1. HABERLER

  2. ARAŞTIRMA - İNCELEME

  3. Şeyh Said’le Said-i Nursi’nin randevu adresi! / M. Ali ERDOĞAN
Şeyh Said’le Said-i Nursi’nin randevu adresi! / M. Ali ERDOĞAN

Şeyh Said’le Said-i Nursi’nin randevu adresi! / M. Ali ERDOĞAN

Said-i Kurdi’nin (Nursi) Şeyh Said’le olan ilişkisi ve Şeyh Said isyanına bakışı öteden beri tartışma konusu olmaya devam ediyor.

A+A-

 

Said-i Nursi ile Şeyh Said’in ilişkisine dair en dikkat çekici ifadeler ise Şeyh Said’in torunlarından, eski milletvekili Abdulilah Fırat’ın anlatımlarında yer alıyor.

 

K24'e konuşan Abdulilah Fırat, 1960 yılında Şeyh Said’in oğulları Şeyh Ali Rıza ve Şeyh Selahaddin’in Said-i Nursi ile gerçekleştirdiği görüşmede hazır bulunduğunu söyleyerek, Said-i Nursi’nin Şeyh Said’in oğullarını görünce çok sevindiğini belirtti.

Şeyh Said ile Said-i Nursi’nin isyan/kıyam öncesi Erzurum’da görüştüğünü kaydeden Fırat, Said-i Nursi’nin iddia edildiği gibi isyana karşı olmadığını ifade etti.

40 YILLIK BEKLEYİŞ

Said-i Nursi’nin 1960 yılındaki Ankara görüşmesinde 40 yıldır Şeyh Said’in çocuklarını beklediğini söylediğinin altını çizen Fırat, şöyle diyor:

“Mele Said-i Kurdi şunları anlattı: Hapishanede iken beni seven bir gardiyan bir gün bana gazete getirdi. Gazetede Şeyh Said Efendi’nin İstiklal Mahkemesi’nde yargılandığı yazıyordu. Birkaç gün sonra bir gazete daha getirdi. Onda da Şeyh Said Efendi’nin şehit edildiğini okudum. Bende büyük bir teessür (üzüntü) hâsıl oldu. İnanın geceli - gündüzlü ağladım, figan ettim.”

Abdulilah Fırat şunları dile getiriyor:

“1960 yılının ilk günlerinde Çorumlu H. Hasan Ağa Şeyh Said Efendi’nin büyük oğlu Ali Rıza Efendi’nin huzuruna gelerek Said Nursi’nin mutlaka kendisiyle görüşmek istediğini söyledikten birkaç gün sonra Said Nursi’nin Ankara’ya geldiğini gazete manşetlerinde gördük. Şeyh Said’in oğlu Şeyh Ali Rıza Efendi de onunla görüşmek istiyordu. Hastanedeyken Üstad’ın ziyaretine gittiğimizde bizi biraz beklettiler. Üstad, ‘Niçin bekletiyorsunuz ben kırk senedir onların intizarındayım (bekliyorum). Çabuk getirin’ dedi. Baktı ikisine ‘Selahaddin sen misin?’ dedi. Amcam Şeyh Selahaddin, ‘Evet benim’ deyince ‘Senin gözlerin babanın gözlerine benziyor’ dedi.

Üstad konuşmasını şu şekilde açtı: ‘Ben kırk küsur senedir sizi hasretle bekliyordum ve devamlı ‘Ya rabbi emanetini benden almadan evvel birader-i azamım (abim) olan Şeyh Said’in çocuklarıyla görüşmeyi nasip eyle’ diye dua ediyordum. Çok şükür ki kırk senelik bir duamı kabul etti. Bugün benim için çok ehemmiyetli bir gündür. O sırada üç talebesi içerdeydi, onlara dedi ki ‘Siz farkına vardınız mı benim sesim çok net çıkıyor.’ Onlardan birisi ‘Evet Üstadım ben altı senedir hizmetinizdeyim sesinizin böyle net çıktığını ilk defa görüyorum’ dedi.

Sonra konuşmasına devamla, ‘Sizin çektiğiniz sıkıntı, çile, meşakkati çok yakinen takip ediyorum. Sizi hiçbir zaman, gece gündüz aklımdan da çıkartmadım. Sürgün esaret, hapishane meşakkatlerinizi de yakinen takip ediyorum. Sizden hiçbir an ayrı yaşamadığımı da bilmeniz lazım. Birader-i azamım Şeyh Said Efendi büyük bir şeref ve derece ile vazifesini bitirdi. Takdirin bu şekilde olduğuna vakıfız.

NURSİ: NAİL OLAMADIM

Ben de bu hadisede onunla beraber Diyarbekir’de şehadete nail olmayı arzu ediyordum. Fakat buna nail olamadım. Bundan dolayı epey üzüldüm. Bununla beraber üzerime düşen vazifeyi yaptığıma da eminim. İnşallah Cenab-ı Hak yevm-ul haşrde (kıyamet günü) bizi de onlarla beraber haşreder.’ dedi ve konuşmasına şöyle devam etti: ‘Birader-i azamım Şeyh Said bana mektup gönderdi ve mutlaka görüşmemiz lazım geldiğini söyledi. Ben de olur diye cevap gönderince ikinci mektubu geldi.

Beni çağırdılar. Ben de ne zaman görüşelim diye haber yollayınca, Gulan’ın (Mayıs’ın) 15’inde Erzurum’da görüşmenin münasip olduğunu ve Gulabizadelerin köşkünde görüşeceğimizi bildirdiler. Ben de bunun üzerine yola çıktım ve 12 Gulan’da Erzurum’a geldim. Şeyh Said Efendi de 15 Gulan’da oraya geldi. Haber gönderdiler. Ben de gidip ziyaret ettim ve oturduk. Yanında dikkatimi çeken genç Mehdi (Şeyh Said’in kardeşi) ve 10-15 yaşında torunu M. Zeki Efendi vardı. Genç Mehdi bana yaklaşarak dedi: Molla Said, "Ben de en az senin kadar ilme sahibim. Fakat sen İstanbul’da şöhretin yayıldığı için tanınıyorsun. Zekâ yönünden de benim zekâm seninkinden geri değil. Benim şairliğim de vardır. Seninle görüşüp konuşmak da istiyordum.’

Şeyh Said Efendi ise Şeyh Mehdi’ye hitaben: ‘Mehdi, Mehdi sen dur. Molla Said-i Kürdi ile görüşelim ondan sonra artık münakaşa mı edersin münazara mı edersin ne yaparsan yap’ dedi. Ben de Şeyh Mehdi’nin hitabını çok sevmiştim. Benim Şeyh Said Efendi ile ilk görüşmemdi. İlk nazarıma çarpan yönü çok ferasetli bir beyin ve çok fasih, beliğ bir hitabete sahip oluşuydu. Beraber üç gün geceli-gündüzlü birarada kaldık.

Hep benim konu (kıyam) hakkındaki kanaatimi izhar etmemi (açıklamamı) istiyordu. Ben de ona dedim; siz bundan şüphe mi ediyorsunuz. Ben de aynı kanaatteyim (kıyamın olması kanaatindeyim) onun için şu an buradayım. Sonra (Şeyh Said) dedi: ‘Siz ne şekilde bize yardımcı olabilirsiniz?’ Ben de cevaben dedim: ‘Beraber istişare neticesinde yardımlaşma esaslarını tespit edebiliriz.’

Dedi: ‘Benim Gavs-ı Hizan’ın ailesi ile irtibatım yok. Bitlis ve Muş’ta onların büyük müessiriyeti (tesir) vardır. Sen onların medreselerinde okuyup oralı olduğun için onları iyi tanırsın. Onun için onlara mücadelenin gerekliliğini izah edip sağlam bir cephe oluşturma noktasından iştiraklerini sağlayabilirsin.’ Ben de ona dedim:

DİCLE İÇİN RANDEVU

‘Cumhuriyet inkılaplarının karşısında set olacağımızı ben o bölgenin şeyhlerine anlatırım ve bu davanın tahakkukunu bütün gönlümle istiyor olduğumu da onlara arz edeceğim.’ Bu kararı aldıktan sonra Karaköse üzerinden Van’a, oradan Bitlis’e gelmeyi planlamıştım. Bir sene sonra Diyarbekir’in Lice veyahut Piran (Dicle) mıntıkasında görüşmek şartıyla birbirimizden ayrıldık. Şeyh Said, Hınıs’a doğru gitti. Ben ve Mehdi Efendi bir hafta daha Erzurum’da kaldık. Bir hafta boyunca Şeyh Mehdi Efendi ile epey ilmi sohbetlerimiz oldu. Keşke şimdi imkân olsaydı da o münazaralarımızı size anlatsaydım.

Ben Karaköse üzerinden Van’a gittim. Oradan Bitlis’e gittim. Aldığımız kararları oranın şeyhlerine anlattım. Aradan bir sene geçtikten sonra Diyarbekir’e gittim. Fakat Şeyh Efendi ile görüşemedim. Ondan sonra da görüşmek nasip olmadı. Halkı irşad vasıtasıyla elde edilecek maddi ve manevi birlik kuvveti ile hükümeti protestolar ve ikazlarla yola getirme planını sezen yetkililer ve bilhassa İsmet’in münafıklığıyla hadiseyi söndürmek için olayı patlattılar.

Tabii kıyam başlarken devlet beni derdest etti (tutukladı). Hapishane ve sürgünlerle elimi kolumu bağladılar. Hapishanede iken beni seven bir gardiyan bir gün bana gazete getirdi. Gazetede Şeyh Said Efendi’nin İstiklal Mahkemesi’nde yargılandığı yazıyordu. Birkaç gün sonra bir gazete daha getirdi. Onda Şeyh Said Efendi’nin şehit edildiğini okudum. Bende büyük bir teessür (üzüntü) hâsıl oldu. İnanın geceli gündüzlü ağladım, figan ettim.’

Ayrıca Üstad, Şeyh Ali Rıza Efendi’yi ilminden dolayı takdir etti ve ‘Ben eski Kürdistan medreselerindeki Molla Said olsaydım sen bu kadar rahat yanımda konuşamazdın.” diye latifede bulunduktan sonra ayrıldık.”

FARKLI İDDİALAR

Bu konuya dair birbirinden farklı anlatımların yanısıra Risale-i Nur eserlerinde tahrifat yapıldığına dair ciddi iddialar da sıcaklığını koruyor.

Şeyh Said’in Said-i Nursi’ye yazdığı mektup hususunda Nurcular’ın şifahî rivayet olarak kabul ettiği tek kaynak olan Necmettin Şahiner’in, Doç. Dr. Nureddin Topçu’nun küçük kardeşi Hayreddin Topçu’nun hatıralarında kaydettiği rivayette Hayreddin Topçu şöyle dediği anlatılır:

“Üstâd bana Şeyh Said’den bahsetti. Onun hareketinden hiç memnun değildi.’ Mektup yazdım, ‘sakın bir harekete girme’ dedim. Ne yazık ki menfi harekete girdi.”

Nurcular’ın büyük bir kısmı tarafından olumsuz bir şahıs olarak görülen Şeyh Said’in Said Nursi’nin talebelerinden Urfalı Abdülkadir Badıllı’nın Mufassal Tarihçe-i Hayat isimli eserinde ise, muhterem bir insan olduğu ama Said-i Nursi’nin onun kıyam hareketini tasvip etmeyip desteklemediği vurgulanır.

2015 yılında vefat eden Şeyh Said’in oğlu Şeyh Ahmed de, Said-i Nursi’nin Şeyh Said hareketini desteklemediğini söyleyenlerden.

BAHTİYAR MAZLUM KİM?

Başka iddialar da var. Mesela Said-i Nursi’nin Şualar isimli eserinde, 11’inci Şua’da geçen, “Bir bahtiyar mazlum idam olurken, bedbaht zalimlere demiş: ben İdam olmuyorum, belki terhis ile saadete gidiyorum. Fakat ben sizi idam-ı ebedi ile mahkum gördüğümden, sizden tam intikam alıyorum Lailaheillallah diyerek sevinç ve ile ruhunu teslim etmiştir” ifadelerde “idam olan bahtiyar mazlum”dan kastedilenin Şeyh Said olduğu belirtilir.

Ayrıca, Said-i Kurdi’nin 1935 yılındaki Eskişehir Müdafaası’nda anlattığı, 1923 yılında Mehmed Akif Ersoy ile Hasan Basri’nin “Bizimle beraber çalış” teklifini kabul etmemesi birçok Nurcu kesim tarafından Şeyh Said’in teklifini kabul etmediği şeklinde yansıtılmaktadır.

Abdulkadir Badıllı’nın Mufassal Tarihçe-i Hayat eserinde de benzer durumla karşılaşıyoruz. Şualar’da Said-i Nursi’nin 1914’te Bitlis’te isyan hareketi başlatan Bingöllü Mele Selim’e (Mele Selimê Dimilî) verdiği cevap olduğu rivayet edilen “Bu Osmanlı ordusunda belki 100 bin evliya var. Ben bu orduya karşı kılınç çekemem ve size iştirak etmem dedim. O zatlar benden ayrıldılar, kılınç çektiler” sözleri de Şeyh Said’e karşı ifade edilmiş gibi yansıtılmaktadır.

Emekli Yüzbaşı Mehmet Kayalar kaynak gösterilerek Said-i Nursi’nin Şeyh Said’e yazdığı mektubun Şeyh Said tutuklandığında üzerinde bulunduğu, Diyarbakır İstiklal Mahkemesi dosyalarına konulduğu ve mektubun İstiklal Mahkemesi dosyaları içinde Şeyh Said’in dosyasında mevcut olduğu belirtilmektedir.

Tarihçe-i Hayat’ta o cevabın şu olduğu nakledilir: “Türk milleti asırlardan beri İslamiyet’e hizmet etmiş ve çok veliler yetiştirmiştir. Bunların torunlarına kılıç çekilmez. Siz de çekmeyiniz, teşebbüsünüzden vaz geçiniz. Millet irşad ve tenvir edilmelidir.”

Etiketler : ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum