1. HABERLER

  2. KİTAP TANITIMI

  3. Sediyani’den 2 ciltlik eser: “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı”
Sediyani’den 2 ciltlik eser: “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı”

Sediyani’den 2 ciltlik eser: “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı”

Kürtler ve Kürt tarihiyle ilgili çalışmalarıyla bilinen gazeteci – yazar İbrahim Sediyani’nin 2 ciltlik “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı” adlı araştırma kitabı, Şura Yayınları’ndan çıktı.

A+A-

 Kürtler ve Kürt tarihiyle ilgili çalışmalarıyla bilinen gazeteci – yazar İbrahim Sediyani’nin 2 ciltlik “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı” adlı araştırma kitabı, Şura Yayınları’ndan çıktı. Yazarın 2 yıllık bir emek sonucu tamamladığı ve 2 cilt halinde yayınlanan bu geniş kapsamlı eser, 748 sayfa hacminde.

     1925 tarihinde gerçekleşen Şeyh Said Kıyamı’nı bütün yönleri ve boyutlarıyla ele alan ve kıyamı öncesi / gelişimi / sonrası ile tarihsel bir okumaya tabi tutan eser, toplam 10 bölümden oluşuyor. Yüzlerce kaynak, bilgi ve belge taranarak, titiz ve bilimsel bir çalışma sonucu kaleme alınmış olan kitap, Şeyh Said ve Kıyamı’na ışık tutacak, yıllardır yapılan pekçok tartışma ve spekülasyona son verecek nitelikte. Görselliğin de ihmal edilmediği kitapta, Şeyh Said ve Kıyamı’na ait onlarca fotoğrafa da yer verilmiş.

     Şura Yayınları’nın okuyuculara kazandırdığı ve Aryan Basım ve Matbaacılık’ın bastığı kitabın mizanpaj ve kapağı grafiker Ali Soylu tarafından yapıldı. Kitabın ISBN numarası, 9 786056 306235.

     Bundan bir ay önce babasını kaybeden yazar Sediyani, kitabını henüz baskı aşamasındayken Hakk’ın râhmetine kavuşan babasına adamış. Kitabın baş sayfalarında şöyle bir ithaf notu bulunuyor: “Bu kitabımı, tam da yayın aşamasındayken, 21 Eylül 2014 günü Allâh’ın râhmetine kavuşan sevgili babam Hacı Resul İpek Sediyani’ye ithâf ediyorum. Bir evlâdı olarak, bize yaptıkları ve bıraktığı tertemiz manevî miras önünde saygıyla eğilerek. – İbrahim Sediyani.”

     Çeyrek asır gibi uzun bir süredir çeşitli dergi, gazete ve web sitelerinde Şeyh Said ve Kıyamı üzerine araştırmalar / makaleler kaleme alan ve hem Türkiye’deki İslamî camia hem de Kürt camiası tarafından “Şeyh Said Uzmanı” kabul edilen gazeteci İbrahim Sediyani, son olarak Haziran 2013’te Diyarbakır ve Elazığ’da “Şeyh Said ve Kıyamı” üzerine konferanslar vermişti.

     Kitabın kapağı da oldukça ilgi çekici ve hem ön yüzünde hem arka yüzünde, Şeyh Said Kıyamı’nda dalgalandırılan ve “başkent” ve “hilafet merkezi” seçilen Dara Hênê (bugünkü Bingöl’ün Genç ilçesi) ele geçirilip burada 2 ay yaşayacak olan Kürt Hükûmeti kurulduktan sonra Dara Hênê Vilayet Binası’na asılan Kürdistan İslam Devleti’nin bayrağı resmedilmiş. Kitapta sözkonusu Hilâl’li Kürdistan bayrağının tarihsel kökenleri hakkında bilgi de bulunuyor.

     Kitapta anlatıldığına göre, Şeyh Said Kıyamı esnasında başkenti Dara Hênê olan bir Kürdistan İslam Devleti kurulmuştu. Bu devletin bayrağı, anayasası, hükûmet şûrası, meclisi, herşeyi vardı. 1925’te kurulan bu Kürt devleti, sadece iki ay bile olsa yaşamıştı. Şeyh Said ve Kıyamı’nı anlatan hemen tüm kitaplarda, bu tarihî gerçek dikkatsizlik sonucu ıskalanmaktadır. “Şeyh Said başarıya ulaşsaydı nasıl bir devlet kurulacaktı?” tartışmasının abes olduğunu belirten İbrahim Sediyani, bu devletin zaten kıyam esnasında kurulduğunu, kıyamın mahiyetini ve gayesini anlamak için sadece o devletin yapısına bakmanın yeterli olduğunu söylemektedir. Şeyh Said öncülüğünde 1925 yılında kuzeyde kurulan Kürdistan İslam Devleti’nin bayrağı olan bu aynı bayrak, Şeyh Mahmud Berzencî öncülüğünde güneyde kurulan ve 1921 – 1924 arasında 3 yıl yaşayan Kürdistan Krallığı’nın bayrağı idi aynı zamanda. Her iki Kürt devleti de aynı bayrağı kullanmıştır. Aynı bayrak, onlardan da önce, Osmanlı İmparatorluğu egemenliği altında tam 408 yıl boyunca özgür Kürdistan Eyaleti bayrağı olarak dalgalanmıştır. Yine 1879 tarihinde ayaklanan ve tarihte “Bağımsız Kürdistan” hedefini ilk telaffuz eden kişi olan Şeyh Ubeydullah Nehrî’nin dalgalandırdığı bayrak da yine bu bayrak idi. Bu Hilâl’li bayrağın bütün Kürtler tarafından Kürdistan bayrağı olarak kabul edilip dalgalandırılması, birkaç yıla değil, yaklaşık 700 yıllık uzun bir tarihe tekabül etmektedir. Fakat bu apaçık tarihî gerçek, laik – seküler kesimler tarafından bilinçli bir biçimde Müslüman Kürt halkından gizlenmektedir. Halbuki, bayraklarda “Hilâl” sembolünü kullanmayı, İslam tarihinde ilk başlatan kavim Kürtler’dir ve bu uygulama Selahaddîn Eyyubî ile başlamıştır. İsmi de “Kürt Hilâli”dir. Günümüzde dahi Asya ve Afrika’daki onlarca Müslüman ülke ve kavim, bayraklarında “Kürt Hilâli” taşımaktadır. Bunlardan biri de bizzat Türkiye Cumhuriyeti devletidir. Kürtler tarafından üretilen ve ismi de “Kürt Hilâli” olan bir sembolün, laik ve seküler kesimlerin marifetiyle Kürt kamuoyunun zihninde “düşman sembolü” olarak yer edilmiş olması, tarih bilimi ve tarihî hakikatler açısından hem trajikomik hem de utanç verici bir durumdur. Öz be öz “Kürt malı” olan ve ismi de “Kürt Hilâli” olan bir sembolü “düşman” olarak görüp, beri yandan, Kürtler’le uzaktan yakından hiçbir ilgisi olmayan Sovyet ve Komünizm sembollerini “Kürt sembolleri” zanneden garip bir Kürt kitlesi oluştu, kemalist Türk Solu’nun fikriyatından beslenen seküler kesimler marifetiyle.

     “Adını Arayan Coğrafya” (2009; Özedönüş Yayınları) adlı araştırma kitabı, “Gülistan” (2012; Ekin Yayınları) adlı şiir kitabı ve “Guldexwîn” (2013; Weşanên Dîwan) adlı çocuk kitabı bulunan İbrahim Sediyani’nin, “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı”, dördüncü kitabı olarak sevenleriyle buluşuyor.

     Önemli bir boşluğu dolduracağına ve tarihe ışık tutacağına inandığımız bu eseri bize kazandıran Şura Yayınları’nı ve yazarımız İbrahim Sediyani’yi tebrik ediyoruz.

     Kitap hakkında daha açıklayıcı bilgi vermesi açısından, kitabın başında bulunan “Yayınevinin Önsözü” ve “Yazarın Önsözü” kısımlarını sizlerle paylaşıyoruz. En sonda ise “İbrahim Sediyani Biyografisi”ni veriyoruz.

     İLETİŞİM BİLGİLERİ:

     Şura Yayınları

     Aryan Basım Tanıtım ve Matbaa Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.

     Yüzyıl Mahallesi Mas – Sit Matbaacılar Sitesi 5. Cadde No: 57

     34550 Bağcılar / İstanbul

     Tel: (0212) 544 99 06 Fax: (0212) 432 06 22

     www.aryanbasim.com.tr

     ISBN: 9 786056 306235

1-047.jpg

* * *

 

YAYINEVİNİN ÖNSÖZÜ

     Yaşadığımız ülkede son yüz yılın en önemli dînî / etnik / siyasî hadiselerinden biri olan 1925 Şeyh Said Kıyamı üzerine bugüne dek Türkiye’de yüzlerce kitap, binlerce makale kaleme alındı. Ancak bunların önemli bir kısmı kayda değer bilgiler içerse de hemen tamamında mutlaka bir eksiklik hissedildi, kimi noktalar muğlak bırakıldı. Hepsini üstüste koymak da bize bütüncül bir resim kazandırmıyordu.

     Elinizdeki kitap, bu yönüyle bir İLK. “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı” adlı bu iki ciltlik çalışma, 1925 Hadisesi hakkında bütüncül bir okuma yapmamızı sağladığı için, tarih ve bilim alanında müstesna bir yer edinecek özelliğe sahip. Kitap, kıyamı hem dîni, siyasî, etnik, sosyal, ekonomik, kültürel tüm yönleriyle ele alıyor, hem de öncesi / gelişimi / sonrasıyla uzun soluklu bir tarihsel yolculuğa çıkarıyor.

     2 ciltlik bu eser, toplam 10 bölümden oluşuyor. Birinci bölümde, 1514 Çaldıran Savaşı’ndan 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması’na dek okuyucuyu bir “zaman tüneli”nden geçiriyor ve bu şekil bir yöntem izleyerek okuyucuyu “ân”a (1925’e) bellek olarak hazır hale getiriyor. Bu bölüm ayrıca, Şeyh Said’in şeceresi, dedeleri, babası ve kardeşleri hakkında detaylı, doyurucu ve bir o kadar da ilginç bilgiler bulacağınız bir muhtevaya sahip.

     Kitabın “20. Yüzyıl Başında Kürtler” adlı ikinci bölümü, doğrusunu söylemek gerekirse, başlıbaşına bir kitap olarak yayınlanabilecek özellikte. Yani, “kitap içinde kitap”. Onlarca kaynak, yüzlerce bilgi ve belge taranarak adeta “kılı kırk yararak” kaleme alınan bu bölümde, 1. Dünya Savaşı öncesi ve Cumhuriyet öncesi kurulmuş olan bütün Kürt cemiyetlerini, 20. asrın ilk yarısında yayınlanmış tüm Kürt gazete ve dergilerini bulacak, 1. Dünya Savaşı’nda ve Kurtuluş Savaşı’nda Kürtler’in konumu ve rolünü hiçbir soru işaretine mahal bırakmayacak yeterlilikte takip edebileceksiniz.

     Kitabın “Şeyh Said ve Kıyam Hazırlıkları” adlı üçüncü bölümü, adından anlaşılacağı üzere, Şeyh Said’in kıyam öncesi hazırlıklarını kapsıyor. Aktarılan bilgiler, ayrıca kıyamın mahiyeti ve amacını anlamamıza da yardımcı oluyor. Bu bölümde ayrıca Cumhuriyet’in kuruluşu, kuruluş felsefesi ve Lozan Antlaşması da ciddî bir biçimde etüd edilmiş.

     Kitabın “Şeyh Said Kıyamı” adlı dördüncü bölümünde tamamen kıyamın seyri var. Bu bölüm, kıyamın patlak verdiği 13 Şubat günü başlıyor, Şeyh Said ve arkadaşlarının yakalandığı 15 Nisan günü bitiyor.

     “İran’a Hicret ve İran Kürdistanı’nda Yaşananlar” adlı beşinci bölüm, kitabın “farklı bir coğrafyayı işleyen” tek bölümüdür. Kıyam bastırıldıktan sonra İran’a hicret eden mücahid kafilesinin İran’da neler yaşadıkları, başlarına neler geldikleri, eksiksiz ve heyecan verici bir biçimde anlatılmış. Bu bölümde ayrıca, Türkiye’de hakkında fazla bilgi sahibi olunmayan Rojhılat (İran Kürdistanı, Doğu Kürdistan) hakkında okuyucuya doyurucu ve kapsamlı bilgiler sunuluyor.

     “Şeyh Said Esir İken Rehbersiz Süren Kıyam” adlı altıncı bölüm, Şeyh Said hapishanedeyken dışarıda yaşananları anlatıyor. Bu bölümde daha çok, Şeyh Şemseddîn’in Silvan’daki direnişini bulacaksınız.

     “Şeyh Said’in Yargılanması ve İdamlar” adlı yedinci bölüm, Şeyh Said ve diğer kıyam rehberlerinin mâhkemedeki savunmalarından oluşuyor. Bu bölüm, toplu idamların gerçekleştiği 28 Haziran gecesinin sabahı olan 29 Haziran günü son buluyor.

     “Şeyh Said Kıyamı’nın Niteliği: İthamlar ve Gerçekler” adlı sekizinci bölüm, kitabın en önemli bölümlerinden biri. Başta devletin ve resmî görüşün kendisi olmak üzere farklı çevrelerden Şeyh Said ve Kıyamı’na yönelik tüm itham, karalama, iftira ve spekülasyonlara Sediyani bu bölümde cevap veriyor. Gerçekleri ise, belge ve kanıtlarıyla gözler önüne seriyor. Sediyani bu bölümde üç konuyu masaya yatırıp irdeliyor: “Kıyamın Amacı: İslam Devleti mi, Kürdistan Devleti mi, Kürdistan İslam Devleti mi?”, “‘İngiliz Parmağı’ İftirası ve Gerçekler” ve “Bediuzzaman Said-i Nursî’nin Kıyama Karşı Çıktığı İddiâları ve Gerçekler”.

     “Şeyh Said Kıyamı’nın Canlı Tanıkları” adlı dokuzuncu bölümde, kıyamı bizzat yaşayan ve halen hayatta olan yaşlı insanlar konuşuyorlar. Kıyam esnasında yaşananları, neler yaşadıklarını anlatıyorlar. Devletin yaptığı zulümleri, o zulümleri bizzat yaşayan insanlardan dinleyeceğiniz bu bölümü, gözyaşlarına boğularak okuyacaksınız. Canlı tanıkların tüyler ürperten açıklamalarını dinlerken, ağlamamak mümkün değil.

     “Kıyam Sonrası: 1925 – 27 Arasında Yaşanan Devlet Terörü” adlı son bölüm, kıyam sonrasını anlatıyor. Kıyam bastırıldıktan sonra bir yıl boyunca devam eden idamlar, Şark Islahat Planı, yer isimlerinin değiştirilmesi, kıyamın bilançosu,1927 yılına dek kemalist rejimin Kürdistan’da işlediği tüm katliamlar, bu bölümde. Hem de köy köy, hane hane, aile aile. 1925 – 27 arasında katliama uğrayan bütün köyler, köylerin nüfûsu, hangi köyde kaç kişinin öldürüldüğü, hepsi bu bölümde.

     Şura Yayınları olarak, böylesine akademik, titiz ve ciddi bir eseri sizlere takdim etmekten manevî bir kıvanç duyuyoruz.

Şura Yayınları

2-047.jpg

* * *

 

YAZARIN ÖNSÖZÜ

     Yaşadığımız topraklarda 1925 yılında gerçekleşen Şeyh Said Kıyamı hadisesini bütün yönleri ve boyutlarıyla inceleyip kaleme aldığımız bu kitap, iki yıllık bir çalışmanın neticesinde tamamlandı.

     Bu konu, 22 yıllık yazı hayatımda en çok kaleme alıp hakkında en fazla yazı / makale yazdığım konudur ve mesaî harcadığım konular arasında ilk sırada gelir. Şeyh Said ve Kıyamı hakkında 1992 yılından başlayarak periyodik olarak çeşitli dergi, gazete ve sitelerde 22 yıldır yazılar / makaleler ve araştırmalar kaleme alıyordum ancak derli toplu bir kitap çalışması, bu zamana nasip oldu. Dolayısıyla elinizdeki kitabı salt iki yıllık disiplinli bir çalışmanın değil, aynı zamanda 22 yıllık bir birikimin meyvesi olarak da görmenizi temenni etmekteyim.

     Şeyh Said ve Kıyamı hakkında bugüne dek Türkiye’de 250, İran’da 15 çalışma yayınlanmıştır. Başta Ortadoğu ve Avrupa ülkeleri olmak üzere, diğer coğrafyalarda da ortaya konmuş çalışmalar bulunmaktadır. Lakin bunların çoğu tatmin edici bilgiler içermemektedir. Bunlar haricinde, Şeyh Said ve Kıyamı ile ilgili Türkiye’de birçok kişinin elinde belgeler olduğu gibi başka ülkelerde de birçok belge mevcuttur. Bunlara ilaveten Fransa, İngiltere ve Rusya’da Şeyh Said’in mâhkeme videoları bulunuyor. Bunun da haricinde, Suudî Arabistan’da da kıyam öncesini ilgilendiren bazı bilgi ve belgeler mevcut. Bütün bunlardan ayrı olarak, Şeyh Said’in bir oğlu, torunları ve akrabaları da henüz hayattadır. Ayrıca 1925 Kıyamı’nı yaşayan ve hâlâ hayatta olan canlı şahîdler de vardır.

     1925 Şeyh Said Kıyamı, hem Cumhuriyet tarihinin en önemli olayı, hem Kürt tarihinin en önemli olaylarından biri, hem de İslam tarihinin çok önemli olaylarından biridir.

     Böyle olduğu için, bu derece önemli bir tarihî hadiseyi “yanlış” veya “maksatlı” değerlendirmek, “özünden saptırmak” nasıl büyük bir suç ve vebâl ise, aynı şekilde “eksik” değerlendirmek de aynı derecede yanlıştır.

     Bazı tarihî olaylar vardır ki, onu “eksik” değerlendirmek, “yanlış” değerlendirmek ile eşdeğerdedir. İşte 1925 Şeyh Said Kıyamı da böyle bir hadisedir.

     Biz bu kitapta, kıyamı bütün yönleri ve boyutlarıyla ele almaya çalıştık ve mümkün mertebe hiçbir boyutunu eksik bırakmamaya özellikle dikkat ettik. Çünkü 1925 Kıyamı, dînî, millî, siyasî, sosyal, ekonomik ve kültürel boyutlarıyla bir bütün olduğu için bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmeyi hak ediyordu.

     Bir diğer husus da şudur ki, 1925’i anlamaya ve değerlendirmeye çalışırken, bunu 2014’ün şartları ve mantığıyla yapmak sakat ve hatalı bir yöntemdir. Çünkü arada 89 yıl vardır. Eğer bizler, 1925 ile 2014 arasındaki o upuzun 88 yıllık bir dönemi tamamen es geçer, sanki 1925 yılından hemen sonra 2014 yılı geliyormuş gibi bu azîz kıyamı tamamen şimdiki 2014 şartları ve mantığıyla anlamaya ve yorumlamaya kalkarsak, hem vakıâyı anlamamış veya eksik anlamış oluruz, hem de ister istemez hadiseye ideolojik ve taraflı bir gözle bakarız.

     Bu ise sağlıklı ve bilimsel bir yöntem olmadığı gibi, ahlakî ve vicdanî de değildir. Ne şimdiki dünya o zamanki dünyadır, ne şimdiki Ortadoğu o zamanki Ortadoğu’dur, ne şimdiki Türkiye o zamanki Türkiye’dir, ne de şimdiki Kürdistan o zamanki Kürdistan’dır.

     Her olayın ancak kendi zamanının şartları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği mantıklı kuralı burada da işletilmeli ve Şeyh Said Kıyamı, o zamanın şartları dikkate alınarak ve sözkonusu coğrafyanın bugün tamamen farklı bir politik retorikten geçmesinden dolayı da, o şartlar asla ve kat’â es geçilmeden değerlendirmeye çalışılmalıdır.

     Bu kitabın yazarı, elinizde tuttuğunuz bu nacizane çalışmasında, baştan sona hem “bilimsel ahlâka” ve hem de “ahlâkî bilimselliğe” riâyet edecektir. 

     Gayret bizden, tevfik Cenab-ı Allâh’tandır.

İbrahim Sediyani

3-039.jpg

* * *

4-028.jpg

İbrahim Sediyani Kimdir?

 

     İBRAHİM SEDİYANİ

     Gazeteci, yazar, şair, seyyah ve doğa aktivisti.

     Elâzığ’ın Karakoçan ilçesinde doğdu. İslam tarihinin ünlü kumandanı Selahaddîn Eyyubî’nin torunu Okçu Yusuf’un en küçük oğlu Sêdiyan’ın soyundan geldikleri için, aile adları Sêdiyanî’dir.

     İlk ve ortaokulu Karakoçan ve Almanya’nın Bavyera eyaletinde, liseyi Karakoçan, Bingöl’ün Solhan ilçesi ve İstanbul’da, üniversiteyi Diyarbakır ve Eskişehir’de, Almanca dil enstitüsünü Almanya’nın Hessen eyaletinde okudu.

     Gazetecilik ve yazarlık hayatı boyunca sırasıyla Tevhid Dergisi (1992)Yeryüzü Dergisi (1992)Hira Dergisi (1993 – 94)Yeni Yeryüzü Dergisi (1995)Sebat Dergisi (1996 – 98)Selam Gazetesi (1999)Haksöz Sitesi (2006 – 12)Zaman Gazetesi (2006)Samanyolu TV (2006)Sabah Gazetesi (2006 – 07)Ceylan Pınarı Sitesi (2007 – 12)Türkiye Gazetesi (2007 – 10)Post Gazetesi (2007 – 10)TGRT Haber Televizyonu (2007 – 09)İhlas Haber Ajansı (2007 – 09)FOX Türk Televizyonu (2008 – 09)Ufkumuz Sitesi (2011 – 14)Dünyaya Yenisöz Gazetesi (2011)TR 1 Televizyonu (2011)FoodReport Dergisi (2011 – 12)Siirt’ten Öte Sitesi (2012 – 14)Kürt Tarihi Dergisi (2013 – 14)Yeni Şafak Gazetesi (2013)Değirmen Dergisi (2013 – 14)Bilge Adamlar Dergisi (2014) ve Taraf Gazetesi (2014)’nde yazdı.

     İbrahim Sediyani, henüz genç bir üniversite öğrencisi olduğu yıllarda 2 yıl boyunca Doğu, Güneydoğu, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerini ilçe ilçe gezerek Türkiye’de ismi değiştirilmiş yerleşim birimlerinin ve köylerin eski isimlerini araştıran ve binlerce köyün eski gerçek isimlerini ilk kez bir çalışmada toplayan kişidir. Bu emeğin ürünü olan “Adını Arayan Coğrafya” adlı kitabı, Cumhuriyet tarihinde bu alanda yapılmış ilk çalışma özelliği taşımaktadır.

     Özellikle dünya ülkelerini gezerek, kendi geliştirdiği yazım sanatı ve üslûbuyla kaleme aldığı gezi yazılarıyla tanınan Sediyani, Alman medyası ve kamuoyu tarafından “Karl May des Orients” (Doğu’nun Karl May’ı) sıfatıyla anılmakta, Türkiye kamuoyunda “Çağdaş Evliya Çelebi” ve “Modern Seyyah” lakaplarıyla çağrılmakta, Kürt kamuoyunda ise “Kürtler’in Evliya Çelebi’si” ve “Kürtler’in Malcolm X’i” olarak anılmaktadır. İbrahim Sediyani’nin yaptığı geziler ve yazdığı gezi yazıları hakkında Almanya, İsviçre, Liechtenstein, Makedonya, İran ve Doğu Türkistan  medyasında haber ve makaleler yazıldı; Sediyani bu gezi yazılarından dolayı Liechtenstein Prensliği Turizm Bakanlığı, Avusturya Vorarlberg Eyaleti Turizm Bakanlığı ve Çek Cumhuriyeti Marianske Lazne Belediyesi’nden teşekkür mektupları aldı. Seyahatnameleri İran’da Farsça’ya, Doğu Türkistan’da Uygurca’ya çevrildi. Alman filozofların kitaplarında Hitler’e karşı mücadele eden Yahudî kadın aktivist ve edebiyatçı Hannah Arendt’e benzettiği İbrahim Sediyani’nin edebiyat alanındaki çalışmaları ve kaleme aldığı seyahatnameler, Türkiye’deki bazı okullarda öğrencilere ders olarak okutuldu.

     Kaleme aldığı “Seyahatname” için şimdiye dek dünya üzerinde 25 ülke gezdi. 2005 yılında Hacc’a gitti. Pakistan’ın Keşmir bölgesinde meydana gelen ve 87 bin kişinin hayatını kaybettiği korkunç depremden sonra 2006 yılında sahip olduğu bütün parasını bankadan çekerek ve kendisiyle birlikte iki bavul dolusu çocuk ayakkabısı da götürerek tek başına Pakistan’a, deprem bölgesine gitti. Götürdüğü parayla orada bir kamyon dolusu yatak, yorgan, battaniye, nevresim yükleyerek Keşmir’e götürdü ve depremzedelere dağıttı. Bütün bunları hiçbir kurum ve kuruluşa bağlı olmadan, tamamen kendi bireysel inisiyatifiyle gerçekleştirdi.

     İbrahim Sediyani’nin çok ilginç bir özelliği de, 60 yıllık Anadolu’dan Avrupa’ya göç tarihinde, Almanya’daki bütün camileri ziyaret etmiş ve kapısının önünde ayakkabısını çıkarmış tek gurbetçi olmasıdır. “Camilerimiz” adlı bu ilginç çalışması, Türkiye Gazetesi’nin Avrupa baskısında bölüm bölüm yayınlandı.

     2010 yılında Gazze’ye insanî yardım götüren Mavi Marmara gemisindeki gazetecilerden biri olan İbrahim Sediyani, İsrail hapishanelerinde yattı.

     Türkiye’de asimilasyon politikaları sonucu isimleri değiştirilen yerleşim birimlerinin Kürtçe, Arapça, Ermenîce, Gürcüce, Lazca, Rumca ve Çerkezce olan eski gerçek isimlerini geri alabilmek için 22 yıldır hiç bıkmadan ve yorulmadan mücadele eden İbrahim Sediyani, son olarak 2011 başında “Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz” adlı bir girişim başlatıp “Masa-yı Esma” (İsimler Masası) kurdu. Van İnsan-Der, Hakkari Özgür Yaşam Derneği, Norşin Akabe-Der ve Erciş Şafak-Der adlı dört derneğin çatısı altında başlattığı ve Ufkumuz sitesinin evsahipliği yaptığı “Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz” girişiminin sözcülüğünü yapmaktadır.

     İbrahim Sediyani’nin bir özelliği de, 2012 sonunda Myanmar (Burma) egemenliği altındaki Arakan topraklarında Müslüman Rohingya halkına karşı gerçekleştirilen ve 1640 Rohingya Müslüman’ın hunharca katledildiği son katliâmın canlı şahidi olması ve bu korkunç katliamı Türkiye’ye ve dünyaya ilk duyuran gazeteci olmasıdır.

     Sediyani’nin diğer bir ilginç özelliği de, “Kürt edebiyatının ilk çizgi çocuk kahramanı” olan cici kız “Guldexwîn”in yazarı olmasıdır. Küçük bir köylü kızının yaramazlıklarını anlatan, “Kürtler’in Heidi’si” denilen ve Kürtçe kaleme alınan “Guldexwîn”, çocuklara doğa sevgisi ve çevre bilinci kazandırma amacıyla hazırlanan bir çalışmadır.

     Adalet ve eşitlik, insan hakları ve özgürlükler için çeşitli platform ve çatılarda verilen mücadelelere gönül ve omuz veren İbrahim Sediyani, Özgür Yazarlar Birliği (ÖYB) Üyesi, “Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz” Girişimi Kurucusu ve Sözcüsü, Weltweiter Einsatz für Arme (WEFA) İnsanî Yardım Gönüllüsü, Greenpeace Çevre ve Ekoloji Koruma Örgütü Aktivisti, Uluslararası Siyasî Yorumcular Birliği Üyesi, Filistin Onur Vatandaşı, “Gazze Şeref Madalyası” Sahibi, İran – Türkiye Dostluk Grubu Üyesi, Özgür Özbekistan Dostları Platformu Kurucu Üyesi, Hak, Adalet ve Hürriyet için Kürdistan İslamî İnisiyatifi (AZADÎ) Kurucu Üyesi ve Yürütme Kurulu Üyesi, Uluslararası Türkistanlılar Dayanışma Derneği (UTD – Der) İstişare Heyeti Üyesi ve Liberal Türkiye Üyesi.

     Almanya’da yaşayan ve Malcolm X hayranı olan yazarın Malcolm adında bir oğlu ve Elif Yaren adında bir kızı vardır.

     “Adını Arayan Coğrafya” (2009) adlı araştırma kitabı, “Gülistan” (2012) adlı şiir kitabı ve “Guldexwîn” (2013) adlı çocuk kitabı bulunan İbrahim Sediyani’nin, “Bütün Yönleriyle Şeyh Said Kıyamı”, dördüncü kitabı olarak sevenleriyle buluşuyor.

 

5-014.jpg

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum