1. HABERLER

  2. MAARİF

  3. Salih Amel, İhlas, ve Muhlis/Maarif
Salih Amel, İhlas, ve Muhlis/Maarif

Salih Amel, İhlas, ve Muhlis/Maarif

A+A-

 

Soru: Rivayetlerde nakledildiğine göre "bir insan 40 gün boyunca Allah için salih ammellerde bulunursa onun için hikmet pınarları açılır. Acaba salih amelden kasıt 40 gün boyunca oruç tutmak mıdır? Hükmü açıklar mısınız?


Cevap: Rivayetlerde nakledildiĝine göre bir insan 40 gün boyunca Allah rızasını gözeterek salih amellerde bulunursa hikmet pınarları kalbinden diline akacaktır deniyor.

Rivayette kastedilen salih amelden kasıt nedir? Hangi ammeller yerine getirilmelidir?

  Salih amellerden asıl maksat, insanın hayırlı olan bütün işleri yapması demektir. Belirli bir amel ile sınırlandırılmamıştır. Örneğin insanın sadece oruç tutması gibi. Yani insanın oruç tutması, namaz kılması, yürümesi, çalışması… Kısacası yapacağı bütün amellerinde rızayı ilahiyi gözetmesidir.

Amellerde ilahi rıza nasıl gözetilir? Bu soruya ulema tarafından birçok cevap verilmiştir. Ama cevapların ortak noktası "insanın kendisini unutması (yani salih amellerde kendisi için bir menfaat gözetmemesi) ve ilahi rıza dışında bir hedef peşinde olmamasıdır. Hatta hikmet pınarlarının kalbten dile akması için, cennet nimetlerine nail olabilmek  ya da cehennem korkusu üzere salih amel işlenmemelidir.  Ameller sadece Allah için işlenmelidir. Çünkü gerçek manadaki mahbub ve ibadet edilmeye layık olan sadece  O'dur. Hz.Ali’nin (ra), "ben cehennemden korktuğum için ya da cennet nimetlerini elde etmek için sana ibadet etmiyorum. Seni ibadet etmeye layik gördüğüm için sana ibadet ediyorum" buyurduğu gibi.

Hikmet ehli olmak, cenneti elde etmek, kurb (Allah’a yakınlık makamı) na erişebilmek için dahi olsa, bu niyetler ile salih amel işlenmemelidir. Neticesi ne olursa olsun işlenen her amel ilahi rızaya nail olmak için işlenmelidir. Bundan dolayı bazı tabirlerde Îhlas, "Allah’tan gayri herşeyden kendini temizlemek, O'ndan gayrısına kalbinde yer vermemek" olarak nitelendirilmiştir.

İhlas üzere olan bir kişi, yaptığı salih amelden dolayı kendisinin övülmesi ve yüceltilmesini sevmez, istemez. Örneğin namaz kılan bir şahıs, kıldığı namazdan dolayı başkaları tarafindan övülür ve bu (övülme ) şahsın hoşuna giderse, bilinmelidir ki, yapılan amelde ihlas yoktur. Elbette insan çabalayarak/uğraş vererek bu amelindeki noksanlık/eksiklikleri düzeltip ihlaslı bir hale getirebilir.

Açıklamalardan anlaşıldığı üzere ihlasın hakikati, "Însanın yapmış olduğu amelden dolayı kendisinin veya amelinin takdir ile karşılanmasını istememesidir. Salih bir amel işlediği zaman niyetinden Allah’ın dışında herşeyi temizlemelidir.

Hz.Peygamber’e (sa) sorulur:" İhlas ne demektir?"

Hz.Peygamber (sa) cevap verir: “Kulun, Rabbim Allah ve Allah’tan başka ilah olmadığını ikrar edip bu söz üzere istikamette olması ve yalnızca Allah için amel işlemesidir.” Sadece Allah, sadece Allah deyip amelini de sadece Allah için yapmasıdır. Bunları fiiliyata geçiren insan, ihlas makamına ulaşmış demektîr. Hz.Ali’nin (ra) buyurduğu gibi, "senden korktuğumdan yahut cennetini istediğimden sana ibadet etmiyorum. Sana, ibadete layık olduğun için ibadet ediyorum. "İhlas yani insanın amellerinde Allah’tan gayri herşeyi silmesi demektir.

Cebrail (as) Peygamber’e (sa) hediyeler ile nazil olur. Bu hediyeleri tek tek takdim ettikten sonra, hediyelerin en büyüğü olan ihlasa sıra gelince; Peygamber (sa), Cebrail (as)'dan  ihlasın anlamını sorar. Cebrail (as) şöyle cevap verir: "Kişinin insanlardan bir isteği, beklentisi olmaksızın arzu ettiğine kendi çabaları ile ulaşmasıdır. Elde ettiği şeyin insanlar tarafindan değil de Allah tarafindan kendisine bahşedildiğinden dolayı sevinçli ve razı halinde olmasıdır. Elinde olanı Allah için verirken, boşalan yerin tekrar doldurulup doldurulmayacağı konusunda endişeye kapılmamasıdır." Sonra peygamber (sa) buyurdular: Muhlis'in dört alameti bulunmaktadır:

1) Kalbin temiz olması (kalpte kin,hırs vb bulunmaması)

2) Bedendeki her uzvun Allah için kullanılması

3) Yapmış olduğu iylik ve güzellikleri kendisine has kılmayıp aynı şekilde iylikleri başkaları ile paylaşması

4) İnsanları kendi şerrinden koruması

Bu özellikler muhlis insanın özelliklerindendir. Bu özellikleri elde eden /taşıyan herkes muhlis makamına ulaşmış demektir.

Bedendeki uzuvların Allah için kullanılması demek, insanın günahlara bulaşmaması demektir. Zira işlenen her günah bedene vurulmuş bir darbedir. Hz. Ali (ra) Kumeyl duasında şöyle diyor: "(ihlas makamına ulaşmak için) kendini belirli bir amel ile sınırlandırma. Yükümlü olduğun vacipleri yerine getir ve haramlara yaklaşma ve gücünün yettiği kadar mustehapları eda edip mekruhlardan kaçınmaya özen göster. (Bu makama erişebilmek için) olağan üstü ameller yapman gerekmiyor, sadece niyyetini gözden geçirip ibadi ve gayri ibadi konulardaki niyetin sadece Allah rızası için olmalı. Bu bir kerede olacak bir şey değil, zamanla insanın çabası ile bu hassasiyeti kendisinde meleke (sürekli) haline getirdiği zaman ulaşacağı bir makamdır. Ve insan bu makama ulaştığı takdirde kendisi Muhlis olarak telakki edilir ki, ömrünün son demlerinde artık muhlis değil, daha üst mertebe ve peygamberlerin makamı olan ‘muhles’ makamına Allah (cc) tarafından ulaştırılacaktır. Yani insanın bu makamı elde etmesi ve o makamda sürekliliği, bir kereliĝine has kılınan inziva ile elde edemez, aksine bu inzivanın o makamın elde edilmesi için sürekliliği/devamlılığı şarttır. Bu amel sürekli hale getirildiği esnada, kurb makamına erişilecektir ki, bu makama ulaşan kişi Allah tarafinda muhlis makamından daha yüce olan muhles makamı ile şereflendirilecektir.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.