1. HABERLER

  2. MAKALELER

  3. SEÇİMLERİN BENİM İÇİN NEDEN ANLAMI YOKTUR?
SEÇİMLERİN BENİM İÇİN NEDEN ANLAMI YOKTUR?

SEÇİMLERİN BENİM İÇİN NEDEN ANLAMI YOKTUR?

Millat Gazetesindeki yazılarına son verilen, akademisyen araştırmacı yazar Adem Çaylak'ın seçimlerle ilgili Facebook hesabından yayınladığı dikkat çeeken yazısı.

A+A-

Adem Çaylak

Yine bir seçim var. Her cenah kendilerince ayrı bir anlam yüklüyor. Seçimlere yüklenen anlamın hiç bitmediği bir Türkiye pratiği.

Seçimler, kirlilik, yolsuzluk, kibir, devletçi, iktidarcı ve milliyetçi yönelim konularında bir yüzleşmeyi, hesaplaşmayı, ibret ve ders almayı beraberinde getirmeyecekse böylesi seçimlerin benim için bir anlamı yoktur.

Seçimler, hukukun üstünlüğü yerine üstün ve egemenlerin hukukunu geçerli kılacaksa, ilke ve kuralların yerine birbirleri ile iktidar, güç ve çıkar için mücadele eden kralların hakimiyetini pekiştirecekse, kitlelerin ağzına çalınmış bir tutam bal haline gelecekse, ve çatışan taraflar arası kutuplaşma ve şiddeti artıracaksa, böylesi seçimlerin benim için bir anlamı yoktur.

Seçimler, çarpık kalkınmanın yarattığı refahla adalet ve ahlakın satın alındığı bir süreci tersine çevirmeyecekse, çıkar ya da ideolojik gerekçelerle halkın oyuyla seçilen meşrû iktidarlara yönelik hukuk dışı operasyonları durdurmayacak ve bu türden operasyonların yargılanmasında hukukun bir estetik cerrah gibi çalışması temin edilerek gerçek suçlu ile masum arasında ayırım yapılmasını sağlayamayacaksa, iktidarların ahlak, adalet ve hakkaniyete aykırı, hukuku satın alan keyfi yönetimlerine, hukuk içinde kalan ve şiddete bulaşmayan siyasal, sivil ve toplumsal muhalefet ve direniş hatlarının şiddetle bastırılmasını devam ettirecekse, iktidarın adaleti ayaklar altına alan uygulamalarından ötürü şiddete bulaşan toplumsal infial hareketlerinin dahi şiddet kullanılmadan derdest edilip yargı önüne çıkarılmasını mümkün kılmayacaksa, yargı kurumunun muktedirlerin isteğine göre şekillenen kararlarını durdurmayacaksa, seçimlerin benim için bir anlamı yoktur.

Seçimler, Uludere'nin hesabını sordurmayacaksa, 17-25 aralık operasyonlarını yapan sicili kirli hizmetkar şebekeye karşı hukuk içinde kalarak ciddi ve samimi bir yargılamayı başlatmayacaksa, sicili kirli hizmetkarı şebekenin iktidar içindeki suç ortaklarını dahi yargılamaya dahil etmeyecekse, sicili kirli hizmetkar şebekenin Türkiye'nin başına bela olmasına, kamu kaynaklarını onlara peşkeş çekenlerin ve Müslümanlığı zehirlenmelerine işbirliği ve elbirliği ile vesile olanların suçlarının açığa çıkmasını temin etmeyecekse, seçimlerin benim için bir anlamı yoktur

Seçimler, Gezi sürecinde polis ve vandalizm şiddetinde hayatlarını kaybeden canların yasına ortak olunma erdemini kuşanmayı temin etmeyecekse, Çözüm sürecini kendi siyasi çıkarları için bir adım ileri iki adım geri bir manipülasyonla kullanan tarafların kendine çeki düzen vermesini sağlamayacaksa, Kobani olayında sözleriyle şiddet ve nefret sarmalının oluşmasına zemin hazırlayanların hataları ile hesaplaşmayı açığa çıkarmayacaksa, özellikle Kobani'den beri Kürt kamuoyunun iktidar aleyhine dönmesine vesile olan iktidar içindekilerin yanlış beyanlarını ortadan kaldıran bir haleti ruhiyeyi kazandırmayacaksa, PKK ve Devlet şiddetinde Türkçü ve Kürtçü savrulmayı engelleyemeyecekse, çatışma ve şiddet ortamında hayatlarını kaybeden her taraftan canların acısını paylaşmayı ve devlet ya da örgüt tarafından ölümlere neden olan sorumluları hukuk önüne çıkarmayacaksa, Diyarbakır, Suruç ve Ankara gibi katliamlarda hayatlarını kaybeden canların yasına ortak olmak ve acısını paylaşmak için derin bir sorumluluk ruhu ile hareket etmeyi mümkün kılmayacaksa, katliamlarda güvenlik zaafiyeti yoktur diyen sorumlular ve iktidar insanların can ve mal güvenliğini sağlamayı becermesinin önüne geçemeyecekse, benim ölüm mübarek, senin ölün kötü, oh olsun mantığına teslim olan toplumsal kırılma ve travmanın kendisiyle yüzleşmesini ve hesaplaşmasını sağlamayacaksa, Ağrı, Varto, Diyarbakır, Cizre gibi kumpas, çatışma ve şiddet ortamında hayatlarını kaybeden canların ve yerde çıplak sürünen cesetlerin sorumluları hukuk önüne çıkarılamayacaksa, söz ve eylemleri ile şiddet ve çatışmayı besleyen her taraftan sorumluların kendisi ile yüzleşmesini ve hukuk önünde hesap vermesini temin edemeyecekse, seçimlerin benim için bir anlamı yoktur.

Seçimler, iktidarın muhafazakar ve yeşil Kemalizm cenderesinden kurtulmayı başlatmayacaksa, Çukurambarlaşan muhafazakar kapitalizmin zihniyet dünyasını ortadan kaldırmayacaksa, Devlet güdümünde şekillendirilen bir din anlayışından terk etmeyi mümkün kılmayacaksa, iktidar ihale, rant ve nimetlerinden istifade etmek adına "İslami rantın paylaşım kavgasına giren" İslamcı ve muhafazakar sivil toplum kuruluşlarının devletleşen, holdingleşen, milliyetçileşen ve iktidara eklemlenen hareket hattından yüz çevirmeyi mümkün kılmayacaksa, seçimlerin benim için bir anlamı yoktur.

Seçimler, mücahitleri müteahhit haline getiren ve binlerce masum işçinin hayatına mal olan plazmacı ve tokici gökdelen cumhuriyetinden vazgeçirmeyi sağlayamayacaksa, Soma başta olmak üzere maden ve iş katliamlarında hayatlarını kaybeden canların, kamu ve özel sektör içindeki sorumluları hukuk önünde vicdan hesabı vermeyecekse, "AKSARAY" ve koltuk zihniyet ve mantığına teslim olan hatta bunu meşrulaştıran anlayış ile mücadeleyi başlatmayacaksa, kadını ikincil ve araçsal kılan söz ve eylemlere karşı bir hassasiyet oluşturmayacaksa, kadın ve erkek arasında adalete dayalı bir uygulamayı ortaya koymayacaksa, kamu kaynaklarını kendi şahsi çıkarları adına berheva edenleri durdurmayacaksa, iktidar ve makam koltuğuna oturanların ideolojik kimlikleri yerine koltuğa hakim olan paradigmayı değiştirmeyecekse, devletleşen iktidar zihniyet ve mantığı ile hesaplaşmayı başlatmayacaksa, İktidara eklemlenen ve organik aydınlığa soyunan saray dalkavukluğunu durdurmayacaksa, güç ve zenginlik üzerinden güya İslami değişim yapılacağına inanan mantıkla hesaplaşmayı mümkün kılmayacaksa ve muhalefette olanların her ne olursa olsun iktidari yıkmak adına meşru ya da gayrimeşru her türlü aracı kullanmak isteyen patolojilerini terk ettirmeyecekse, seçimlerin benim için bir anlamı yoktur.

Seçimler, var olan toplumsal kutuplaşma ve yarılmayı daha da derinleştirecekse, seçim sonuçlarına göre adil ve hakkaniyetli bir uzlaşmayı temin etmeyecekse, darbe anayasası ve hukuka aykırı kanunları iptal ettirmeyecekse, her kesimin kendi içindeki muhalif ve uyarıcı sesleri gizli ya da açık susturmanın önüne geçmeyecekse, iktidar dönemine ve geçmişe ait tüm pislik, kirlilik, yolsuzluk, hırsızlıklarını yapanlara karşı samimi bir hesaplaşmayı ve onların yargı önüne çıkarılmasını mümkün kılmayacaksa ve ve Suriye bataklığında yanlış bir politika ortaya konulduğunu aşikar kılan bir yüzleşmeyi başlatmadıkça, seçimlerin benim için bir anlamı yoktur.

Seçimlerin, tüm bu saydıklarım ve daha da sayacaklarımla yüzleşmeyi ve hesaplaşmayı erteleyenler için bir anlamı olabilir. Ama benim için değil. Her şeye rağmen ve yine de ümit ederek seçimlerin çatışma ve yarılmaya teslim olmaktan halas olmaya ve bu türden esaret zincirlerinden azade olmaya vesile olmasını Rabbimden niyaz ederim.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum