Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

ŞİFRE

A+A-

Kur’an, kendisini okuyana ve dinleyene hitap ediyor. Muhatap tek tek                                                 hepimiziz.


Kelamüllah bize bir şifre veriyor. Korku ve hüzünden kurtulmanın şifresi.

Her insanın korkuları ve üzüntüleri vardır.

Başımıza gelebilecek olan olumsuz olaylardan duyduğumuz korkular. Geleceğe dair hissetiğimiz korkular. Dünyaya ait korkular. Ahirete dair korkular. Gideceğimiz yere ve geride bıraktıklarımıza ilişkin korkular.

Yitirdiğimiz fırsatlardan dolayı duyduğumuz ve duyacağımız hüzünler.

Fırsatları kaçırmanın acısı ve hüznü çok derindir. Tekrarı imkansız, telafisi muhal olan fırsatları elden vermenin hüznü...

Korku ve hüznün zıddı; güven, huzur ve mutluluktur. Her insanın arayıp da kolayından bulamadığı şeyler. Korkmamak ve üzülmemek. Korkmayacağını ve üzülmeyeceğini bilmek. Ne güzel şeyler!?

Allah u Tebareke ve Teala Kitab-ı Kerim’inde bir şifre kadar kısa bir cümle ile işin sırrını bize bildiriyor:

“Kim iman eder ve ıslah ederse artık onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.”(En’am:48)

Şifre iki kelimeden oluşuyor: İman ve ıslah.

Korku ve hüzünden kurtulmanın, güven ve huzura ermenin sırrı bu iki kelimede gizli. Bu sırra ulaşanlar korkuyu korkutacak, hüznü güven ve sevince çevirecektir.

Islah derken belki bir çok insanın aklına ilk anda başkalarını ıslah etmek gelecektir. Hayır. Kur’an, kendisini okuyana ve dinleyene hitap ediyor. Muhatap tek tek hepimiziz. Kendimizin ıslahından söz ediyor öncelikle. Islaha kendimizden başlamalıyız. Nereden nasıl başlamalıyız?

Niyetimizden başlamalıyız ıslaha. Her ameldeki niyetimiz Allah için olmalı. Her birimiz kendi derunumuza, kendi derinliklerimize müracaat edelim ve kalbimizin en derinlerinde bile Allah’ın rızasının dışında bir saikin olup olmadığını kontrol edelim ve varsa aykırı bir şey onu ıslah edelim, düzeltelim. Düzeltelim ki, hulus-i niyete ve selim kalbe ulaşabilelim. Allah’ın huzuruna selim kalb ile çıkanlar korku ve hüzünden uzak olacaklardır. “Malın da çocukların da bir yarar sağlamadığı günde! Ancak Allah’a selim bir kalb ile gelenler başka”(Şuara:89)

Niyetin ıslahı, insanın batınının ıslahı demektir. و اصلح بالهم Yani onların batınını, deruni alemini ıslah eder. (Muhammed:2) İnsanın deruni alemi ıslah olmamışsa, görünüşü, zahiri insanı korkudan ve hüzünden kurtaramaz.

Fikirlerimizi ıslah edelim. Düşünce dünyamızın parametrelerini, paradigmasını, ana çerçevesini ilahi ilkelere ve onlardan doğru bir metodolojiyle istimbat edilmiş sonuçlara göre şekillendirmeliyiz. Fikir bozuk olursa, ıslah edilmemiş olursa, fasid olursa, niyetin hulusiyeti insanı korkudan ve hüzünden kurtarmaz.

Amellerimiz ıslah edelim. Amellerimiz fasid veya maazallah ifsad edici olursa iman ve niyet insanı kurtaramaz.

Fasid salahın, ifsad ıslahın zıddıdır. Amelimizi ıslah ettiğimizde salih olur, salih amele dönüşür. Salih amel, makasıd-ı şer’iyeye mütenasib olan ameldir. Halis niyetle olsa bile mekasıd-ı şer’iyeye aykırı amel, salih amel olamaz. İman salih amel ile birliktedir. Kur’an’da en çok geçen kavramlardan biri iman ve salih ameldir. Kurtuluşun sırrı iman ve salih ameldedir. Salih amel de insanın kendisini ıslah etmesi sonucu oluşur.

İman ve ıslah. Niyetimizi, efkarımızı, akvalımızı ve amalımızı ıslah etmek, düzeltmek, doğrultmak. İlahi ölçülere göre düzeltmek. Bunu yapabilirsek salih insanlar oluruz bi iznillah.

Salih olmayan, ameli salih olmayan, kendini ıslah etmiş olmayan; başkasını, toplumu ıslah edemez. Başkasının ıslahına vesile olanlara muslih denir. Muslih olabilmek için salih olmak, olmazsa olmaz bir koşuldur. Salih olmayandan muslih çıkmaz. İnsan salih olursa, duruşuyla, sözüyle, ameliyle ve hatta sükutuyla bile ıslaha vesile olabilir. Salih insanlar bir topluluk haline gelirse, örnek bir topluluk, toplum olur. Kur’an’a şahitlik, salih olmakla mümkündür.

Bu nedenle şifre mahiyetindeki ayeti okuyunca muhatabın kendimiz olduğunu düşünelim, başkasını değil. Başkası değil, ben ve biz ıslaha muhtacız.

İman ve ıslah. Bir diğer ifadeyle iman ve salih amel. Batını ve zahiri ile bu iki kavramın kendisinde somutlaştığı insanlar, dar-ı bakide korku ve hüzün içinde olmayacak, aksine güven, asayiş, huzur ve mutluluk içinde olacak. Hakeza dar-ı fanide de aynı duyguyu taşıyacaklar. Savaşta da barışta da itminan içinde olabilecekler. Bu diyarı terk ettiklerinde de geriye bıraktıkları hakkında korku ve hüzün duymayacaklar. Çünkü Allah onların koruyucusu ve velisidir. “Allah iman edenlerin velisidir.”(Bakara:257)

Muhsin Kıraati, ‘Tefsir-i Nur’ adlı eserinde bu ayet ile ilgili bir soru-cevap ve bir kaç noktayı gündeme getiriyor. Konuyu mezkur alıntıyla bitirelim.

Soru: Birçok ayette Allah’ın velileri için korku olmadığı belirtiliyor. Oysaki Allah’ın velilerinin özelliklerinden biri, onların Allah’tan korkmaları olarak işleniyor. ”Biz Rabbimizden korkuyoruz...”(İnsan:10) Neden?

Cevap: Bazen hasta, ameliyattan ve tedavi sürecinden korkar ama doktor hastaya korkulacak bir şey olmadığını söyler. Korkulacak bir şeyin olmaması, hastanın korkmasıyla çelişki oluşturmaz.

”Onlara korku yoktur فلا خوف علیهم ”un anlamı, korkunun onlara hakim olmayacağıdır. علی harfinin anlamı üstünlük ve galebedir. Hiç korkmayacakları anlamında değildir.

-İman ve salih amel, birbirinden ayrılamaz.

-Müminin bütün işleri ıslah cihetindedir.

-Salih olmak yetmez, muslih olmak da gerekir.

-Nebevi bir toplum, güven ile oluşturulur.

-İnsan, fıtratı itibariyle güven ve huzur ister. (Tesir-i Nur, c:3, sh:261)

Son söz:

İman ve ıslah... Her amelimizi bu şifreyle çözebilir, amelimizin salih olup olmadığını anlayabiliriz. Yeter ki, unutmayalım bu şifreyi. Gaflete düşmeyelim bu şifreden. Bu şifre neyin salih neyin fasid, neyin ıslah neyin ifsad olduğunun sırrını bize der.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum