1. YAZARLAR

  2. Zeki SAVAŞ

  3. Savaştan Barışa
Zeki SAVAŞ

Zeki SAVAŞ

Zeki SAVAŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

Savaştan Barışa

A+A-

Sadece insanoğlunun değil, tüm canlıların hayatında asıl olan sulhtur; savaş değil. Savaş arızi, sulh daimidir. Savaş kısa süreli, barış uzun solukludur. Bunun nedeni, savaşın ve çatışmanın yıkıcı, barışın yapıcı olmasıdır.

Hayatın doğası, çatışmanın daimi ve kalıcı olmasına izin vermez. Bu sebepledir ki, bütün savaşlar bir şekilde ya barışla biter veya kendiliğinden sona erer.

Tarihin kaydettiği savaşların tümü mahdut bir zaman dilimi içinde cereyan etmiştir. Kayda geçen savaşlar birkaç gün, birkaç hafta içinde vaki olmuştur. Birkaç ay süren savaşlar nisbeten uzun ve bir kaç yıl süren savaşlar çok uzun savaşlar sayılmıştır. Yakın tarihin kaydettiği en uzun, kapsamlı, ülkeler arası ve kesintisiz savaş, sekiz yıllık İran- Irak savaşıdır. Bu savaş ateşkes ile sonuçlanmış, Saddam rejiminin yıkılmasından sonraki dönemde ise iki ülke arasında çok yakın ve stratejik ilişkilerin geliştirildiği bir sürece geçilmiştir. Savaşın yerini barış, düşmanlığın yerini ittifak ve yardımlaşma almıştır.

On yıllara yayılan çatışmalar, genellikle düşük yoğunluklu gerilla savaşlarıdır. Gerilla savaşları, ülkeler arası savaşlar kapsamında değerlendirilmez. Çünkü bu türden çatışmalar daha çok bir ülkenin kendi iç yapısıyla ilgilidir. Gerilla savaşları genellikle etnik temelde gelişir. Bazıları ideolojiktir. Bir kısmı da işgalci güçlere karşıdır.

Düşük yoğunluklu savaş kapsamına giren gerilla savaşları, ülkeler arası savaşlara oranla çok uzun bir süreye yayılsa bile, ila nihaye devam edemez. On yıl, yirmi yıl, otuz yıl… Daha fazlası, doğrudan ve dolaylı   taraf olanları felç eder. Hayatın mahiyeti ve doğası bir ömür sürecek savaşı taşıyamaz.

 Bir bütün olarak Kürdistan coğrafyasında kaç asırdır kesintili savaşlar yaşanmaktadır. Kuzey Kürdistan'da da yaşanan kıyamlar çok kısa süreli olmuş ve bir tarafın mağlubiyetiyle sonuçlanmıştır. En son başkaldırı olarak telakki edilen ve 1984 yılında başlayan çatışmalar 26 yılını aşmış durumdadır. Düşük yoğunluklu savaş kapsamına giren PKK eksenli çatışmaların bu denli uzun sürmesi, PKK'nin yapılanması ve konumlanmasıyla ilgilidir. PKK toplu ayaklanma yerine gerilla savaşını tercih etti, modern anlamda örgütlenmeyi seçti ve merkezini yurt dışına taşıdı. Bu üç unsur sayesinde otuz yıla yakın süren savaşı göğüsleyebildi. Bu üç unsurdan birisi eksik kalsaydı, savaş kısa süreli olurdu. Özellikle silahlı mücadele veren örgütler, eğer merkezlerini komşu ülkelerden birine taşıyamazsa kısa sürede imha ile karşı karşıya kalırlar.

PKK uzun bir süre savaş verme başarısını göstermiş olsa da galibi olmayan bir savaş girdabına duçar olduğunun bilincindedir. Aynı durum, devlet için de geçerlidir. Taraflar yorgun düşmüş, yıpranmıştır. Hayatın doğası barışı dayatmaktadır. İki taraf da daha fazla hayatın muktezasına karşı direnemez. Bundan sonra önemli olan, barış sürecini makul bir sürede neticeye ulaştırmaktır.

AK Parti iktidarının başlattığı çözüm sürecinde Öcalan ile yürütülen diyalogun müzakere düzeyine çıkarılması, gelecek yıldaki seçimlere kadar ateşkesin ağlanmasına imkan verdi ki, bu, çok önemli bir gelişmedir.

Seçime kadar olan sürede hazırlık babından ve seçimden sonra da icra bakımından başta hükümet ve Öcalan olmak üzere barışın tesisinden ve özgürlük alanlarının genişletilmesinden yana olan herkese çok önemli sorumluluklar düşmektedir.

Hazırlıklar, ana problemlerin menşei olan anayasanın yerine kapsamlı yeni bir anayasanın tedvin ve icrasına dönük olmalıdır.

Yakalanmış olan bu önemli fırsattan maksimum düzeyde yararlanmak için temel bir hususun gözetilmesi gerekiyor:

Sorunlara parçacı yaklaşmak yerine bütüncül yaklaşmak gerekir. Kürd sorunu, Dini özgürlükler sorunu, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü sorunu, Alevi sorunu, ordunun siyasetin dışına itilmesi sorunu gibi temel meselelerin bir bütün halinde ele alınması gerekir. Ne var ki, hükümet bugüne kadar daha çok parçacı yaklaşımı ve parçacı çözüm tarzlarını tercih etti. Özgürlük problemi olan tarafların yaklaşımı da hükümetten farklı değil. Ulusalcı Kürdler için sadece Kürd sorunu, Aleviler için sadece Alevi sorunu, Dindarlar için sadece dini özgürlükler sorunu, gazeteci ve yazarlar için sadece düşünce özgürlüğü sorunu var olduğu sürece veya sorunlar bu şekilde algılandığı müddetçe sorunu olanların devlete karşı ortak siyaset izlemeleri bir yana, paralel siyaset izlemeleri bile mümkün olmaz. Aralarında gerekli olan yardımlaşma gerçekleşemez. Güçleri bölünür ve hatta birbirleriyle çatışır hale gelir.

Geçen yazıda Ak Parti'nin iktidar olmasına rağmen temel felsefesi itibariyle muhalif bir duruş ve konuma sahip olduğunu, Kürd sorunun çözümünde BDP ile ittifakının çok doğal olduğunu, ancak bu doğal ittifakın sağlanamadığını ve böylesi bir ittifakı engelleyen nedenlerin ne olduğunu sıraladım ve her şeye rağmen sağlanacak böyle bir ittifakın çok yararlı olacağını yazdım. Aynı yazıda eğer AK Partinin izlediği siyaseti CHP izleseydi, BDP CHP'ye katılırdı şeklinde kanaat belirttim.

Söz konusu yazıdan kısa bir süre sonra BDP Ak Parti yerine CHP'ye solda ittifak çağrısında bulundu ve önce olumsuz, sonra da karışık cevap aldı. CHP'nin statükodan yana olduğu, bütün zorlamalara rağmen Kürd kelimesini dahi telaffuz etmediği bilinen bir gerçek. CHP, özgürlük alanlarının genişlemesinden yana bir parti değildir ve Kürd sorununa ilişkin geçmişi kara lekelerle doludur. BDP'nin CHP'ye ittifak çağrısının tek nedeni ideolojik olabilir ki, zaten ittifak çağrısının 'sol' temelde olması, çağrının özgürlükler ekseni yerine ideolojik eksende geliştiğini gösteriyor. BDP ve PKK, adım adım CHP'lileşiyor. İdeolojik bağnazlık ve taassup, aynı CHP gibi onları halkın değerlerinin ve beklentilerinin aksi cihetine sevk ediyor.

Ak Parti yetkilileri BDP'yi önemsediğini, meşru temsilci olduğunu ve BDP'den daha çok katkı beklediklerini söylüyor ve karşılık bulamıyor ama öte yandan BDP, kendisiyle Kürd sorununu çözmek isteyen iktidar partisine cevap vermek yerine Kürdlerin varlığını bile kabul etmeyen CHP ile ittifak arıyor ve red cevabı alıyor. Bu ne yaman çelişki?!

BDP ve PKK, ideolojik bağnazlıklarını sürdürdükçe Kürd halkı nezdinde marjinalleşecekler ve barış sürecine katkıları zayıflayacaktır.

Kürd halkının derdi sol ideoloji değildir. Onlar gasp edilmiş haklarını arıyor ama PKK ve BDP sol ideolojiyi Kürd halkının özgürlük arayışı ve değerlerine mukaddem sayıyor. Bu tezat, doğal olarak PKK ve BDP'yi eğer muktedir olurlarsa kendi halkına karşı aynı CHP zihniyeti gibi şiddet kullanmaya, baskıdan yana olmaya ve tepeden dayatmacı istibdadi yöntemlere yönelmeye sevk edecektir.

BDP'nin Kürd sorununun çözümünde CHP ile değil, Ak Parti ile bir yardımlaşma içerisine girmesinin Kürd halkının yararına olacağını, doğru yönde tercihte bulunmuş olacaklarını bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Dini özgürlükleri önceleyen İslami camia ve teşeküllerin de başta kendi öncelikleri olmak üzere tüm temel sorunların çözümüne ilişkin görüş ve düşüncelerini tedvin edip yeni anayasa sürecinde gündeme getirme, yeni anayasada yer almasını sağlama konusunda şimdiden ciddi hazırlıklara başlamaları gerekir. Umarım İslami kesimler, diğerlerinin yanlışlığına düşüp sadece kendi önceliklerini değil, başkalarının da önceliklerini hakkettiği ölçüde dile getirerek  kuşatıcı ve bütüncül bir yaklaşım sergilemeyi başarırlar.

Bir yandan devlet ve toplum arasında sürmüş olan doksan yıllık çatışma, öte yandan toplumun farklı kesimleri arasında süregelen hesaplaşma miadını doldurmuştur. Çatışmanın bitmesi veya bitmesi gerektiği, farklılıklarımızın da bittiği ya da bitmesi gerektiği anlamına gelmiyor, gelmemeli. Farklılıklarımızı çatışmadan koruyabileceğimiz ve geliştirebileceğimiz bir sürece girmemiz gerekiyor.

Bu anlamda toplum olarak savaştan barışa geçiş yapabilmeli, bu sürecin gerektirdiği olgunluğu gösterebilmeliyiz. Bu süreci benimsemeyenler, zamanın gerisine düşecektir.

fitrat.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.