1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Seni de sevsinler hocam
Seni de sevsinler hocam

Seni de sevsinler hocam

A+A-

AKP’nin ve Başbakan Erdoğan’ın, DTP ve Kürt meselesine yönelik son çıkışları ile Türkiye’nin AB üyeliğini, değerlendiren Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. İhsan Dağı, “AB ile ilişkiler tıkandı. AB artık bir kaldıraç kuvveti olarak kullanılamıyor. AKP de programını içerideki güç dengelerini gözeterek kuruyor. Devletle müzakere ederken, Kürt meselesini feda ediyor. Oysa Türkiye’nin bölgede, jeostratejik değil demokratik gücüyle etkili” diye konuştu. Taraf’a konuşan Dağı’nın değerlendirmeleri şöyle:

AKP KÜRTLERİ FEDA EDİYOR •
 “AKP Hükümeti, AB’yi topluma karşı meşrulaştırmakta zorlanıyor. 301. Madde’nin kaldırılamaması bunu en iyi örneği. Kaldıracağız diye yola çıktılar ama kaldıramadılar.  Hükümet de bu tıkanmayı açacak ve ilişkileri meşru bir zemine taşıyacak bir program yerine, içerideki idari güçlerle müzakereye yöneliyor. AB’ye azalan ilgi, AKP’yi içerideki kurumsal destekle idare etmeye zorluyor. Programını içerideki güç dengelerini gözeterek oluşturuyor. Devletle, orduyla, yasama organlarıyla müzakereyi seçiyor. DTP ile ilişkileri de bunun gereği. AKP Devletle müzakere ederken Kürt meselesini feda ediyor.”

BARZANİ İLE TEMAS •
“Hükümet, Barzani ile diyalog kurarak, hem ekonomik işbirliği sağlıyor, hem de Kürt toplumunun sempatisini kazanacağını düşünüyor. ABD Barzani’yle anlaşan bir Türkiye görmek istiyor. ABD’nin bu isteğinin, Barzani’ye de iletildiği, PKK ile bağını koparmasının istendiği biliniyor.”

KÜRTLER ARASINDA REKABET VAR •
“DTP’nin de son çıkışlarının bir boyutu var. PKK ve Öcalan’ın bu konuda inisiyatif aldıklarını düşünüyorum. Bu grupların arasında transnasyonel bir romantizm yok. Aralarında rekabet var. Öcalan, Barzani ve Talabani’nin yükselişinden hazzetmiyor. Kürt liderlerden biri Talabani, Irak’ın Cumhurbaşkanı, Mesud Barzani Bölgesel Yönetim’in Başkanı, Öcalan ise İmralı’da esir. Onlar da kendilerinin de var olduğunu hala yok olmadıklarını kanıtlamaya çalışıyorlar. Kuzey Irak’la ilişkileri oradaki PKK varlığı engelliyor, AKP de bölgedeki diplomasisini, grupları ayrıştırarak yürütüyor.”    

STRATEJİK DEĞİL DEMOKRATİK GÜÇ •
“Türkiye, bölgesindeki gücünü, jeostratejiden değil, demokrasisinden alıyor. Türkiye’nin bölgede, komşularıyla oynadığı rol bu perspektifte ilerlediği için, AB için önemli. AB’nin komşuluk perspektifiyle uyumlu. Türkiye’nin bölgedeki gücü de buradan kaynaklanıyor. Bu politikayı sürdürmek, ordunun kapasitesini iki katına çıkarmak ya da katı bir güç kullanmak anlamına gelmiyor.”

AB’YE YENİ HEYECAN GEREK •
“2004’ten sonra hep bir tren kazası bekledik. Kaza olmadı ama hız yavaşladı ve bu yavaşlama da meşruiyet kazandı. AKP artık AB’yi bir kaldıraç kuvveti olarak kullanamıyor. 2002 ile 2004 arası süreç buna izin veriyordu, ancak ilişkilerde artık bir tıkanma var. Yeni bir heyecan gerekiyor.”

GAZETECİ EMRE AKÖZ: BAŞBAKAN KENDİSİNİ SORGULAMALI • Başabakan’ın tepkisini aşırı buldum. Fehmi Koru, Erdoğan’ı her zaman desteklemiş, yakın durmuş, hatta bazen ortada apaçık hata varken bile olumlu gerekçeler bularak Erdoğan’ı savunmuş bir isim. Tayyip Erdoğan’ın kalkıp Koru’ya yüklenmesini doğru bulmuyorum. Tayyip Erdoğan’ın “Bu kişi bizi hep destekledi acaba şimdi niye böyle diyor” diye kendisine sorması gerekirdi. Fehmi Koru’ya niye bu kadar kızıyor? Bu soruyu bence Tayyip Erdoğan’a sormak lazım. Bizim bilmediğimiz başka şeyler mi biliyor? Ya da birileri sanki öyle bir şeyler varmış gibi aktarıyorlar Erdoğan’a. Türkiye’de sivil siyasetçiler iktidara gelirken, iktidardayken kötü niyetlerle gelmiyorlar. Ama öyle bir sistem var ki, statüko öyle güçlü ki içine çekip kendine benzetmeye çalışıyor. İnşaallah AKP bu tuzaklara düşmez. Bürokrasiye sıcak durulmaz. Erdoğan’ın bürokrasiye karşı serin durması lazım.

PROF. MÜMTAZER TÜRKÖNE: ANLIK TEPKİ • Prof. Mümtazer Türköne: Fehmi Koru’nun “Obama gibi geldi Bush gibi oldu” sözlerine karşılık, Başbakan Erdoğan’ın, “Yazıklar olsun” yanıtını anlık tepki diye yorumluyorum. Başbakan’ın son dönemdeki sert ifadeleri Kürtler’e değil DTP’ye yönelik. Burada şunu izlemek gerekir, Öcalan, üç ay önce, İmralı’daki avukat görüşmelerinde AKP’yi hedef göstermişti. Burada gerilimi tırmandıran da DTP oldu AKP değil. Bu DTP’nin savaş ilanından sonra başladı. Savaş derken mecazi anlamda kullanmıyorum. DTP’nin tırmandırdığı bir şiddet var. AKP de buna cevap yetiştirmekle meşgul. O açıdan DTP’nin siyaseti üzerine konuşmak lazım AKP’nin değil.

GAZETECİ AHMET TAŞGETİREN: BU TEPKİLER SAĞLIKLI DEĞİL • ”Tayyip Erdoğan Bushlaştı”, “Çillerleşti” gibi yargılara katılmıyorum. Son hadiseler karşısındaki tepkilerini ben de eleştirdim. ‘Ya sev ya terk et’ manasına gelen sözlerine katılmadığımı yazdım. Ama bunlar bilinçli bir Bushlaşma, Çillerleşme tavrı değil. Bunlar tepkisel davranışlar. DTP’nin gerilimi tırmandırması, “Senin buraya gelmen Ariel Şaron’un Mescid-i Aksa’ya girmesine benzer” tarzı ifadeler kullanması, Tayyip Erdoğan’ın tepkisel davranışlarına neden oldu. Bu tepkiler sağlıklı değil. Erdoğan, zaman zaman böyle patlamalar yaşıyor. Anayasa Mahkemesi’nin kararı ortada. Türkiye’de demokratik mücadele vermenin zorlukları var. Bu çerçeve içinde bir mücadele sürdürülüyor. Önceki günkü konuşmasında “sabır” dedi. Sabretmek lazım. Erdoğan zaman zaman zikzaklar yapıyor, ama anlayış göstermeliyiz. Eleştirilmeli, yanlış tavırlar dile getirilmeli, fakat “Bushlaşma” ağır bir iddia.

taraf

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.