1. HABERLER

  2. MAARİF

  3. Sekerat (ölüm sarhoşluğu) Nedir?MAARİF
Sekerat (ölüm sarhoşluğu) Nedir?MAARİF

Sekerat (ölüm sarhoşluğu) Nedir?MAARİF

A+A-

 

 

İnsan, ömrü boyunca akıl ve irade özelliği itibariyle muhtelif davranışlarda bulunmak suretiyle kendisi için kişilik oluşturmaktadır. Gerçeklere iman ederek hakka tapan olmak veya tam tersine kendi nefsani arzu ve isteklerine teslim olup nefs-i emmare’ye itaat ederek hakkın karşısında durmak konusunda seçme ve irade yeteneğine sahiptir.

 

Dilek ve arzular, eğilimler ve esneklikler, sevgi ve düşmanlıklar, ruhsal durumlar, ameller, davranışlar ve düşünceler…

Tüm bunlar insanın hakiki kişiliğinden kaynaklanmaktadır. Öyle ki, aynı zamanda insanın kendisi bunların oluşmasının da asıl failidir. Bununla insan ölüm anında ve kendi ömrünün en son demlerinde geçen ömrünü hızlı bir değerlendirmeye tabi tutmakta, insanda özel bir durum oluşmakta ve böyle bir ortamda ölümün çekiciliği onu kapsamakta, bu çekiciliklerin tesiri altında normal durumlardan farklı çok özel bir durum haleti içine girmektedir.

Bu durumda insanın kendi çevresine ilgisi azalmakta, daha ziyade kendi iç eğilim ve isteklerinin tesiri altında kalmakta, ömrünü harcadığı eğilim, inançlar ve özellikler artık o anda bir şerit misali kendi gözü önünde hızla gelip geçmektedir. Bu durumda insanın kendi çevresine dikkat ve ilgisi azaldığı için de bazen ölümün etkisi nedeniyle kendinden geçmekte ve sarhoşluğa benzer bir durumla karşılaşmaktadır.

Başkaları tarafından müşahede edilen bu gaflet ve kendinden geçme durumu “Sekerat-ı Mevt” ölümün sarhoşluğu şeklinde tabir edilmektedir. Bu sarhoşluklar ise, ölüm meleğinin görülmesi, ölüm sonrası durumun belirsiz olması, amellerin nasıl olacağının bilinmesi ve onu nasıl bir kaderin beklediğinin bilinmemesinden veya insanın kendi ailesinden, yakınlarından, sevdiklerinden ayrılması, dünyayla ve aileyle alakasını keseceğinden kaynaklanıyor. Veyahut insanın bir âlemden kendisi için tamamen meçhul olan başka bir âleme göç etmesinin taşıdığı doğadan veya başka sebeplerden kaynaklanıyor.

Hz. Ali (ra) şöyle buyurmaktadır:

"Topladığı malları hatırlamaktadır. Onları elde etmek için gözlerini kapatmış, helâl ve haram olduğuna dikkat etmiş, bellisini de, belirsizini de kabullenmiştir. Topladığı her şeyin doğurduğu neticeler ona bağlanmıştır (artık onunla birliktedir). Onlardan ayrılmak üzere olduğunu görür. Topladıkları, nimetlenecekleri ve keyiflenecekleri şeyler geridekilere kalır; lezzet ve rahatlığı başkasına kalmış, vebal ve yükü ise sırtında kalmış, onun rehini olmuştur. (Onlar yiyip içecek, bu zavallı ise onların hesabını verecektir.)" (Nehc’ul Belağa – 109. Hutbe)

Hz. Ali’nin (ra) bu sözünden de anlaşıldığı üzere ölüm neticesinde insanın her şeyi fani görmesi, kaybettiklerinden ötürü taşıdığı derin hasretten ötürüdür ve bu durum dünyaya bağlılığın şiddetine göre azalıp çoğalabilir. Nitekim Kur’anı Kerim’de Kaf suresinin 19. Ayetinde şöyle buyruluyor:

وَجَاءتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّ ذَلِكَ مَا كُنتَ مِنْهُ تَحِيدُ

“Ölüm sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona, ‘İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir’ denir.

Veya Kur’an-ı Kerim, kıyamet sarsıntısının çetinlik ve şiddetini yine sarhoşluk olarak tabir etmekte ve Hacc suresinin birinci ve ikinci ayetlerinde şöyle buyurmaktadır:

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْۚ اِنَّ زَلْزَلَةَ السَّاعَةِ شَيْءٌ عَظ۪يمٌ﴿١﴾ يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّٓا اَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى النَّاسَ سُكَارٰى وَمَا هُمْ بِسُكَارٰى وَلٰكِنَّ عَذَابَ اللّٰهِ شَد۪يدٌ﴿٢﴾

“Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Çünkü kıyamet sarsıntısı çok büyük bir şeydir. Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutacak, her gebe kadın karnındaki çocuğu düşürecektir. Ve insanları sarhoş olmadıkları halde sarhoş gibi göreceksin; çünkü Allah’ın azabı (kıyametin dehşeti) çok çetindir”

Aslında bu çetinlikler, aydın bir geleceğe sahip olan, dünyaya bağımlı olmayan iyi insanlar için de geçerli olacaktır. Nitekim Yüce Resulullah (sav)’le ilgili gelen rivayetlere göre o Hazret ömrünün son anlarında elini su kabına sokarak ıslatmakta ve ıslak elini yüzüne çekmekte ve şöyle buyurmaktaydı:

«اِنَّ لِلْمَوْتِ سَكَراتٌ»

“Doğrusu ölüm için çetinlikler var.” (Tefsiri Ruh’ul Beyan c.9 s. 11)

Veya Hz. Ali Nehc’ul Belaga’nın 221. Hutbesinde şöyle buyuruyor:

وَ إِنَّ لِلْمَوْتِ لَغَمَرَاتٍ هِيَ أَفْظَعُ مِنْ أَنْ تُسْتَغْرَقَ بِصِفَةٍ أَوْ تَعْتَدِلَ عَلَى عُقُولِ أَهْلِ الدُّنْيَا

“Doğrusu ölüm için tanımlanamayacak şekilde veya dünya halkının idrak ve aklıyla ölçülemeyecek bir takım çetinlikler bulunmaktadır.”

Yine Hz. Ali, Nehc’ul Belaga’nın 190. Hutbesinin bir bölümünde şöyle buyurmuştur:

وَ بَادِرُوا الْمَوْتَ وَ غَمَرَاتِهِ وَ امْهَدُوا لَهُ قَبْلَ حُلُولِهِ وَ أَعِدُّوا لَهُ قَبْلَ نُزُولِهِ

“Ölüm gelip çatmadan önce kendinizi ölüme ve onun zorluklarına hazırlayınız. Ölüm sizi kuşatmadan önce onunla karşı karşıya gelmek için gerekli hazırlıkları yerine getiriniz.”

Bu hutbede şiddet ve zorluklar tarafından kuşatılmışlık anlamında olan “غَمَرَاتِهِ Gamarat” sözcüğü Kur’anı Kerim’de de zikredilmiştir. Nitekim Enam suresinin 93. Ayetinde Allah Tala şöyle buyuruyor:

وَلَوْ تَرَى إِذِ الظَّالِمُونَ فِي غَمَرَاتِ الْمَوْتِ وَالْمَلآئِكَةُ بَاسِطُواْ أَيْدِيهِمْ أَخْرِجُواْ أَنفُسَكُمُ الْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ الْهُونِ بِمَا كُنتُمْ تَقُولُونَ عَلَى اللّهِ غَيْرَ الْحَقِّ وَكُنتُمْ عَنْ آيَاتِهِ تَسْتَكْبِرُونَ

“Zalimlerin şiddetli ölüm sancıları içinde çırpındığı; meleklerin, ellerini uzatmış, “Haydi canlarınızı kurtarın! Allah’a karşı doğru olmayanı söylediğiniz ve O’nun âyetlerinden kibirlenerek yüz çevirdiğiniz için bugün aşağılayıcı azap ile cezalandırılacaksınız” diyecekleri zaman hâllerini bir görsen!”

Her haliyle ölüm insanın karşısında var olan çok çetin ve korkunç bir aşamadır ve daha önce de açıklandığı üzere hayvanların bu konuda her hangi bir idraki bulunmuyor.

Nitekim bir hadiste de ölümün çok çetin olduğu ve hayvanların bu konuda şuur sahibi olmadıklarına değinilmiştir.

لو تعلم البهائم من الموت ما يعلم ابن آدم ؛ ما أكلتم منها سمينا

“Eğer dört ayaklı hayvanlar ölüm hakkında sizin bildiklerinizi bilselerdi kesinlikle onlardan semiz bir et yiyemezdiniz.” (Yani eğer ölümün ne kadar çetin olduğunu bilselerdi üzüntüden her zaman zayıf kalır ve kesinlikle semiz olmazlardı)

♦  Ufkumuz maarif grubu tarafından tedvin edilmiştir.

 

 

                      

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.