1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. ŞENKAL ATASAGUN'UN SAKLADIKLARI
ŞENKAL ATASAGUN'UN SAKLADIKLARI

ŞENKAL ATASAGUN'UN SAKLADIKLARI

A+A-
Türkiye'nin en tanınmış istihbaratçılarından Mehmet Eymür yıllar sonra ilk kez SABAH'a konuştu. İstihbaratçılar pek fazla tanınmayan, ketum insanlar olarak bilinir. Mehmet Eymür, bu kaideyi bozan istihbaratçılardan biri olarak görülebilir. Zira Eymür, Türkiye tarihinin en tanınmış Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) yöneticilerinden biri. Bir başka deyişle Mehmet Eymür, adı çeşitli vesilelerle sık sık anılan Türk istihbaratçıların başında geliyor. Öyle ki, kamuoyu, çoğu eski MİT Müsteşarı'nın adını bile bilmezken Mehmet Eymür'ü gayet iyi tanıyor. Eymür, nadiren konuşan bir istihbaratçı olsa da zaman zaman Türkiye'yi sarsacak açıklamalarda bulunan bir isim. İhtiyaç hissettiğinde gerek mesleki rekabet içinde olduğu meslektaşlarının, gerekse güvenlik bürokrasisinin önemli kademelerinde görev yapmış kişilerin yanlışlıklarını deşifre edebilen Eymür; bunu, tamamen ülkesini savunma güdüsüyle yaptığını söylüyor. Babası Mazhar Eymür'ün izinden giderek 1966 yılında MİT'e giren Eymür, 33 yıl boyunca Teşkilat'ın çeşitli kademelerinde görev yapmış ve Türkiye'nin yakın tarihindeki pek çok önemli olaya bizzat tanıklık etmiş biri. Yıllardır basına röportaj vermeyen MİT eski Kontr-Terör Merkezi Başkanı Mehmet Eymür, suskunluğunu SABAH'a bozdu. İşte Eymür'ün çarpıcı açıklamaları...

33 yıl Milli İstihbarat Teşkilatı'nda (MİT) çalışan Mehmet Eymür, son günlerin önemli tartışmalarının perde arkasını anlatıyor. Tuncay Güney, Sisi, Veli Küçük ve diğerlerini...

Röportaj: Abdurrahman Şimşek/Sabah
 
Yıllardır basına uzun uzadıya röportaj vermediniz. Suskunluğunuzu SABAH için bozuyorsunuz? Eymür: Bazen olaylar öyle saptırılıyor ki bir açıklama yapmaya mecbur oluyorsunuz. Yoksa sık sık sahneye çıkmak pek hoş değil. Tabii sorularınızın bazılarına cevap veririm, bazılarına cevap vermem.

Bazıları Güney'i 'manipülatör' olarak görüyor, bazıları ise Güney'in söylediklerinin çoğunun doğru olduğunu düşünüyor. Sizin düşünceniz nedir?
- Yani bütün söyledikleri doğrudur diye kefil olamam. Zaten kendisi de bazı şeyleri baskı altında söylediğini beyan ediyor. MİT'e yardımcı olan birçok gazeteci vardır. Benim bunların hepsini bilmem mümkün değil. Bilsem bile bir neden yoksa açığa çıkartmanın manası da yok. Milli bir müesseseye destek olmak her Türk vatandaşının görevidir bence. Bizde MİT'çilik küçümsenen bir şeydir. Bunu da kırmak lazım. Başka ülke vatandaşları kendi istihbarat servisiyle iftihar ediyor.

SİSİ BİR KONUŞURSA!..
Sözlerinizden Güney'in MİT'çi olduğu çıkıyor..
. - Bu konuda kesin bir şey söyleyemem.

Peki siz, siteniz ATİN'de İşçi Partililere yönelik bir yazınızda "Güney içinize sızdı. Zokayı fena yuttunuz" diye yazmıştınız. Bunu neye dayanarak söylemiştiniz? - Perinçek grubu her zaman yaptığı gibi "MOSSAD ajanı, MİT ajanı" filan dedi Tuncay Güney için. Ben de "Demek ki istihbarat elemanı, bir güzel içlerine sızmış, bilgileri toplamış" dedim. Ben kimin, nerenin elemanı olduğunu söylemedim. Benim bildiğim ve "Çift Meslekliler" diye yazdığım tarihte JİTEM'e çalışıyor gözüküyor. Daha öncesini bilmiyorum. Yeşil de bizle başlamış, sonra Jandarma'ya, polise gitmişti. Bu yabancı istihbarat teşkilatlarında olmayan bir şekil.

Tuncay Güney'in adının yanında "İpek" ibaresi var. O ne anlama geliyor? - Tuncay Güney'in faaliyet adı olabilir. Gizliliği sağlamak için hem yürütülen faaliyetlere, hem de kişilere takma isimler verilebilir. Tuncay Güney'in cinsel tercihlerini ve hangi teşkilata çalıştığını bilmiyorum. Ancak istihbarat alanında yararlı olan her çeşit kişi çalışabilir. Homoseksüel, biseksüel ya da aseksüel olması önemli değildir. Sisi (Seyhan Soylu) eminim konuşsa bugün Türkiye'de yer yerinden oynar.

PERİNÇEK'E SUÇLAMA
Neden yer yerinden oynar? Sisi de Tuncay Güney gibi bir istihbarat elemanı mı? -
Bildiğim kadarıyla JİTEM'in elemanı. 28 Şubat sürecinde Fadime Şahin, Müslüm Gündüz, Ali Kalkancı gibi isimlerle irtibatlı bazı çalışmalarda yer aldığını duydum. Bir hayli özel bilgiye sahip diyorlar. Neticede şunu demek istiyorum: Mühim olan kişinin yararlı istihbari çalışmalar yapabilmesidir. Adamın şahsi durumu faaliyete zarar vermedikçe istihbarat teşkilatını fazla ilgilendirmez. Bu tür insanlar çok da akıllı olabilirler. Tuncay Güney'in söylediklerinde doğruluk payı var. Mesela "PKK'ya silah sevkiyatı olayı var" diyor. "Perinçek bu olayın içinde" diyor. Perinçek kendi yaptıklarını hep başkasına yükler. Aydınlık Dergisi, bu sevkiyatı daha önce "Çiller Özel Örgütü PKK'ya silah sevk etti" diye yazdı. Güney'in bazı belgeli şeyleri de var. Barzani ile Talabani ile fotoğraflar çektirmiş. Bence bunlar Güney'in söylediklerinin ciddiye alınması gerektiğini gösteriyor.

Ergenekon operasyonu, Türkiye'yi ikiye böldü dense yeridir. Kimileri ciddi bir suç örgütü olarak nitelendiriyor, kimileri ciddiye almıyor. Sizin görüşünüz nedir? - Ben bildim bileli Türkiye'de ihtilal heveslisi bir sivil grup vardır. Yani 40 yıl öncesinden, 70'li yıllardan beri (...) Bunlar genç askerleri ve sivilleri kışkırtarak, silahlı bir ihtilal hareketi ile iktidara gelmeye çalışıyorlar. Ergenekon'da da böyle bir yapılanma görülüyor. Ben Perinçek grubunun bu işin içinde ve başında olduğuna inanıyorum. Hatta milliyetçi hisleri okşayan Ergenekon sözünün seçilmesinde bile onun rolü var diye düşünüyorum. O, bu taktikleri iyi bilir. Ortada muhakkak ki bir illegal faaliyet var. Mesela "Karargâh Evleri" konusu, bulunan silah ve patlayıcılar, genç subaylar filan... Bence çok önemli konular. Bana 40 yıl öncesini hatırlatıyor. Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi (THKP-C) davasının 1973 yılında hazırlanmış iddianamesini okuyun, aynı kalıpları, izleri görürsünüz. Doğu Perinçek kökü illegal faaliyetlerden gelen bir kişidir. Her zaman askerleri kışkırtıp ihtilal yapmak ve Başbakan olup Türkiye'yi yönetmek hevesi içinde olmuştur. Netice itibariyle Tuncay Güney'in anlattıkları bana o eski filmi hatırlatıyor.
 
Belge çıktı bir taşla üç kuş vurdular
 
ESKİ MİT yöneticisi Mehmet Eymür, çok tartışılan irtica belgesiyle ilgili olarak şunları söylüyor: Bir taşla üç kuş vurmayı hedefliyor olabilirler. Orduyu yıpratmak, AK Parti'yi ve Gülen cemaatini TSK ile karşı karşıya getirmek.
 
Belge yabancıların işi olabilir
 
AK Parti ve Gülen Hareketi'ni bitirmek için Genelkurmay Harekât Başkanlığı bünyesinde bir plan hazırlandığı ileri sürülüyor. Bu planı içeren bir belge geçtiğimiz günlerde Taraf gazetesinde yayınlandı. Sizin bu belgeyle ilgili görüşünüz nedir? - Türkiye hayli kritik günlerden geçiyor. Ben Türkiye'yi -özellikle de böyle kritik dönemlerde- bizlerin değil de, görünmeyen bazı yabancı güçlerin idare ettiğini düşünüyorum. Yani Genelkurmay'a ait olduğu öne sürülen belgede yabancı güçlerin parmağı olabilir. Biz bazı olayları tam olarak anlamayıp değerlendiremiyor, bu yüzden de birbirimize düşüyoruz. Zaten yabancı güçlerin istediği de o. Bana kalırsa kuvvet komutanlarının bilgisayarındaki bilgileri açığa çıkaran ve Genelkurmay'daki gizli andıç gibi belgeleri servis yapanlar da onlar. Hatta belki yazdıranlar da onlar. Böylelikle bir taşla üç kuş vurmayı hedefliyor olabilirler. Amaçları bir taraftan orduyu yıpratmak, diğer taraftan da AK Parti'yi ve Gülen cemaatini TSK ile karşı karşıya getirmek. Bu sorunu yaratan güçler, sonradan da problemi çözen hakem rolünü üstlenirlerse hiç şaşırmamak gerekir. Bizim bu bağlamda bütün temel kurumlarımızı gözden geçirmemiz, varsa kurumlarımızdaki yabancı unsurlarla bağlantılı kişileri tespit etmemiz gerekir. Yabancı unsurların Türkiye'yi kontrol etmesine izin vermememiz lazım.
 
Güney'in anlatmadıkları
MEHMET Eymür: "Tuncay Güney'in daha bilip anlatmadığı hususlar olduğunu sanıyorum. Perinçek grubu devlete karşı olan her şeyin yanında yer aldı. Bizim mücadele ettiğimiz casuslara, kaçakçılara sahip çıktılar. Amerikan aleyhtarı gözükürler ama Sabahattin Savaşman'a, Turan Çağlar'a sahip çıkan da bunlardır. Savaşman yabancılara belge verirken suçüstü yakalandı. ABD'liler ve İngilizler hesabına casusluktan hüküm giydi. Kıbrıs'taki askeri yerleşimler dâhil gizli bilgilerimizi veriyordu. Aklımda yanlış kalmadıysa verdiği bilgiler karşılığında ABD'lilerden ayda 500 dolar alıyordu. Savaşman yakalandı ve Perinçek ona sahip çıktı, onu savundu. Bugün de Ergenekon davasında bana saldırıyorlar."
Eski MİT yöneticisi Mehmet Eymür'e göre Ergenekon davası, Türkiye tarihinin en önemli davalarından biri. Ergenekon'un, kesinlikle siyasi bir dava haline getirilmemesi gerektiğini düşünen Eymür, MİT'in savcılara daha çok yardım etmesini istiyor. Eymür, Perinçek grubunun Çin, Almanya ve diğer ülkelerle mali bağlantılarının araştırılması gerektiğine de işaret ediyor.

Röportaj: Abdurrahman Şimşek/Sabah
 
- Veli Küçük'ü yıllardır tanıyorsunuz. Veli Küçük'le -Perinçek grubu ile arasının iyi olduğunu bildiğiniz halde- neden görüşmeye devam ettiniz?
EYMÜR:
Derinlemesine bilmiyordum, inanmıyordum, yakıştıramıyordum diyelim. Veli Küçük'ü 1980'li yıllarda Mardin'de tanımıştım. Dostluğunu sevdiğim bir insandır. Beraber olduğumuzda sohbet eder, eğlenirdik. Güzel saz çalar, iyi de türkü söyler. İzmit'te görevliyken daha sık görüşüyorduk. Ailece görüşürdük, rahmetli annemle filan da resimleri var. Dostum dediğim bir insanın bu ülkeye, bize bu kadar düşmanlık eden bir grupla birlikte olmasını havsalam almıyor. Suçu varsa tabii ki bedelini ödeyecek.

SAVCI ÖZ'Ü TANIMIYORDUM

- Ergenekon savcısını yönlendirdiğiniz öne sürülüyor. Bu iddiaya cevabınız ne olacak?
-
Kalitesiz bir uydurma, safsata. Bu, savcı Zekeriya Öz'ü küçültmek için yaratılmış bir fabrikasyon. Davada rolüm olduğu iddiası için de şunu söyleyebilirim: Eğer bu önemli davada bir katkım olduysa bundan çok memnuniyet duyarım.

- Savcı Öz'ü daha önceden tanıyor muydunuz?
-
Hayır, ben kendisini önceden tanımıyorum. Bu dava nedeniyle tanıdım.

- Peki sizin "Dava sürecinde asıl şuralara bakılmalı" dediğiniz yerler var mı?
- Susurluk olayında olduğu gibi Ergenekon davasında da savcılar MİT'in kendilerine yeterli bilgi vermediğini, yardımcı olmadığını söylüyorlar. Savcıların bu düşüncesini bertaraf edecek tedbirler alınması lazım. Bir diğer husus Ergenekon soruşturmasında sanıkların mali durumunun araştırılmasıdır. Bu yapılanmanın teorisyeni ve tatbikatçısının Perinçek olduğuna inanıyorum. Mali kaynakları kesinlikle araştırılmalıdır. Çin'de birtakım ticari faaliyetler yürüttükleri söyleniyor. Ayrıca yine mali olarak Almanya ile bağlarının olduğu yönünde bilgiler var. Alman bankalarıyla bazı ilişkilerinin olduğu söyleniyor. Bunların ortaya çıkarılması lazım. Yayın organları, dergileri, TV'leri var. Çok sayıda militanca çalışan avukatı, her zaman eylem yapmaya, kavga ve kargaşaya hazır gençlerden oluşan "Öncü Gençlik" teşkilatları var. Bu değirmenin suyu nasıl ve nereden gelen para ile dönüyor? Önemsenmeden geçilecek bir örgütlenme değil. Bir de görünmeyen yanını düşünün. Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası için Perinçek grubunun faaliyetlerinin ortaya çıkarılması lazım.
 
MİT, bulaşmıyor uzak duruyor
 
- Ergenekon soruşturmasında önemli bir rolü olan CD'leri sizce MİT'e kim gönderdi?
- Belgelerin posta yoluyla geldiği iddiası klasik bir kaynak gizleme metodu. Yani olayın aslını gizlemek için söylenmiş olabilir. Fakat eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun'un "İddialar saçmaydı ama ben gene de sevk ettim" demesi çok tuhaf. Atasagun konuyu araştırtmış mı ki "Saçma" diyor, neye dayanarak, niçin diyor? Müsteşarlık "saçma bilgi dağıtım merkezi" mi? Bana arkadaşlarım anlatmıştı. Geçmiş yıllarda, Alaattin Çakıcı kaçakken Müsteşar Atasagun, ilgili birimden Alaattin Çakıcı ile irtibatlı kişilerin listesini istemiş. Liste gelince bir bakmış en başında Başbakan Mesut Yılmaz'ın ismi. İkinci isim de Eyüp Aşık. "Siz ne yapmak istiyorsunuz, maksadınız ne?" diye arkadaşları fena halde haşlamış. Demek ki her şeyi incelemeden yollama gibi bir misyonu yok. Saçma dediklerini gönderiyor, ciddiye alınması gerekenleri saklıyor. O tarihte bu konuyla ilgili, yani gönderilen CD'lerle ilgili bir inceleme yapıldığını zannetmiyorum. Olsa değerlendirmesi ile birlikte gönderilirdi.

- Ama MİT'in, Ergenekon'un faaliyetlerinden Tuncay Güney vasıtasıyla haberdar olduğu yönünde iddialar var…
Bilmiyorum. Bana sanki "Kokma, bulaşma ama bir şey yapıyor görüntüsünde ol" tarzında bir davranışmış gibi geliyor. Bazen olayların çok geç haber alındığı da bir gerçek. Yani biliyorsa niye ortaya koymamış Atasagun, "Saçmaydı" diyor.

CD'LERİN GELİŞ YOLU
- Bazı askerler de işin içinde olduğu için ortaya koymak istememiş olabilirler mi?
Tabii olabilir. Ama neticede birilerinden korkarak, dengeyi gözeterek ülkeyi koruyamazsınız. Dengeleri gözetmek sizin vazifeniz değil. Yapmanız gereken şey tarafsız, korkusuz bir şekilde görevinizi yapmaktır. O CD'lerin nasıl yollandığı da tartışmalı. Güney'i sorgulayan birimin başında Adil Serdar Saçan var. Saçan, Tuncay Özkan'a çok yakın bir kişiydi. Tuncay Özkan aynı zamanda MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun'a da çok yakındı. Özkan MİT'le ilgili kitabını hazırlarken günlerce birlikte çalışmışlar, dost olmuşlardı. MİT Müsteşarlığı için Atasagun'u Mesut Yılmaz'a öneren kişi de Tuncay Özkan'dı. Yani yakın irtibatlar var. Bu bakımdan bilgiler, CD'ler, başka yollarla gelmiş de olabilir.
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.