1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Sevad-ı azam
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Sevad-ı azam

A+A-

Osmanlı mirasının belli bölümünü devam ettiren cumhuriyetin temel sorunu “devlet ebed müddet” ile “hikmet-i hükümet arasında” gelgit yaşamasıdır. Fatih’ten başlamak üzere devlet ebed müddeti “toplumsal merkez”, hikmet-i hükümeti “bürokratik merkez” temsil etmiştir, iki merkez zaman zaman çatışmıştır.

Fatih, ataları Osman ve Orhan beylerin kurumsallaşmış aygıttan çok sivil ruhtan beslenen yönetimden radikal kopuşla devleti dört esas üzerine bina etti: Hind-Moğol devlet geleneği, Cengiz’in töresi, Arapların kılıç hakkı ve Bizans saray siyaseti. Enderun bürokratik merkeze eleman tedarik ediyordu, bu elemanların yegâne teminatı padişah idi, bürokratik merkez “kul” olduğunu biliyordu; halk ile –tarihi, dini, toplumsal olarak- herhangi bir akrabalığı, duygusal bağı olmadığından padişahın başına gelecek bir musibet onları da alıp götürürdü.

Hiç kuşkusuz Fatih, Kanuni gibi dirayetli padişahlar gelmiş, inisiyatifi ellerinden bırakmamışlardır. Ama genel anlamda devleti padişahtan çok bürokratik merkezin elinde tuttuğunu söyleyebiliriz. Osmanlı’da inisiyatif padişahta olduğu zaman devlet “kerim” olmuş, inisiyatif bürokratik merkezin eline geçtiği zaman hikmet-i hükümete yönelmiştir. Darbeleri, ihtilalleri, kazan kaldırmaları yapan padişah veya halk değil bürokratik merkezdir. Bunun dramatik örneği II. Mahmut’un Sancak-ı Şerif’i çıkarıp halkı yeniçerilere karşı ayaklanmaya çağırmasıdır. Bir padişahın kendi bürokrasisine karşı halkını isyana çağırması belki de tarihte tek örnektir.

Cumhuriyet devleti padişahtan alıp “lider kültü” şahsında yine bürokratik merkeze devretti. Padişah “kullarım!” diye bağırırdı, bürokratik merkezin “sembol” lideri de “milletim”! der. Padişah “Biz böyle ferman buyurduk” der, dediğini yaptırırdı; cumhuriyetin yetkili zatı da “Biz karar verdik, yapacağız” der.

Yeniçerilerin başını çektiği bürokratik merkez konumunu, devlet içindeki iktidarını belli aralıklarla gerçekleştirdiği müdahalelerle tahkim ederdi. Türkiye, Batı’yla eşzamanlı demokrasiye geçti, ama bürokratik merkez buna ancak 10 sene dayanabildi. 1960’tan beri müdahaleler sürmektedir. 1960, 1970, 1980, 1997, 2007. Kimisi açık ve kanlı darbe, kimisi müdahale, kimisi teşebbüs. Gelenek bozulmuyor. Her defasında yeni kılık ve kimlikte bürokratik merkez hikmet-i hükümete devam etmek üzere harekete geçer. Her müdahalede bir toplumsal grup ötekileştirilir, şeytanlaştırılır. Mesele şu ki, her defasında bürokratik merkez sureta iktidarı devrettiği parti veya ideolojinin rengine bürünür: CHP olur, sol-Kemalist olur, muhafazakâr olur vs. İdeoloji veya siyasi kimlik üstüne geçirdiği aldatıcı boyadır. 28 Şubat’ta hedef Milli Görüş, İslamcılık ve İmam Hatipler’di. Bu arada meslek liseleri ve hatta eğitim sistemi tahrip edildi. Bugünkü iktidar kolay olmadı. Vesayet rejimi herkesin ortak çabasıyla bir miktar geriletildi. Bunda Hizmet dâhil herkesin katkısı ve emeği var. Şimdi bürokratik merkez tarihsel kodlarını, yetenek ve reflekslerini kullanarak iktidarın rengine bürünüyor, bildik usullerle bir kere daha devlet içindeki konumunu tahkim etmeye çalışıyor. Bugün Hizmet hedef alınıyor. Dershanelerin yüzde 25’lik dilimini tasfiye etmek isterken diğer yüzde 75 de hedef alınmakta, on binlerce insan bu kış kıyamette büyük tedirginlik duymakta; işyerleri, firmaları teftişe uğramakta, görevlerinden alınmakta, kısaca hikmet-i hükümete maruz kalmaktadırlar.

AK Parti, Milli Görüş İslamcı, dindar-mütedeyyin, muhafazakâr, mazbut geniş kesimler ile Nur cemaatleri, Hizmet ve tarikatlara mensup kesimler aynı havzanın insanlarıdır. Toplamı Sevad-ı azam’ı meydana getirirler. Birbirlerine zarar vermesi düşünülemez. AK Parti yöneticilerinin, milletvekillerinin, sevenleri ve seçmenlerinin Ehl-i kıble birine en ufak zarar vereceğini aklımızın ucundan geçiremeyiz. Ne var ki “birileri”nin “devlet ebed müddet” adına “hikmet-i hükümete devam etmek” amacıyla harekete geçtiği anlaşılıyor. Hepimiz basireti ve feraseti elden bırakmamalıyız. En büyük sorumluluk iktidar sahiplerinindir, çünkü güç ve inisiyatif onların ellerinde bulunuyor. Sakın bu süreç bir cemaatin 28 Şubat’ı olmasın, hepimizin teminatı olan Sevad-ı azam’ı bölüp parçalamasın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.