1. YAZARLAR

  2. Hilâl Kaplan

  3. Sarıgül neye çare?
Hilâl Kaplan

Hilâl Kaplan

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Sarıgül neye çare?

A+A-

Bundan sonra yazılacak deyim sözlükleri 'yılan hikâyesi' maddesine örnek olarak 'Mustafa Sarıgül'ün CHP'ye katılma süreci' diye yazsa yeridir.

Bir nazlanma, bir mesaj yollama, bir sinyal çakmadır gidiyor. Böylelikle Sarıgül, daha CHP'ye katılmadan, CHP içindeki iktidar kavgalarıyla beraber anılacak biri haline geldi bile.

Sanırım bir adayın (aslında kendisi hâlâ 'aday adayı adayı') projeleri, kişiliği ve kampanyasından ziyade koltuk savaşlarıyla anılması da kadim bir CHP geleneğinin devam ettirildiğini gösteriyor.

Kasım ayında gerçekleştirilecek Parti Meclisi (PM) toplantısı öncesi üyelik başvurusunda bulunması gereken Sarıgül'den ilginç bir açıklama geldi. Sarıgül, 'Başvurmayacağım. Kemal Kılıçdaroğlu ve Genel Merkez davet sahibi olsunlar' diyerek rest çekti.

Tabii bu davet beklentisi basit bir nazlanma değil. Sarıgül, çok ciddi gerekçelerle partiden ihraç edilmiş olduğu için, kendisinin başvurması halinde bir 'af dilekçesi' yazması ve bunun da Parti Meclisi'nin çoğunluğunca kabul görmesi gerekiyor. Sarıgül, hem net sonucu kestiremediğinden hem de karizmayı çizdirmek istemediğinden böyle bir süreci göze alamıyor.

Öte yandan başta Kılıçdaroğlu olmak üzere CHP yönetici kadrosunun bir kısmının da, 'İstanbul benim yarı finalim, esas final Ankara'da' diyerek genel başkanlık koltuğuna adaylığını, daha İstanbul adaylığı kesinleşmeden ilan eden Sarıgül'ü partiye almaktaki isteksizliği de gayet anlaşılır.

Ancak CHP yine de Kılıçdaroğlu'nu 'Gandi Kemal' yapan medya güçlerinin Sarıgül'ü de 'çare' olarak sunmaktaki hevesinin ve Sarıgül'ün arkasındaki 'koç' gibi desteğin farkında olarak da nezaketi elden bırakmadan geçiştirmeye çalışıyorlar.

En son CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç şöyle dedi ve 'resti gördü':

'Bizzat Sayın Genel Başkan ve diğer sözcüler bu daveti bir çok defa, çok açık bir şekilde yaptılar. Bunların hepsi arşivlerde var. Sayın Genel Başkan ile daha yeni bayramlaştığını ifade eden bir açıklama yapmıştı. Tekrar tekrar davetin yapılması konusunda ben de artık çelişkiye düşüyorum. Bizzat Sayın Genel Başkan'ın sözleri var.CHP bir kitle partisidir. Programı, ilkeleri vardır. CHP hiçbir zaman kişilere endeksli değildir. Bu tüzük gereğince de CHP'ye nasıl üye olunacağı ve nasıl aday adayı olunacağı da açıktır. Bütün bunlar da belirtildi. Defaten belirtildi. Sayın Keskin söyledi, Sayın Kılıçdaroğlu söyledi. Ben söyledim parti sözcüsü olarak. Bunlar davet olmayıp da daha başka türlü bir davet tekrar nasıl tarif edilecek onu anlamakta güçlük çekiyorum.'

Aslında Koç anlama güçlüğü çekmiyor. Sarıgül'e kibarca 'Tüzüğe başvurarak seni kendimiz de üye yapabiliriz ama yapmayacağız. Kendin başvurup, bizim onayımızdan geçerek üye olmalısın' diyor. Aslında 'CHP'yi hâlâ biz yönetiyoruz' diye de özetlenebilir.

Üç ay öncesine kadar 'çoğunluk değil, çoğulculuk' edebiyatı yapanlar, çoğulculuğu çöpe atıp 'oyları bölmeyelim' edebiyatına dûçâr olmaya,

Çok değil, bir yıl önce sıkı 'Sırrı'cı' olan medya mensupları, S. Süreyya Önder'i küçümseyen yazılar kâleme almaya,

Ertuğrul Kürkçü gibi Türk solcuları 'eve dönüp' 'CHP'yle ittifak için ilkelere bakarız' sıcak mesajlarını göndermeye ve esas ilkelerin '6 ok'ta yattığını unutturmaya gönül eğdirmişken bunca kişiyi hayal kırıklığına uğratmak olmaz, değil mi?

Partiye başvurusunu 1 Kasım'a kadar kesinleştirmesi gereken Sarıgül için zaman daralıyor.

Şimdilik çare Kılıçdaroğlu; sonrasındaysa, yolsuzluk dosyaları dökülecek diye şimdiden ağlamaya başlayan Sarıgül neye ne kadar çare olabilecek, yüksek tansiyona ve şekere de iyi gelebilecek mi, göreceğiz.

Ha bu arada, dünkü grup konuşmasında 28 Şubat'a göndermede bulunan Kılıçdaroğlu, sırf Ak Parti'ye mi mesaj gönderdi dersiniz? 

Önceki ve Sonraki Yazılar