Mücahit Bilici

Mücahit Bilici

Yazarın Tüm Yazıları >

Şehir nedir

A+A-

Soma’daki maden faciası vesilesiyle şöyle bir yazı yazmaya niyet etmiştim: Spine Towernasıl yükseldi? Yerin altını yırtan maden ile yerin üstünde yükselen gökdelen arasında kaybolan gerçekliğe dair şeyler yazacaktım. O aralar kısmet olmadı. Bugünkü yazı biraz felsefi bir deneme oldu, şehre dair.

 

Yer, insanın emeğiyle kabuk bağlar, dünya olur. Yahut dünya insan ile âlem olur. Mezra işlenmekle şehir olur. Beşer kültürle insan olur. Yerin üstüne çıkılan her kat, yerin altından çıkarılan bir hattır. Medeniyetin mekânsal imlası olan şehir, kendi dışındaki geniş bir kır yelpazesinin kaynakları ile ayakta durur. Geceleri parlayan ışıkları, uzağındaki nehirlerin ve ocakların emeğiyledir. Hakeza şehrin sofralarına gelen nimetlerin ekserisi de öyle.

 

Şehir şükrü eda edilmek üzere kaynakların devredildiği, emanetlerin iletildiği bir santral, bir galeri gibidir.Hesabın kitabın yapıldığı yer, emtianın, eşyanın değerinin sembolik bir varlık olan para suretinde hazmedilip yoğrulduğu yerdir şehir. Şehir ticaret ve pazar yeridir ayrıca. Beka garantisinin gölgesini temsil eden banka, Kirâmen Kâtibîn gibidir. Şehir aslında bir şükür yeridir. Fakat in’am edeni, nimeti vereni unuttuğu için gafildir. Şehirde binalar yükseldikçe yerle irtibat kesilir. Doğa’dan bir nebze kopuşla mümkün olan şehir, aslındadoğa’dan tamamen kopmanın mümkün olduğu yegâne yerdir.

 

Doğasından ibaret olan’ın özgürlüğü doğallığı yani doğada kalmaklığıdır. Ama doğası sabitlenmemiş olan ise özgürlüğe mahkûmdur, onu bulmalı, inşa etmelidir. Doğa’yla temas ölümlülük ve fena demektir. Çürüme doğal olan her şeyde vardır. Fakat şehir bir nevi beka yeridir. Ebedi bir hayatın kazanıldığı yerdir şehir. Onun için şehirde kurumlar kalıcı, insanlar geçicidir. Protestan etik, şehrin ihlâsı, ubudiyetteki takvasıdır. Şehirde insan hakikate sahip olmaz, şehrin hakikati insana sahip olur. Onun için şehirde insan istihdambulur. İşsizlik ve dinsizlik şehirde türeyen hastalıklardır.

 

Şehrin etrafı doğa, içi ise kültürdür. Şehrin dışı hayvan içi ise insandır. Şehre varıncaya kadar varlık fıtrat üzeredir, şehirde ise medeniyet başlar. Şehre vardıkça, yiyeceklerinpişirilme ve işlenme oranı artar. Pürüzsüz bir devamlılıkla çevrili olan şehir, kendi içindesöz’le parça parçadır. Dışarıda başını kaldıramayan akıntı, şehrin içinde, tabela ve geçişleriyle kanal kanal yol olur. Trafik ayetleri ve yol ihtiyacı şehre ait sorunlardır. Ulaşım ve yolunu bulmak herkesin sorumluluğudur. Şehirde insan hürdür, kendi sorusunu üstlenir. Şehirdehayır ve şer eşit mesafededir. Şehrin çevresi şiiri yaşarken, şehrin içi şiirini yazmak zorundadır. Kır, içinden geçilirken, şehir, varılıp durulan yerdir.

 

Şehir, zaruretin inzibat altına alınıp özgürlüğe girilen yerdir. Şehirde etik çoğuldur ve birbirinin aynasında yansır. Buna stil denir. Bir tek şehirde aynaya bakmak ve kendine bakmak vardır. Şehrin dışında bakan baktığını bilmez. Sadece bakar. Bakım şehre mahsusbir faaliyettir. Şehirde bakan bakmaya bile bakabilir. Şehirde görme, görünme ile taçlanmıştır.

 

Şehir soru ve cevabın birbirlerinden uzaklaşmalarıyla açılmış bir gurbet mekânıdır. Şehirkarşılaşma yeridir. Şehirde tüm akıntılar, tüm olmalar birleşir. Doğal olanın parçalarının yekdiğerinden geri çekilmesi ile açılan bu meydanda konuşma vardır. Konuşmayı mümkün kılan mesafe ve açıklıktır şehir. Şöhret ancak şehirde mümkündür. Şehir odur ki onda iradenin fiilleri iştihar bulabilir. Doğanın itaati sözsüz olduğu için aynı zamanda yankısızdır. İnsanın eylemleri ise sözsüz olduğunda bile yankılanır. Şehir konuşmanın, iştiharın vasatıdır. Hakkı verilen bir ölümle, ölümsüzlüğün kazanıldığı yerdir şehir.

 

mucahitbilici@gmail.com

Twitter: @mucahitbilici


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.