1. YAZARLAR

  2. Yıldız RAMAZANOĞLU

  3. Şam'ın Şiddeti Görsel Sanatlarda
Yıldız RAMAZANOĞLU

Yıldız RAMAZANOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

Şam'ın Şiddeti Görsel Sanatlarda

A+A-

     İnternet sanatın yaygın biçimde paylaşıldığı bir alana dönüştü ve bu hak adalet ve eşitlik duygusunun geniş kitleler arasında yaygınlaşmasını sağlıyor.

     Artık insanlar hangi meslekte olurlarsa olsunlar bir yanlarıyla kent sosyolojisiyle, üzerimize inşa edilen siyasetle ve yeni bir dünya tarihi oluşturulurken hakça müdahil olmakla yakından ilgililer. Geçtiğimiz günlerde Tophane Tütün Deposu'nda "Şam Görsel Sanatlar Festivali" düzenlendi. Yaklaşık otuz sanatçı eserlerini sergiledi. Yeni nesil Arap asıllı sanatçıların sosyal ağlarda paylaştıkları eserlerden bir seçkiyi izlemiş olduk. Digital kamera ve bilgisayar animasyonu, kağıt üzerine digital basım, video, grafik tasarım, çizim, baskı, resim, fotoğraf, interaktif enstalasyon, yerleştirme, çift taraflı video projeksiyon gibi birçok çalışma vardı. Eserlerin tamamı 2011 - 13 arası üretilmiş.

     Suriye'de ve farklı Ortadoğu ülkelerinde yerleşik bulunan on Suriyeli genç sanatçı, aktivist ve aktörden oluşan yaratıcı kolektif "Masasit mati" (Suriye'de çok popüler olan mati çayını içmek için kullanılan kamıştan alıyor adını) önemli bir çalışmaya imza atmış. "Küçük Bir Diktatörün Günlükleri" adlı ortak çalışmada parmak kukla tiyatrosunun otuzdan fazla kısa bölümünden oluşan seride, Suriye rejimine ve halka uyguladıkları şiddete yönelik kara mizah çok etkileyiciydi mesela. Mizahın en kısa yoldan nasıl iz bırakıp insanı hakikatin çıplak yüzüyle buluşturduğunun kanıtı. Abdulkerim Mecdel el-Beyk'in karton üzerine kurşunkalemle yaptığı "Hapiste" çalışması bir insanın zalimin eline düşünce ruhen ikiye bölünüşü dahil başına gelebilecek her şeyi içeriyor sembolik imajlarla. Fakat hâlâ hayatta ve ayakta kalabilme istencinin, insanın sahip olduğu gücün de altını güçlü biçimde çiziyor. İnsanın özünü öyle kolayca yok edemez hiç kimse.                                                           

     İNTERNET, SANAT VE ADALET İLİŞKİSİ

     Yasir Safî'nin "Milyon Duvarlı Oda" adlı gravürü, Wesim Merzukî'nin "Kutsal Zorbalık" çalışması, Welid el-Masrî'nin "Ülkenin Çatısı Altında" kolajı ümidin tükenmediğinin göstergesi. Mûhammed Umran'ın çalışmaları ise insanın kötülük karşısındaki gücünü, ona böyle özel durumlarda fazladan bahşedilen gücü İnşirah suresinin sesiyle duyuruyor. "Ezme" adlı çalışmada üzerinde tank duran bir insan bedeni bütün canlılığıyla şiddet karşısında ezilmeden varlığını sürdürüyor mesela. "Ebediyen Şebbiha - Esad Aşkına" adlı resimdeki katil tasvirleri “elbiseler vardır içinde insan yoktur” sözünün kanıtı. Ebu Ahmed, "Bir Tankı Taciz Ediyor" adlı eser ise tankın neredeyse bir illüzyondan ibaret karton varlığının işareti, hakiki varlık aleminde yok hükmünde sayılacak kadar zavallılığının.  

    Erkam el-Halebî, 1982 Hama Katliâmı'nda halkına türlü çeşit zalimliği reva gören şehirleri yerle bir eden zalim Beşar Esed'in genetiğine, babasının yaptıklarına gönderme yaparken, "Çılgın Asker" çalışmasında birey olarak askeri yakın plana almış. Gözleri, ruhu ve kalbi kapatan ağır siyah bir kitleyi kollarıyla kaldıran bir beden insan saflarına doğru hücuma geçmiş. Sanatçı hassasiyetiyle neredeyse acıma duyarak ‘Bu hasta halinizi unutmayacağız' diye not düşmeyi de ihmal etmeden. Halebî'nin "Özgürlük Suzukisi" adlı eseri ise modern görsel sanatların olanın gizlenmesine izin vermeyecek boyutlarına, iletişimin engellenemezliğine bir gönderme aslında. Çelimsiz küçük bir Suzuki araba radyoya dönüştürülmüş geziyor dolaşıyor ve derme çatma hoparlörüyle duymak isteyenlerin sokaklarını, benliklerin dehlizlerini hızla dolaşıyor insanların bulunmadığı yıkıntılar arasında. "Yanak" adlı digital basım çalışmasında ise artık görmediğimiz şeyleri sadece bir harfe dönüştürerek dehşetin unutturduklarını kelime ve harflerle temsil ederek unutturmamaya çalışıyor Halebî, sosyal ağlara bu harfleri düzenli biçimde yükleyerek. Harfler kaybolup giden bir yüzü, çeneyi, eli ya da başparmağı hatırlatabiliyor. Oradan nice bütünsel çağrışımlara  açılarak.  

    Emced Wardeh'in "Silahlı Bir Adamın İtirafları" çiziminde ekranla çevrelenmiş kafa konuşmasını yaparken, altta kalan vücut parçası iplerle bağlanmış ve hareket edemez halde. Gücünü şiddetten alan insanın tutsaklığının, en büyük gücün ve özgürlüğün ahlaki güç olduğunun resmi. Kolektif bir çalışma olan "Suriye'deki Yeni Anayasa Projesine Hayır" başlıklı fotomontaj çalışmasında ima edilen eşitlik biçimi çok manidar. Onlarca aynı insan, herkesin bir kolu kırılmış sargıya alınmış ve insanlar kırık kollu olmakta eşitlenip aynı hizaya getirilmiş. Çetrefilli anayasa meselesinde üstünlük ve hükümranlık meselesinin nasıl bertaraf edilemeyeceğinin sanatın diliyle billurlaştırılabilmesinin örneği. En ilginç çalışmalardan biri de Katia Kamelî'ye aitti. Üç dakikalık bir video da Cezayir'de çekilmiş olsa da Suriye'deki durumu anlamak mümkün. Yakılıp yıkılan şehrin içinde, tekinsiz güvensiz ve kırılgan karton bir evin içinden çıkan kadınlar yırtık kutulardan yaptıkları pankartları kaldırıp sessizce yürümeye başlıyorlar. Pankartlarda hiçbir şey yazmıyor. Boş ve yazısız. Çalışmanın adı da "Başlıksız" zaten.  

    Bu dünyada umutlanacak bir ışık olacaksa bu anne babalarının ayrımcı, ırkçı, ayrıcalıklı yaklaşımlarını devralmaktan sıyrılmayı başaran genç insanların küresel dayanışmasının sonucu ortaya çıkacak. Yeni durum en çok görsel sanatlarda kendini dışa vuruyor. Mısır'da seçileli daha bir yıl olmamış bir cumhurbaşkanını kanlı bir darbeyle indiren, halka silah doğrultan askeri kalkışmaya darbe diyemeyen eski insanlar zihinsel olarak elenip gidecek insanlık aleminden. Amerika kelime oyunlarıyla köhnemiş politikaları sürdürmekte darbecilere savaş uçakları yollamakta. Fakat halkın vicdanı siyâhî Trayvon Martin için ayakta. Onu pervasızca öldüren beyaz Zimmerman'ın beraat etmesi bütün eyaletleri ayağa kaldırdı. Beklenenin aksine protestocuların çoğu da beyaz. Aynı insanların dünyada özgürlük için mücadele eden hakları çiğnenen aktörler Müslüman olduğunda da seslerini duymak isteriz. Elbette mağdurların inanç ve kültürlerine aldırmaksızın hakkı tutup kaldırabildiğimiz sürece bunu istemeye hakkımız var. İnce işlere zaman ayırdığımız vakit. Silah sesi çok gürültü yapabilir ama herkese adalet isteyen incelikli sadalar kalacak sadece bu kubbenin altında.

     ZAMAN

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.