1. YAZARLAR

  2. Cevdet IŞIK

  3. SEVGİYİ DOĞRU KULLANMAK
Cevdet IŞIK

Cevdet IŞIK

Yazarın Tüm Yazıları >

SEVGİYİ DOĞRU KULLANMAK

A+A-

 

İnsanın hayatında meydana gelen bir sürü iş, oluş ve eylem vardır. İnsan söz konusu bu iş, oluş ve eylemleri yaparken, akıl ve iradesini kullanma imkânına sahiptir. Aslında insandan beklenen, her durum ve şartta akıl ve iradesini kullanmasıdır.

Herhangi bir iş, oluş ve eylemi vücuda getiren gerekçelerle oluşan tercihler, hep irade süzgecinden geçerler. İyi olan, doğru olan, bütün yapılıp edilenlerin akıl ve irade süzgecinden geçirilerek yapılmasıdır. Fakat bunu gerçekleştirmek her zaman mümkün değildir. Rutinleşen hayatın kalıpları arasındaki iş, oluş ve eylemler için akıl ve irade değil, refleksler devreye girmektedir. Bu durumda insan ne’yi niçin yaptığını sorgulamaz, yapılması gereken vardır ve bu yapılması gereken alışkanlık halini almıştır. Öyle zannediyorum ki, insan hayatının ekseriyetini alışkanlıklar oluşturmaktadır.

İyi olsun kötü olsun, doğru olsun yanlış olsun, hakiki olsun sahte olsun, niteliği her ne olursa olsun, alışkanlık haline gelen iş, oluş ve eylemlerin akıl ve irade ile bir ilgileri kalmaz. Yapıp ettiklerini, sahip oldukları alışkanlığın bir neticesi olarak yapanlar, bilgi ve bilinçten mahrumdurlar. Bilgi ve bilinçten mahrumiyetin doğal sonucu, insan olmaktan, insanca yaşamaktan mahrum kalmaktır. İnsan olmak için, insanca yaşamak için, yani varoluşumuzu gerçekleştirmek için, bilgiden, bilinçten ve hikmetten yana bir nasibimizin olması gerekir.

İnsan bildiği zaman, tanıdığı zaman, fark ettiği zaman, aklı, düşüncesi ve iradesi harekete geçer. Aklı, düşüncesi ve iradesi harekete geçtiği zaman, sevgi ve sevmenin yapıcı dinamizmi hayata vaziyet eder hale gelir. Eğer bu böyle olmazsa, insan için tek alternatif herkesin yaptığını yapmak olacaktır. Bu durumun modern zamanlardaki ifadesine moda denmektedir. Bütün modalar amansız birer taklitten başka bir şey değildir. Atasoy Müftüoğlu’nun dediği gibi kimi taklit ediyor olursanız olun, neticede intihar etmiş olursunuz. Taklit, bu denli korkutucu ve endişe vericidir. Çünkü intihar etmek, Allah’a ve Allah’ın çizmiş olduğu sınırlara isyan etmek demektir.

Sevgi ve sevmek noktasında insanın esaslı bir aydınlanmaya ihtiyacının olduğunu belirtmek gerekir. Sevgiyi doğru kullanmanın en önemli ölçütü, “kim için ve niçin seviyoruz” sorusuna verilecek cevapta gizlidir. İlahi Vahiy bu açıdan hem sevmenin ve hem de sevmemenin ölçüsü olarak Allah’ı işaret etmektedir. Yani Müslümanım diyen herkesin sevdiği de sevmediği de Allah için olmalıdır. Burada sevmeye iki boyutlu bir imgelemle/tahayyülle bakmak yanlış olmaz: Aşkın sevgi ve içkin sevgi. Aşkın sevgide maddi dünyanın ötelerine kanat çırpılırken, içkin sevgide ise maddi dünyanın sınırları içinde kanat çırpılır. “Allah için” tabirinin içini, maddi dünyanın sınırlarını oluşturduğu iş, eylem ve oluşların, Allah’ın hoşnut olacağı şekilde yapılması doldurmaktadır. Bu hususta herhangi bir aldanma veya yanlışa meyletmemek için hayat, hidayet ve rahmet pınarı olan Kur’an’ın rehberliği gerekmektedir. Sonsuz ve sınırsız rahmet kaynağı olan Kur’an’ın rehberliği ile sevgi denen tarifsiz güneşin insanın gönlüne doğacağını Aziz Kur’an bildirmektedir. (Meryem19:96)

Vedûd olan Allah’tan bir armağan gibi, insan hayatında yer alacak bir sevgiyle, bütün karanlıkların yok olması ve görünür görünmez tehlikelerin kol gezdiği dünya hayatında, emniyet içinde bir yaşamın sürdürülmesi mümkün olacaktır.

Doğru bir hayatın ikamesi, ancak sevgi temeli üzerinde inşa edilebilir. Tabir caizse sevgi, Allah’ın varlık delillerinden belki de en önemlisidir. Sevgi deyince akla ilk gelen Allah olmalıdır. Çünkü bütün bir evreni oluşturan varlıkların üzerine oturduğu yasalar, ancak ve ancak mutlak hüküm ve hikmet sahibi olan Allah’ın sevgi ve merhametinin bir göstergesi olabilir. Eğer Allah’ın sevgisi olmasaydı bu kozmik yapı olmayacak ve bunun yerinde kaotik bir yapı olacaktı. Unutmamak gerekir ki, nerede adl üzere bir yapılanma varsa, orada sevgiden kaynaklanan bir işleyiş de var demektir.

İnsanın yaratılması, insan için, insan cinsinden eşlerin yaratılması, eşler arasında sevgi ve merhameti var ederek huzura kavuşturması da Allah’ın varlığının kanıtlarındandır. (Rum, 30:21) İlk insanlardan günümüze kadar sürüp gitmekte olan onulmaz gaflet sebebiyle, insanlardan büyük bir çoğunluk, kin ve nefreti rehber edinerek her türlü aşağılık iş, oluş ve eyleme imza atmışlardı. Çünkü bu prototipi oluşturan kimseler, sevgiyi anlama ve doğru kullanma hususunda arzu ve isteklerini rehber edinmişlerdi. Bu şekilde oluşturdukları hayat tarzlarıyla, sürekli olarak bir savaşın içinde olmuşlardı. Toplumsal yapıları estirdikleri terörle kaos ve karmaşaya sürüklemişlerdi. Bütün zamanlar boyunca yaşadıkları en ağır yenilgilere rağmen, yine de gerekli dersleri çıkaramayan bu kesim, son iki yüzyıldır kurdukları küresel sistemle, halkların zihinsel ve ruhsal yapılarına da sirayet edebilmiş ve dünyanın genelini mağdur ve madun hale getirmişlerdir.

Bütün güçlü ve yeni başlangıçlar, sevgiyle yapılan başlangıçlardır. Bizim en büyük sorunumuz sevgiyi doğru kullanamama sorunudur. Kısacık bir dünya hayatı için, sevginin diriltici özelliğini terk ederek, zehirleyen, yok eden bir sevgiye kucak açıyoruz. Seküler şemsiyeler niteliğindeki hedeflere kilitlenerek sonsuz karanlıklara dalmaktan korkmuyoruz. Bu gidişin nereye olduğunu düşünme zamanına bile sahip olamıyoruz. Hızla tükenen zamanı durdurma telaşıyla debelenirken, ölüm denen hakikatin soğuk duvarına çarparak kendimize geldiğimizde ise iş işten geçmiş olmaktadır. Onun için yeniden düşünelim, yeniden okumalar yapalım ve sevgi ile yeniden güçlü başlangıçlar yapalım ki, önce kendimize sonra da birbirimize gelelim. Unutmamak gerekir ki, kendimize gelmeden birbirimize gelmenin imkânı olmaz. Kendimize gelmenin en önemli enstrümanını ise sevgiyi doğru kullanmak oluşturmaktadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.