1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Selefilik ve Haricilik
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Selefilik ve Haricilik

A+A-

El Kaide ve şimdi Irak ve Suriye’de “hilafet devleti”ni ilan eden IŞİD’in İslam tarihinde hangi mezhep ve fırkalardan beslendikleri önemli bir konudur.

 
 

Genel olarak söz konusu örgütlerin Hz. Ali-Muaviye çatışmasının ürünü olarak ortaya çıkan Haricilik’ten beslendikleri, hatta Hariciliğin modern versiyonları olduğu yolunda yaygın bir kanaat var. Benim de bazı yazılarda bu yönde iki akım arasında kurduğum ilişkinin –belki analojinin- açıklığa kavuşturulmaya ihtiyacı var.

Selefilik’i üç ana gruba ayırmak mümkün: a) Usuli Selefilik: Bu itikadın, İslamî anlayış ve algının geçen zamanın her döneminde bir kere daha Kur’an ve Sünnet merkzeli olmak üzere, ilk nesil Müslümanların yani sahabe, tabiin ve etbe-i tabiinin anlayışına göre tashih edilmesini öngörür. Bu versiyonu ile Selefilik, İslamiyet’i diğer dinler gibi tahrif edilmekten kurtaran önemli bir usuldür. Her Müslüman entelektüel ve âlime usulü doğru kullandığı takdirde büyük açılım sağlar. b) Davetçi Selefilik: Bu pratik bid’at ve hurafelere karşı gelenek ve göreneklerin tashihini öngörür. Yararlı olmakla beraber entegrizme dönüşme potansiyeline sahip olduğundan çoğu zaman önemli sosyal sorunlara yol açar. c) Cihadi Selefilik: Bu politik ve askerî vurgusu önde versiyonudur. Burada ele alacağımız Cihadi Selefiliktir.

Sorumuz şudur: 7. yüzyılın itikadi ve siyasi fırkası olan Haricilik ile zamanımızın akımı olan Selefilik aynı mıdır? Bu soruya hem “evet”, hem “hayır” cevabını vermek mümkün.  Arada bazı benzerlikler olsa da, birebir örtüşme veya özdeşlik söz konusu değildir. Şöyle ki: Hariciler’in belli başlı inançları arasında şu hususlar öne çıkar: 1) Hariciler Hz. Ali (r.a.)’yi, Muaviye’yi ve ikisi arasındaki ihtilafta taraf olanları –mesela Amr ibn el As’ı, Ebu Musa el Eş’ari’yi vs.- tekfir ederlerdi. Selefiye ise sahabeyi tekfir etmezler; 2) Hariciler, adına “kebaire” denen büyük günah işleyenleri tekfir eder ve bunların ebediyen cehennemde kalacaklarını öne sürerlerdi. Selefiye ise büyük günahtan dolayı kimseyi tekfir etmez, büyük günah işleyenlerin cezalarını çektikten sonra azaptan kurtulacaklarını söyler.

Akaidi ilgilendiren bu iki temel noktada Hariciler ile Selefiler farklı kelami görüş ve inançlara sahiptirler. İslam akaid ve kelam tartışmalarında merkezi konu teşkil eden “amel, imandan bir parça mıdır, değil midir” konusunu göz önüne aldığımızda, iki fırka arasındaki görüş ayrılığı küçümsenemez. Haricileri katı tutuma sevk eden sebep, eylemin inancın zorunlu bir tezahürü, onun ayrılmaz parçası olduğuna ilişkin inançlarıydı. Tabii ki bu mesele sadece Haricilerin ilgilendirmiyordu, modern zamanlarda da, mesela Marxistler de “teori-pratik ilişkisi” adı altında benzer bir sorunu tartıştılar. Mao konu üzerinde uzun uzadıya kafa yordu. Varsayıma göre eğer eylem, öğretinin veya düşüncenin zorunlu sonucuysa, yanlış eylem koyan kimsenin eylemini öğretisinden ayrı düşünmeyeceğimize göre, yanlış eylem yanlış veya batıl inanca işaret eder. Şu halde Haricilere göre büyük günah işleyen, kalbinde gizlediği inancı ortaya koyduğundan inancı batıldır ve ona en ağır ceza terettüb eder. Çoğu zaman ağır ceza da öldürme oluyordu. “Mü’min günah işlediğinde, kalbinde siyah bir leke olur. Tövbe eder, günahı terk eder ve istiğfar ederse, bu siyahlıktan kurtulur, günah artarsa siyahlık da artar...” (İbn Mâce, Zühd 29.) Kişi “günah işlediğinde imanın bir bulut gibi kalbinin üstüne çıktığını” düşünsek de, günah fiilinden sonra iman tekrar kalbe yerleşir. Böyle olunca biri, günah işledi diye tekfir edilemez; “kul hakkı” hariç diğer büyük-küçük günahlar nasuh tevbe ile silindiğine göre, günah işleyene dinden çıkmış muamelesi yapılamaz.

Hariciler ile modern Selefiler arasındaki belirgin “benzerlik” kendini “tekfir”de gösterir. Selefiler sahabeyi ve büyük günah işleyeni tekfir etmiyorlar ama Haricilerin hareket noktasını teşkil eden “Hüküm ancak Allah’ındır” (12/Yusuf, 40) ayetinden hareketle İslamî hükümlerle hükmetmeyenleri hangi sebep ve şartlarda olduklarına bakmaksızın kolayca tekfir ederler. Kendileri dini anlayışlarını mutlak doğru sayıp diğer gruplara Telefiler, Mürcie gibi isimler takarlar. İslam’ın tarihten getirdiği çok ağır sorunları vardır; bunlardan biri de “tekfir”dir. 


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.