1. YAZARLAR

  2. Zülfikar Furkan

  3. ŞEKİLCİLİKTEN ÖZE YÖNELİŞ (1)
Zülfikar Furkan

Zülfikar Furkan

Yazarın Tüm Yazıları >

ŞEKİLCİLİKTEN ÖZE YÖNELİŞ (1)

A+A-

Kur’ani  ifadeyle en mükemmel biçimde yaratılan (‘Biz insanı en güzel biçimde yarattık.’ 95/4) insanoğlu, dünya serüveni boyunca çok çeşitli dış faktörlerin tesirine maruz kalmaktadır. Her sistemin, düşüncenin, inancın ve felsefi akımın ele aldığı konuların başında insanın kişiliği ve eğitimi yer almıştır. Bilinmezliklerle donatılan, psikolojik, fizyolojik ve anatomik özellikleri ile mükemmelliğe ulaşabilen, diğer yandan kendisine bahşedilen bu özellikleri arkasına atınca da yeryüzündeki en aşağılık mahlûk durumuna düşebilen insanın eğitimi her dönemde büyük önem arz etmiştir.

İlk insanın yeryüzüne indirilmesinden itibaren eğitim denilen çok boyutlu sistematik terbiye aracı da devreye girmiştir. Kendisi ve çevresiyle barışık, okuyabilen,  düşünebilen, sorgulayabilen ve yeni yaratıcı bilgiler ve düşünceler üretebilen bir birey ortaya çıkmıştır. Zamanla bilgi karmaşası içerisinde yeni fikirler, dogmalar, ilkeler, prensipler ve ahlak ilkeleri türeyince; iyi ve kötü, doğru ve yanlış kavramları da iç içe geçip birbirlerinin yerini almıştır. Adaletin yerini zulüm, güzelin yerini çirkin, bilginin yerini cehalet ele geçirerek yeni  dünya  düzenleri kurulmuştur. Durum böyle olunca yeryüzü;  zorbaların hâkimiyet kurduğu, makyavelist fikirlerin meşrulaştığı, bireysel arzuların ön planda yer aldığı, cehennemi  bir görünüme bürünmüştür. Ahlak ilkeleri çiğnenmiş, evrensel  normlar bir kenara itilmiş, bunların yerini, pragmatist düşünce tarzları, oportünist yaşam şekilleri ve seküler dünya anlayışı almıştır. Bu aşamadan sonra artık gücün ve güçlülerin hakimiyet kurduğu, düzenbaz ve hilekarların el üstünde tutulduğu bir dünya sistemi orta çıkmıştır. Günümüze kadar bu şekilde sürdürülen bu acımasız, katı ve vahşi sistemin karşısında duracak alternatif adalet sisteminin devreye girmesi gerekmektedir.

Bireyin zihin dünyasına hitap eden, bedensel ihtiyaçlarının yanı sıra ruhsal dünyasının isteklerini karşılayan evrensel bir eğitim sistemi,  var olan sıkıntıları giderebilecek bir anlayışla insanın özgürlüğünü elde etmesine yardımcı olabilir…        

Bunun içinde mevcut anayasal düzen içerisinde oluşturulacak, fıtratla uyumlu ve vahiyle desteklenmiş zihinsel yapılandırıcı alternatif bir eğitim modeli desteklenmelidir…

Bir ülkenin eğitim sistemi; Ekonominin gereksinimlerini karşılamazsa, ve demokrasi ile uyumlu olmazsa,    o ülkenin kalkınmadığını ve insani gelişmişlik endeksinde çok alt sıralarda yer aldığını görürüz. Toplumlar kendi ihtiyaçlarına ve imkanlarına göre ve gelişen yeni durumlara göre eğitim programlarını belirler. Devletler (hükümetler) yetiştirmek istediği insan profilini belirleyerek o doğrultuda programlar hazırlar. Özellikle yaşadığımız coğrafyada şimdiye kadar denenen eğitim sistemleri istenilen başarıyı elde edememişlerdir. Bunun da tek sebebi, insanın tabiatına uygun olmayan eğitim modellerinin uygulanma anlayışından kaynaklanmaktadır.

Modern çağda; toplumsal sorumluluktan arındırılmış, bireysel yaşam anlayışını kabullenmiş ve kendisi dışındaki herkesi ve her şeyi kendi sülfi çıkarları için feda edebilecek bir insan profili ile karşı karşıyayız. Çağımızın insanlığa hediye(!) ettiği en büyük başarı da bu olsa gerek. Hayatı salt görünen bu alemle sınırlı tutan ve bu kısa zaman diliminde de yapabileceği her şeyi yapması gerektiğini düşünen bir insan nesliyle bir medeniyet inşa etmek mümkün değildir. Böyle bir insanlığın bize verdiği tek şey, gözyaşı, yoksulluk ve esaret olmuştur. Bu anlayışla hareket eden her toplumda mevcut eğitim modelleri var olan sıkıntıları daha da katmerleştirerek o ülkeye ve ülke halkına onulmaz acılar yaşatmaktadır. Kendi ekseni etrafında dönerek ilerleyemeyen gelişemeyen bir ülke konumuna düşülmektedir.

Alternatif eğitim sistemlerinin yaygınlaştırılarak insanlığa sunulması, insanın içinde bulunduğu bu karmaşayı sona erdirecektir. Kendisinin sahip olduğu her şeyi başkasının da sahip olması gerektiğini kabullenen, kardeşinin acısını kendi acısı gören, hayatı salt bu dünyayla sınırlı görmeyip, asıl hesabın bundan sonraki hayatta devreye gireceğini benimseyen bir bireyin insanlığa katacağı sonsuz yararı göz önünde bulundurmalıyız. Böyle bir bireyi yetiştirmek için izlenecek adımlar şöyle sıralanabilir.

 ¯   Eşlerin birbirlerine gösterdikleri yakınlık, muhabbet ve sevgi çocuğun iç dünyasında kalıcı etkiler bırakmaktadır. Aile içerisinde sorumluluk duygusunun sürekli hale gelmesi için gerekli eğitim modelinin teşviki,   evlilik yoluyla aile kurmanın yaygınlaştırılması ve gençlere bu amaç için yardımcı olunması,

2 - 

¯      ¯  Bireyi yetiştiren aile kurumunda,   özellikle annenin bilgi birikimi, merhameti, sevgisi ve örnek olma özelliğinin dikkatlice incelenmesi ve bu doğrultuda yaygın eğitime gereken önemin verilmesi,

¯        ¯  Kişiler arasında olması gereken yardımlaşma ve dayanışma ilkeleri paylaşımcı bir topluluğun oluşmasında belirleyicidir. Sosyal barışı gerçekleştirmek için farklı gruplar ve yapılar arasındaki ayrılıkları uygun zeminde ıslah etme, bu farklılıkları bir zenginlik ölçütü olarak algılamak,

¯       ¯   Empati duygusunu hayatın her alanına ve her bireyde benimsenmesini sağlanması,

¯      ¯   Kişiler arasında yaratılıştan gelen bireysel farklılıkları çoklu zeka kuramı çerçevesinde ele alıp, kişiyi ilgi duyduğu ve yeteneğinin olduğa alana yönlendirmek.

¯       ¯   Evrensel ahlak prensiplerini( sevgi, saygı, merhamet, başkasının malına ve ırzına göz dikmemek, güven vb.) toplumun her kesiminde kabul görmesini sağlayarak bu ilkelerin çiğnenmesinin engellenmesi,

¯       ¯   Sosyal adalet kuralları çerçevesinde kişilerin sahip olduğu mal ve hizmeti başkalarıyla paylaşmayı öğrenmeleri ve güçlünün zayıfın hakkını vermesinin sağlanması,

¯             ¯  Yüzeysel davranış ifadeleri yerine; öz saygı ve öz güveni yüksek, sabırlı, hoşgörülü, yardımsever, yeniliğe açık, bilgi, beceri, anlayış ve tutumları içerecek şekilde kazanımlar kullanarak, bilinçli ve inançlı bireyler ortaya çıkarabilmek…

   Yukarıda çok azını sıraladığım bu ve buna benzer ilkeler  çerçevesinde eğitime yeniden göz atılırsa mevcut sıkıntıların çoğunun ortadan kaldırılması mümkündür.  O halde; kişiye ve topluma ciddi anlamda bir şeyler sunmayan, tek kitap üzerinde program ve ürün temelli, öğretmen merkezli ve tek yönlü iletişim eksenli, davranışçı lineer mantıklı eğitim sisteminin derhal terk edilerek; yerine alternatif eğitim modelinin; bilim ve teknolojide, eğitim bilimlerinde ve öğretme öğrenme anlayışında değişmeleri öngören, eğitimde kaliteyi ve eşitliği arttıracak felsefi anlayışı, ekonomiye ve demokrasiye duyarlı bilinçli bilgi kuramının, bireysel ve ulusal değerlerin küresel değerler içinde geliştirilmesi, yerleştirilmesi  gerekir.   

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.