1. YAZARLAR

  2. Etyen Mahçupyan

  3. Şeffaflaşma
Etyen Mahçupyan

Etyen Mahçupyan

Akşam Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Şeffaflaşma

A+A-

Bir zamanlar her şeyin buharlaştığı söylenirdi. Galiba söylemin kendisi de buharlaştı ve bir süre sonra gerçekliğe yabancılaştı.

Siyasetten en çok anladıklarını sananlar siyasetin dışında kaldılar. Şimdi de her şey şeffaflaşıyor.  Ama bu şeffaflaşma hayatın gerçekliğini anlamaya hizmet eden türden değil. Zihnimizde hayatın gerçekliğini kategorize etmeye hizmet eden türden… Dolayısıyla bu şeffaflaşma sonunda olan biteni daha fazla biliyor değiliz. Ancak olan biteni gerçekten de anladığımıza dair kendimizce sağlam bir kanaate sahibiz. Diğer bir deyişle şeffaflaşma aslında gerçekliğin üzerini örtüyor ve bir yüzeyselleşme yaratıyor. Böylece gerçek özneler neredeyse birer çizgi roman kahramanına dönüşüyor.

Şeffaflaşmanın bir ‘örtü’ haline gelmesinin nedeni içinde olduğumuz gerilimin taraflarını sadece birbirlerine karşı olan tutumları içinden okumamızdır. Ama kimsenin de gözlemcileri suçlayacak hali yok. Eğer meselenin tarafları kendilerini bir çatışmanın içinden tanımlanmaya müsait kılıyorlarsa, izleyicilerin kolay yolu izlemesinden daha doğal bir durum olamaz. Son birkaç hafta içinde dershane krizi ile yola çıkıp, sosyal medyada düzey yitirerek yolsuzluk tutuklamalarına geldik. Bu arada Balbay’ın kullandığı imkanın yargı kararıyla tutuklu BDP’li milletvekillerine kullandırılmaması olayı da var ve muhtemelen kritik bir öneme sahip olacak.

Türkiye tablosunda ise aktörler açısından halen bir değişiklik yok. Karar oluşturarak kamusal alanı etkileme gücüne sahip olan halen dört aktör var: AKP, PKK, Ergenekon ve Hizmet Hareketi. Gerilimler de, kavgalar da, koalisyonlar ve uzlaşmalar da bunlar arasında olacak. On yıl önce bu dörtlü, büyük bir rejim değişikliğini haber veren reform sürecine uygun olarak ikiye ayrılmıştı. Bir yanda İslami duyarlılık sahibi iktidarı devirmeyi hedefleyen Ergenekon ile hükümetin devrileceğine, pazarlığın askerle olacağına inanan ve devletin taleplerine uygun davranan Öcalan’ın PKK’sı vardı. Diğer tarafta ise Osmanlı geleneğinin iki büyük toplumsal siyaset geleneğinin zamanımızdaki taşıyıcıları AKP ile Hizmet Hareketi bulunmaktaydı. Şaşırtıcı bir maharetle, tarihsel açıdan çok kısa bir süre içinde muazzam bir geçiş yaşandı. Silah ve zor kullanmadan, toplumun oylarına ve hukukun meşruiyetine yaslanılarak vesayet sistemine son verildi ve devleti dönüştürerek yenilemeyi hedefleyen bir sürecin önü açıldı. Bu geçiş sürecinde yaşanacak olan, devletin kemikleşmiş zihniyetinden, ideolojisinden ve davranış kalıplarından kurtularak demokratik bir cumhuriyete doğru adım atılmasıydı. Bu ise son kertede bir personel dönüşümünü, yeni bir bürokrasiyi yeni insanlarla oluşturmayı ifade ediyordu.

Ne yazık ki İslami kesimin devlete ilişkin hafızası ve tecrübe birikimi uzun süreli bir boşluk döneminin ardından yüzeye çıkmaktaydı ve hazmedilmemiş bir güç devşirilmesi ile birlikte yaşandı. Gücü elde etmenin kolaylığı, onunla ilgili olarak taşınması gereken sorumluluk hissini hızla arka plana itti. Gücün getirdiği imkanlar bazılarının gözlerini öylesine kamaştırdı ki, kendi yükümlülüklerinin gereği olan tevazuyu kolayca unutuverdiler. Böylece AKP ile Hizmet Hareketi arasındaki doğal ve rasyonel uyum bozuldu. Biz bugün ‘şeffaflaşma’ olarak bu ayrışmayı görüyor ve tarafları söz konusu gerilimin içinden okuyup tanımlıyoruz. Bu ne AKP’nin ne de Hizmet Hareketi’nin karmaşık ve zengin dokusunu anlamaya hizmet eden bir şeffaflaşma… Aksine her ikisini de birer güç nesnesine indirgeyen, her ikisinin de ahlaki bir bakışla ilişkisini keserek ‘nesnelleştiren’ bir şeffaflaşma. AKP’nin sivil topluma gölge eden her niyet beyanının, buna karşılık Hizmet Hareketi’nin siyasal alana nüfuz etme niyeti atfedilen her adımının üzerine hevesle atlayan, buradan yorum ve analiz çıkaran bir şeffaflaşma.

Taraflar bu adımları bilerek ve isteyerek atıyorlarsa bize normatif açıdan fazla söz düşmüyor. Ama ortada bir gerçek var: Türkiye’de siyaset hâlâ o dört aktörün çizdiği bir çerçevede gerçekleşiyor. Soru yeni koalisyonların nerede aranacağı, kimler arasında olacağı… Acaba CHP hükümetin karşısında oluşacak muhtemel bir yeni koalisyonun katalizörü olabilir mi? Bir tarafta Sarıgül’le siyasi oportünizme saha açarken, diğer yanda sağdan gelecek adaylar sayesinde ‘öteki’ tarafa da nüfuz edebilir mi? Böyle bir geniş meşrepli ‘açılım’ sayesinde örneğin Hizmet Hareketi’ni yanına çekebilir mi?

Seçimlere dek yaşanacak her şey yüzeysel algıları daha da pekiştirecek ve yapay şeffaflığın kolaycılığına kapılacağız. Kim bilir, belki bu arada bazı şeylerin de gerçekten buharlaştığına tanık olacağız.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.