'casusluk soruşturması' başlattı.

Soruşturma, Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun TİB'deki soruşturmasında elde edilen bulgulara dayanıyor.

Bunların başında TİB'deki hassas bilgilerin uydu aracılığıyla başka ülkelere aktarıldığı, daha sonra uyduya çıkış frekanslarının silinmesi geliyor.

5 Mart tarihinde Yeni Şafak ve Star Gazetelerinde, 'TİB'deki kayıtları önce çaldılar, sonra sildiler' başlığıyla verilen haberde, Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun TİB'de yaptığı incelemelerdeki tespitler yer alıyordu. 2012 yılı öncesi dinleme kayıtlarının silindiği, bu işlemin kimler tarafından yapıldığının tespit edilmemesi için, 'log' kayıtlarının da silindiği bilgisine yer verilmişti.

Bu işleri ancak sistemi çok iyi bilen içeriden isimler yapabilir.

Star'da değerli meslektaşım Mustafa Kartoğlu'nun, Yeni Şafak'taki haberde ise benim imzam vardı.

Haberimizde, 'TİB binasında 3 uydunun internet anteni(Çanak) tespit edildi. Bunlardan birinin yabancı uyduya dönük olduğu anlaşılınca üçü de devre dışı bırakıldı' bilgisi yer alıyordu.

Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun soruşturmasının bir aşamasından sonra Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçerek, casusluk soruşturması açtı.

Haberde ismi yer almamasına rağmen, TİB eski Başkanı'nın çıkardığı sansür kararını tartışmaya dahi gerek duymuyorum.

Yeni Şafak zaten hak ettiği şekilde, hukuk tarihine yüz karası olarak geçecek sansür kararını manşetten haber olarak verdi.

Ben o tartışmaya girmek yerine, Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun TİB'deki incelemeleri ışığında bazı tespitleri paylaşmak istiyorum.

Bunların başında ise, insanların, isimlerini ve telefon numaralarını belirtmeye gerek duymadan 'IMEI' (Uluslararası Mobil Cihaz Kodu) numaraları üzerinden dinleme kararları alınarak, insanlar adli dinleme kapsamına alınmış.

Adli dinlemenin mahkemelerde delil olarak kabul edilen dinleme olduğunu belirtmeme bilmem gerek var mı?

Bir IMEI numarasıyla dinleme kararı alınmış, bu tekrar tekrar uzatılmış insanlar terör örgütü ya da bir çıkar örgütü üyesi ya da yöneticisi suçlamasıyla yıllarca dinlenilmiş.

Bu keyfilik dünyanın hiçbir hukuk devletinde olmaz. Ama vakıa bu yaşanmış. Can Dündar'dan Defne Samyeli'ne kadar bir çok insan Kudüs-Selam terör örgütü suçlamasıyla yıllarca dinlenilmiş. Bu isimlerin İran ajanı olmadığını bu savcılar bilmiyor mu? Yıllarca dinlediği halde öğrenememişler mi? Maksat başka. Paralel yapının parolası, 'Hayatına gir' Sonra? Sonrası bir şey tespit edilir elbette ki...

Burada elbette ki tek suçlu dinlemeyi yapan TİB değil, bu kararları veren mahkemeler de suçlu.

17 Aralık sonrası yapılan yasal düzenlemede dinlemelere çeki düzen verildi. Oy birliği ile karar alınması, sadece IMEI numarası değil, açık isim ve telefon numarasıyla birlikte o telefonun o şahıs tarafından kullanıldığını belgeleyen fatura bilgilerine de yer verilmesi yoluna gidildi. Burada bir eleştiri, 'vur deyince öldürüldüğü' yönünde. Önemli ama ayrı bir tartışma konusu.

Benim üzerinde durmak istediğim nokta, casusluk soruşturmasını yürüten Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bir de olayın bu boyutuna bakıp, IMEI numaralarından hareket ederek, kimlerin telefonlarının dinlendiğinin tespit edilmesi.

Bu isimler ortaya çıkınca, paralel yapının dinlemeler suretiyle nasıl bir korku imparatorluğu kurduğu daha iyi anlaşılacak.

Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun incelemeleri sonucunda TİB'de 2012 öncesi dinleme kayıtları ile 'log' kayıtlarının silindiği tespit edilmişti.

Dijital kayıtları silenler, mahkemelerden alınan yazılı dinleme kararlarını imha etmeyi akıl etmemişler. Ya da henüz oraya sıra gelmemiş. Silinen dinlemelerin içeriğine ulaşmak mümkün olmasa da kimlerin dinlenildiğini tespit etme açısından, yazılı kararların arşivde bulunması önemli.

Şimdi yazılı evraklar üzerinden inceleme yapmak suretiyle en azından kimlerin, hangi suçlama kapsamında ve ne kadar dinlenildiği ortaya çıkarılabilecek. 1 yılda 509 bin kişinin telefonlarının dinlenildiği dikkate alınırsa bunun kolay bir iş olmayacağı belli. Ama yine de yararlı.

Sadece TİB'deki olay bir AB ülkesinde ortaya çıksa, hukuk skandalı olarak günlerce konuşulur, Meclis'te komisyonlar kurulup, sorumluları hesaba çekilir. Devlet içinde tasfiyeler yaşanır. Biz- de ise mahkemelerden sansür kararı çıkarılıyor. Kudüs-Selam terör örgütü dinlemelerinde olduğu gibi yasa dışı işleri yapan savcılar mahkemeye müracaat ediyor, onların basındaki sözcüleri ise bir marifetmiş gibi bunları köşelerinden savunuyor, TV programlarında dile getiriyor.

Kudüs-Selam terör örgütü soruşturması kapsamında 2280 dinleme yapılmış. Bunlardan 1706 kişinin telefon dinlemeleri tape haline getirilmiş. 289 kişinin isminin dahi belirtilmesine gerek duyulmadan X işareti konularak yıllarca telefonları dinlenilmiş. 574 kişinin telefonu ise dinlenildikten sonra hakkında, 'soruşturmalar-9' ya da 'soruşturma-7' gibi notlar düşülmek suretiyle paralel soruşturmalar açılmış.

X işaretli dinlemeyi savunmak ise paralel medyadaki X kişiliğe düşmüş.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.