1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. "Sana haram olan ayı, onda savaşmayı sorarlar"
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

"Sana haram olan ayı, onda savaşmayı sorarlar"

A+A-

Kaç gündür, Gazze'de süren katliamla ilgili yorum ve değerlendirmeleri okurken nedense hep bu ayet aklıma gelmektedir. "Sana haram olan ayı, onda savaşmayı sorarlar.

De ki: "Onda savaşmak büyük (bir günahtır). Ancak Allah katında, Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkâr etmek, Mescid-i Haram'a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak daha büyük (bir günahtır). Fitne, katilden beterdir. Eğer güç yetirirlerse, sizi dininizden geri çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler; sizden kim dininden geri döner (irtidat eder) ve kâfir olarak ölürse, artık onların bütün işledikleri (amelleri) dünyada da, âhirette de boşa çıkmıştır ve onlar ateşin halkıdır, onda süresiz kalacaklardır." (2/Bakara, 217)

Ayetin nüzul sebebi, İbnu'l-Hadrami'nin Abdullah bin Cahş komutasında sekiz kişilik bir seriyye tarafından öldürülmesidir. Olay Bedir Savaşı'ndan iki ay önce Recep ayının ilk gününde vuku bulmuştu. İbn Cahş ve arkadaşları, görevleri Mekke-Taif arasında bir bölgeyi gözetlemek iken, Mekke'ye giden bir ticaret kervanına saldırıp İbnu'l-Hadrami'yi öldürdüler, iki kişiyi de esir aldılar. Esirler ve ganimetle Medine'ye geldiklerinde Hz. Peygamber (sas), "Ben size haram ay(lar)da savaşmanızı emretmedim." dedi, sahabeler de onları kınadı. Bu arada Mekkeli müşrikler ve Medineli Yahudiler boş durmayıp "Muhammet haram ayda kan döktü" diye propagandaya başladılar.

Haram aylarda (Recep, Zilkade, Zilhicce, Muharrem) savaşılmaz, talan yapılmaz, her türlü saldırıya ara verilirdi. Bu, genellikle savaşların eksik olmadığı kabile hayatında bir toparlanma fırsatıydı. "Haram" dokunulması yasak, kutsal zaman dilimi veya mekân demektir. Kadim zamanlardan beri sözü edilen dört ay Araplar arasında kutsal bilinir; savaş, çekişme, kavga, yağmaya ara verilirdi. Güvenliği sağlayacak merkezî otoritenin olmaması dolayısıyla yağma, ani saldırı ve savaşların eksik olmadığı toplumda ticaretin gelişmesi, seyahatlerin yapılması için bu yasak iyi bir fırsattı. Kutsallığı ihlal eder diye ava bile çıkılmazdı. Bu sayede hem insanlara "kutsal" hatırlatılır hem de hakikatte her işin hukuk dahilinde ve belli kurallara göre yürütülmesi gerektiği anlatılırdı.

Sekiz sahabe, haram ayda bir kervana saldırmış, birini öldürmüşlerdir. Bu, doğru bir fiil değildir, "büyük bir iştir". Öyle olmakla beraber, Kur'an ince bir noktaya dikkat çeker: Bu olayı Müslümanların aleyhine kullanmak isteyenler önce kendilerine ve yaptıklarına bakmalıdırlar. Evet, haram aylarda savaşmak bir yasağın ihlalidir; ama Allah'ın yolundan alıkoymak; Allah'ı inkâr etmek; Mescid-i Haram'a girişi yasaklamak, orada yaşayanları oradan çıkarmak, çıkmaya zorlamak Allah katında daha büyük bir suçtur. Başka bir ifadeyle bütün bunlar suç ve günah olması itibarıyla daha büyük ve ağır fiillerdir. Müslümanları bu yaptıklarından dolayı kınayanlar, ikiyüzlülüğü, tutarsızlığı bir kenara bırakıp bir de kendilerinin yaptıklarına bakmalılar.

Kur'an, burada genelde yaptığı gibi tarihsel/dönemsel bir olay üzerinden evrensel/ebedî bir ilke vaz'etmektedir. Şöyle ki: Elbette Abdullah bin Cahş ve arkadaşlarının yaptığı mazur görülemez, ama yine de eleştiride bulunacak kişilerde asgari bir tutarlılık olması beklenir. Burada herkese temel bir ilke hatırlatılmaktadır ki; bu, sağlam bir kişilik ve ahlakî tutarlılıktır. Müslümanların bir yasağı ihlal etmeleri, söz konusu yasağı görmezlikten gelmemizi gerektirmez; kim ihlal ederse etsin suçludur; bu, Müslüman dahi olsa böyledir. Ama Müslümanlar, bir yandan kardeşlerini hak ve hukuk konusunda uyarırlarken, diğer yandan düşmanların kesif propagandalarının etkisinde kalıp, asıl inkârcıların yaptıklarını, işledikleri ağır suç ve cürümleri görmezlikten gelmemeli; Müslüman kardeşlerini müstahak olduklarından daha büyük suçlular ilan edip inkârcıların, asıl büyük suçluların safında yer almamalı, Müslümanlara karşı durmadan suç ve cürüm işleyenleri Müslümanlara tercih etme gibi vahim bir hataya düşmemelidirler. Bu tuzağa düşenler ebediyyen hüsrana uğrar.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.